GeriKitap Sanat Onur Ünlü: Biz dünyada niye olduğumuzu bilmiyoruz
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Onur Ünlü: Biz dünyada niye olduğumuzu bilmiyoruz

Onur Ünlü: Biz dünyada niye olduğumuzu bilmiyoruz

‘Onur Ünlü: Bir Sürü Endişe’, Alper Kırklar’ın yönetmen Onur Ünlü’yle yaptığı uzun bir sohbetten oluşuyor. Ünlü, kendine has üslubuyla, yaşamını ve sinemasını anlatıyor.

Kitabın ismine bakıp aldanmayın, bu bir vesveseler metni değil. Tam tersine, Onur Ünlü sinemasına/TV dizisine aşina olanların bileceği türden muziplikler, ters köşeler ve gündelik hayhuyda akla gelmeyen tali meseleler barındıran, sapaklardan sapıp merkezden uzaklaştıkça ferahlayan bir nehir söyleşi.
Alper Kırklar’ın bu kitabı hazırlama fikrinin çıkış noktası, Onur Ünlü’nün şiirlerinde ve filmlerinde gördüklerinin gerçekten orada olup olmadığını anlama çabasıymış. Merak ettiklerinin, Ünlü’nün şiirini ve sinemasını takip edenlerin de ilgisini çekeceğini düşünmüş. Ve kendisiyle toplamda yaklaşık 1.5 ay süren bir röportajlar silsilesi h
azırlamış.
Ancak Ünlü’nün işlerinin yoğunluğu nedeniyle kitabın tamamlanması bir yıldan fazla sürmüş.
Bunları şu yüzden yazıyorum. Kitabı görünce, “Aa oturmuşlar bir çay bahçesine, üç saat laflamışlar, sonra kasedi deşifre edip basmışlar herhalde” diye düşünebilirsiniz. Öyle olmamış. Olabilirdi de tabii, kime ne. Bir de söyleşinin diğer biçimler arasında pek matah bir yeri yok galiba diye düşünerek de yazıyorum bunu. Belki, yeniden palazlanır diye...

Çünkü mesela şu an, tam bu satırları yazarken, karşımdaki rafta eski Roll dergilerinin durduğunu fark ettim ve o dergilerde okuduğum söyleşilerin beni ne kadar etkilediğini hatırladım. Tom Waits, Ciguli, Suzanne Vega... Hepsinin söylediği en az bir lafın, beni bir şekilde etkilediğini anladım. İyi söyleşinin çok iyi bir şey olduğunu, hakikaten bir işe yaradığını... Ama artık günümüzde yapılan söyleşilerin hemen tümünün altından ya reklam, ya işte bir çıkar, bir şekilde bir pislik fışkırıyor. O yüzden Alper Kırklar’ı, hem bir söyleşi kitabı hazırlamaya karar verdiği için (Bu bir geri çekilmedir çünkü bir bakıma) hem de bunu dört başı mamur bir biçimde yaptığı için tebrik etmek lazım.
Peki nasıl düzenlenmiş, ne konuşuluyor bu söyleşide derseniz, Kırklar şöyle söylüyor:
“Kitabı kronolojik şekilde tasarladım. Şiir ve sinema öncesiyle başlayıp filmlerin kronolojisine göre ilerledim. Filmleri kendi içinde ele almaya çalışırken bir yandan da genel olarak Onur Ünlü sinemasıyla, Ah Muhsin Ünlü şiiriyle ve hayatın kendisiyle ilişkisini de anlamaya çalıştım. Bazen sorular sorunun sınırlarını aştı ve kendimizi başka sularda bulduk. Bazen de bir cevabın sonunda ikimiz de sorunun ne olduğunu unuttuk.”
Kitabın en güzel yerlerinin o “Soru neydi?” kısımları olduğunu da eklemeliyim.
Yazarı, kitabın Onur Ünlü’yü şair, yönetmen, senarist ve televizyoncu kimlikleriyle tanıyan farklı okuyucuların ilgisini çekeceğini ve genç sinema meraklıları için bir tür yol gösterici olacağını düşünüyor. Öyle de olmalı.
Benim kitabı okumadan önceki en büyük korkum, kitabın ‘mağlup ve kentli erkeğin’ dertleriyle çok fazla dolu olabileceği endişesiydi ama Ünlü’nün ‘bir sürü endişesi’ içinde en öne çıkan hal, o olmamış. Yok mu? Var. Ama ‘Leyla ile Mecnun’da da vardı ve yine de manyak gibi izliyorduk işte.

Kitaptan:
‘Bı’ adlı bir kız
‘Sen Aydınlatırsın Gece’yi filmi hakkında konuşurken...
◊ A. K.: Filmde Cemal’in ilkokul öğretmeni görünmüyor.
◊ O. Ü.: Evet, görünmüyor ama epey değiştirdim. Orada imam daha merkezdeydi. Hatta karısı normaldi. Bir kızları vardı ve o kız da saydamdı. Ama kız çok utanıyordu, onun için tenekeden bir kostüm yapmışlardı. Çünkü kızın arkası gözüküyordu, arkadaşları dalga geçiyordu. Kızın adı da ‘Bı’ydı. Bı! İmam diyordu ki, “Herkes Elif koyuyor kızının adını, ben de ikinci harfi koydum”.

Onur Ünlü: Biz dünyada niye olduğumuzu bilmiyoruz
ONUR ÜNLÜ:
BİR SÜRÜ ENDİŞE
Alper Kırklar
Sel Yayınları, 2017
237 sayfa, 20 TL.


Yorumları Göster
Yorumları Gizle