GeriKitap Sanat Osmanlı’da bilim var mıydı?
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Osmanlı’da bilim var mıydı?

Osmanlı’da bilim var mıydı?

Miri Shefer-Mossensohn, ‘Osmanlı’da Bilim - Kültürel Yaratı ve Bilgi Alışverişi’ kitabında yaygın kanaatin aksine Osmanlı toplumunun yeni teknolojilere başarıyla uyum sağlayan ve onları kendi ihtiyaçlarına uyduran medeniyetlerden biri olduğunu ifade ediyor.

 Eğer bilimden bugünkü manada teknolojiyi anlayıp onu Osmanlı’ya uygulamaya çalışırsak kafamız hayli karışacaktır. Son teknolojik devrimler sadece bilimin biçimini değil hedefini de değiştirmiştir. Bu bağlamda, Miri Shefer-Mossensohn’un ‘Osmanlı’da Bilim’ kitabının asıl alt başlığına, ‘kültürel yaratı ve bilgi alışverişi’ tabirine yoğunlaşmak gerekecektir. Osmanlı daha bilginin tabiatında kendi farkını ortaya koyar. Bilginin kaynağı her şeyden önce tanrısaldır ve onun dolayımı bu bağlamdan koparılamaz. O denli bağlamlı bir meseledir ki bu baştan sona bir dizi sebep sonuç örüntüsünü de içerir.

Mossensohn kitabını, ‘Osmanlı’da bilimsel uğraşın hikâyesi’ olarak sunuyor. Yaygın kanaatin aksine ‘Osmanlı toplumu yeni teknolojilere başarıyla uyum sağlayan ve onları kendi ihtiyaçlarına uyduran medeniyetlerden biri’dir. ‘Her ne kadar dünyaca ünlü bir buluş ve yeniliğe imza atmamış olsalar da’ bu yönde sahip oldukları pek çok yeti sayesinde devleti altı yüz yıl ayakta tutmayı başarmışlardır. Bu başarıyı kültürel dünya görüşü, verimli ortam oluşturma ve bilim faaliyetlerindeki paradigma farkıyla irtibatlandırır yazar.

Türk- Moğol, İslam, Bizans ve Akdeniz bilgi ve kültür birikimini kendisine has bir kıvraklıkla içselleştiren Osmanlı, ‘farklı jeokültürel kaynaklar ve çoklu geleneklerden beslenmekle’ kalmaz Çin’e kadar uzanan bilimsel ilhama da dayanır. Daha bahçe kültüründen başlayarak hayatı zenginleştirip güzelleştirecek bilginin peşine düşer. Bir tarım toplumu olmasına rağmen üretim artmaz elbette ama ilim kelimesi Franz Rosenthal’ın çözümlemesiyle ulum ve adab gibi ikiz ana terime evrilir. Bu, soyut ve somut bilgi çekirdek halinde varlığını yaşatır. Pek çok merkezde toplanan bilgi birikimi toplumsal iletişimi güçlendirir.

Devlet ve onun aktörleri tıp dahil her tür bilim/bilgi türünün hiyerarşik örgütlenmesini sağlar. Seçkinler mutlaka devreye sokulur. Çoklu aktörler arasındaki etkileşim işlevselleştirilir. Vakıf ve hamilik sistemi özgün bir çözüm olarak yaşatılır. Sonuçta, edebiyat hayatından coğrafyacılığa kadar her alanda bilgi akışkanlığı sağlanır. ‘Köken ve özgünlük’ yazarın özellikle üzerinde durduğu konudur. Osmanlı bir bilgi ve bunun kültürünü üreten bilim toplumu olmuştur. 18.yy’dan itibaren Osmanlı - Avrupa etkileşiminde Batı lehine bozulan varlık dengesi de sadece Osmanlı ile ilgili değildir. Sanayi ve ardılı kapitalist zihniyet dünyasının bilgi/ bilim kökü ile rakipsiz yayılmacılığı başka bir sorundur. M. Mohssensohn tezlerini kuvvetlendirmek için kitabın sonuna nitelikli ve zengin bir bibliyografya da ekler.

Osmanlı’da bilim var mıydı

OSMANLI’DA BİLİM - KÜLTÜREL YARATI VE BİLGİ ALIŞVERİŞİ
Miri Shefer-Mossensohn
Çeviri: Kübra Oğuz
İş Bankası Kültür Yayınları, 2019
316 sayfa, 28 TL.


Yorumları Göster
Yorumları Gizle