GeriKitap Sanat Özü ‘Töz’ü bir müzikler
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Özü ‘Töz’ü bir müzikler

Özü ‘Töz’ü bir müzikler

Türkiye caz sahnesinin çok değerli üç müzisyeni Tamer Temel (saksofon), Ercüment Orkut (piyano) ve Cem Aksel’in (davul) bir araya gelerek kaydettikleri ‘Töz’ A.K. Müzik etiketiyle yayımlandı. Üçlünün tek seferde, durmadan ve parçaların birbiriyle doğaçlamalar halinde bağlanması şeklinde kaydedilen ‘Töz’de bazı geçiş parçaları hariç tüm besteler Tamer Temel’e ait. Biz de kendisiyle ‘Töz’ü konuştuk.

Siz Töz Trio olarak çıktınız, belki hala öylesiniz ama yayımlanan albümde üçlünündeğil; albümün ismi olarak “Töz”ü görüyoruz. Töz Trio nerede? 
Töz hem albümün hem de grubun ismi. İlk önce benim ismimle başlamıştık ama grup içindeki iletişim ve parçaları yorumlayış biçimimiz grubun kendi isminin olmasına yol açtı aslında. Yazdığım parçalar da Türker Özşekerli ile olmasını planladığımız proje için parçalardı ilk yola çıktığımızda. Bu yüzden Töz ismini aldı triomuz.

Albümde interlüdlerin önünde ve arkasında duran parçaları yazdığın zaman yine o interlüdleri mi tasarlamıştın? 
İlk başta evet, interlüdleri planlamıştım, kafamdaki plan, interlüdler umduğum gibi olmazsa yazarım diye düşünmüştüm. Ama çaldıkça, birbirimizi bu müzikal ortam içinde tanıdıkça umduğumdan da daha iyi sonuçlar almaya başladık ve yazmama gerek kalmadı. 

Hangi aralıkta tınısal olarak nasıl bir bağlantı olması gerektiğine nasıl karar verdiniz?
İnterlüdleri kimin ya da kimlerin nasıl çalacağı konusu beraber çalarak, hoşumuza giden ya da gitmeyenleri bu süreçte ayıklayarak ortaya çıktı aslında. Artık böyle olsun dediğimiz serbest bölümler var ama hiç biri tam olarak belirli de değil, bu konuda cesur olmayı ama konsantrasyonu ve müziğin o andaki genel halini bozmamaya bilakis başka türlü yerlere gidebilmeye çalışarak geliştirmeye çalışıyoruz.

Töz’ün epik ve lirik karakterini bir güzel derleyip toparlayan nefis bir Coda’yla albümü kapatıyorsunuz. Bu sonsöz nasıl ortaya çıktı?
Coda aslında son bestelenen parça. Önceleri son kısımda bu hissi verebilecek parçalar kullanıyorduk, sonra orada gerekli olduğunu düşündüğümüz bu parçayı yazdım. Benim de çok içime sinen bir kapanış hissi oldu.

Bir saksofonistin, parçaları çoğunlukla piyano etrafında düşünerek yazması ve trio için düzenlemesi pratikte nasıl bir akış demektir?
Sanırım piyano müziğini ve imkanlarını çok sevmek ile ilgili olabilir. İlk olarak piyano için yazarak başlasa da sonradan direkt olarak trio düşünülerek yazıldı parçalar aslında. Bir kısmında piyanonun dokusal özelliklerini de kullanma ve araştırma etkili oldu sanırım. Bir de yanınızda Ercüment gibi denemek istediğiniz her şeyi rahatlıkla hayata geçiren hatta oradan alıp çok daha ilerilere de taşıyabilen bir müzisyen olunca çok zevkli bir hal alabiliyor tabii.

Bu albümün iki gündeki üç kaydından biri seyircilerin de olduğu bir ortamda çalındı. Seyirci faktörü doğaçlamanın bu kadar hakim olduğu bir müzikte avantaj ya da dezavantaj oluşturmaz mı?
Biz de çok merak ettik açıkçası bunu kayıttan önce. Ve bu riski almak ve sonuçları görmek istedik. Nasıl etkileneceğiz ya da farklı ne çıkacak diye. Sanırım olumsuz bir etki olmadı, tam tersi belki de. Zaten diğer kayıtları da aynı şekilde hiç durmadan çaldık. Konserler de öyleydi, sanırım bu süreçte konsantrasyonumuz arttı epeyce ve çalmaya başladığımızda üçümüzün dışında başka bir şeyle bağımızı koparabilmeyi becerebildik gibi geliyor bana.

Töz’ün konserlerinde interlüdleri hep albümde çalındığı gibi duyma ihtimalimiz var mı?
Birebir olarak yok tabii, ama işin güzel tarafı da bu sanki. Her seferinde başka türlü bir atmosfer olabiliyor ve bu da bizi çok konsantre ve taze olmaya çalışmaya zorluyor.


Yorumları Göster
Yorumları Gizle