GeriKitap Sanat Onun adı Mihri...
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Onun adı Mihri...

Onun adı Mihri...

SALT Galata’da açılan ‘Mihri: Modern Zamanların Göçebe Ressamı’ sergisi, kadınlara mahsus güzel sanatlar okulu İnas Sanayi-i Nefise Mektebi’nin kuruluşunda yer alan, dönemine göre kadınlar için sıra dışı bir öncü ve rol modeli olan gezgin portre ressamı Mihri’nin az bilinen, kısmen efsaneleşmiş renkli yaşamına ışık tutuyor.

Karşımda, zamanların içinden ruhunun tüm ‘zamansızlığıyla’ bakan sıradışı bir kadının otoportresi var. Sanki gizemlerini çözebilirmişim gibi gözlerim portresinde dolaşırken, aklıma da Selim İleri’nin ona dair sözleri düşüyor. “Kültür hayatımızda yenileşmenin sentezini ararken, bugün unutulmuş, dönemlerindeyse mücadele vermiş nice kişiyle yüz yüze geliyoruz. Unutuluşta sanırım kadınlar başı çekiyor; unutulan kadınlar öylesine çok ki.” Onun adı Mihri, ‘yalnızca Mihri’ ve tarihle geç kalmış randevusunu tamamlamak istercesine, şimdi tüm görkemiyle sanat tarihimizde hak ettiği onurlu yerini eksiksiz almak için geri dönüyor.

SALT Galata’da, ‘Mihri: Modern Zamanların Göçebe Ressamı’ adlı serginin hazırlanmasına katkıda bulunanlardan SALT’ın Araştırma ve Programlar Yardımcı Direktörü Lorans Tanatar Baruh ve Farah Aksoy ile birlikteyiz... Baruh, bize öncelikle projenin doğuşunu ve ardından amacını anlatıyor: “SALT şimdiye kadar çok anlatılmamış, biraz göz ardı edilmiş tarihler üzerinden projeler üreten bir kurum. Mihri de böyle bir kişilik ve belgelere dayanmadığı için çok az da bilinen, kısmen efsaneleşmiş bir yaşamı var. Bir süre önce SALT Araştırma Fonlarında yer alan Berna Gençalp’e ait ‘Kim Mihri?’ belgeseliyle SALT’ın da dikkatini çekmişti. Gençalp’le daha sonra irtibata geçtiğimizde, bize Özlem Dağoğlu’nun Mihri üzerine yapmış olduğu doktora tezinden bahsetti ve onunla iletişime geçip kapsamını öğrendik. Ardından kendi aramızda tartışmaya başladık. Bu tartışmaya Boğaziçi Üniversitesi Tarih Bölümü’nden Ahmet Ersoy da dahil oldu. O da, 1. Dünya Savaşı’ndaki kültürel ortama dair bir doktora tezi olan Gizem Tongo’yu önerdi ve böylelikle aramızdaki konuşmalar bir sergiye evrildi. Burada Farah (Aksoy) da katıldı projeye. Ben tarih kökenliyim, Farah ise sanat... Dolayısıyla herkes birbirini tamamladı ve böylece ortaya kolektif bir çalışma çıkmış oldu.”

“Mihri, sanat tarihinde nispeten daha az bilinen bir kadın ressamdı. Bunu biraz belgeler ışığında açmayı amaçladık” diyen Baruh, “Mihri çok yer değiştirmiş biri. Ve belge bırakmamış arkasında. Dolayısıyla biraz iz sürerek bu bilgilere ulaştık. Yurtiçinde birçok arşivden belge topladık. Yurtdışında Amerika’da özellikle basını taradık ve orada çok farklı çıkan röportajlar ya da haberlerle iz sürdük. Böylece şimdiye kadar bilinenlerin ve anlatılanların genişletildiği ve doğru kaynaklarla gösterildiği bir sergi oldu. Portre ressamı olduğundan eserleri de çok kısıtlıydı. Topkapı Sarayı’ndan iki eser aldık. Kendi portresiyle Tevfik Fikret’i... Tabii bazı eserleri de dijital koymak zorunda kaldık. Bir Edison portresi var ki, Amerika’da Rollins College’da bulunduğundan, dijital olarak yer aldı” diye devam ediyor.

Onun adı Mihri...

Mihri’nin, dönemin New York Valisi Franklin D. Roosevelt’in portesini yaptığını duyuran haber, (takribî 1931) Olin Kütüphanesi

Bir tür tarih dedektifliği ve çok kapsamlı bir detay avcılığı sonrası ortaya çıkmış ve ona dair pek çok ilkin ilk kez izleneceği sergi mekânında dolaşırken, Mihri’nin film kahramanlarını aratmayacak ölçüdeki renkli ve sıradışı yaşamının içinde gezinmeye başlıyorsunuz. Bu adeta, Mihri’nin unutulmaya ve giderek efsanelerle üstü kapanmaya yüz tutmuş hayatının, belgelerle sunulan gerçek öyküsüne bir davet...

Osmanlı’nın son döneminde yetişen portre ressamı Mihri’nin (1885-1954), tanınmış bir ailenin mensubu olarak büyüdüğü ayrıcalıklı çevre, küçük yaşta resme başlamasına imkân tanımış. Saray ressamı İtalyan Fausto Zonaro’dan bir süre ders alıp öğrenimine Avrupa’da devam etmiş. Henüz 29 yaşındayken kadınlara mahsus güzel sanatlar okulu İnas Sanayi-i Nefise Mektebi’nin kuruluşunu sağlamasıyla ise toplumsal dönüşümün kayda değer aktörleri arasında yerini almış. Ancak, ömrünün büyük bir kısmını yurtdışında geçirmesi, Türkiye sanat tarihi yazımında arka planda kalmasına neden olmuş.

Ülkeyle irtibatı gitgide kopan ve hakkında az sayıda araştırma bulunan ‘Mihri Rasim’ ya da ‘Mihri Müşfik’in hikâyesine dair kimi ayrıntılar bu nedenle halen bir muamma. İşte tam da bu noktada ‘Mihri: Modern Zamanların Göçebe Ressamı’, Mihri’nin yerleştiği ülkelerde zamanın ruhuna göre yeniden kurguladığı kimliği ve hayatına bugüne dek ortaya çıkmamış tarihi resmi belgeler ve dönemin gazete haberleri ışığında odaklanıyor. Ayrıca, dönemin kültür ortamı ve İnas Sanayi-i Nefise’nin ilk öğrencileri üzerinden sanatçıların modernleşme sürecindeki rolünü de detaylandırıyor.

Farah Aksoy, serginin kurgusunu şöyle özetliyor: “Aileden günümüze ulaşan belgeler eşliğinde aile hikâyesiyle ilerliyoruz. Sonra bir İnas hikâyesi başlıyor. Bir kadın eğitimci olarak öğrencilere açtığı bir yol var. Bununla birlikte artık Mihri de ‘Mihrileşmeye’ başlıyor ve ilk defa kendi sergisini açıyor 1918’de. Ardından bir yurtdışı hikâyesi çok daha ağır basmaya başlıyor. 22’den sonra bir Fransa ve İtalya durumu var. 1927’den itibaren tamamen Amerika’ya göç söz konusu. O yüzden hikâyenin kurgulamasını erken dönem, İnas ve Amerika olarak sıralayabiliriz. Amerika kısmının hiçbir kayıtlara geçmemiş bir tarafı da olduğu için özellikle orayı öne çıkarma tercihinde bulunduk. Rollins College ile olan öğretmenlik başvurusu ve yazışmaları ile bir göçmen olarak oraya başvurma süreci, vatandaşlık başvurusu elde edene kadar geçtiği zorlu yollar, değiştirdiği çeşitli evlere dair detaylar çeşitli belgelerle sergide yer alıyor. 1929’da Büyük Buhran’la karşılaşıyor. Ekonomik olarak zorlansa da altından kalkmayı başarıyor. Portreler yapıyor, para kazanıyor. Hep güçlü bir şekilde ayakta duruyor.”

Öte yandan Mihri yalnızca ‘bir kadın ressam’ olarak sınırlandırılamayacak denli renkli ve güçlü bir karakter. Dönemine göre kadınlar için sıradışı bir öncü ve rol modeli... Amerika’daki yılları sırasında, League of Women Voters [Kadın Seçmenler Topluluğu] gibi kadın hakları derneklerinin etkinliklerinde de yer almış, yapılanmakta olan Türkiye üzerine ve kadınların özgürleşmesine ilişkin halka açık konuşmalar da yapmış. Bu serginin bir diğer özelliği ise ‘soyadı meselesi’nin altını çiziyor olması... Mihri, ilk eşiyle evli olduğu dönemde tanındığından, genel olarak hep Mihri Müşfik olarak anılmış olsa da, onu tanıdığımızda şunu görüyoruz; zamanların içinde tüm zamansızlığıyla hâlâ sesini bize ulaştırabilen bu güçlü kadının kendine ait bir adı var. Yalnızca ve bütünüyle Mihri...

‘Mihri: Modern Zamanların Göçebe Ressamı’, 9 Haziran’a kadar SALT Galata’da.

Yorumları Göster
Yorumları Gizle