GeriKitap Sanat O sessizliği hiç unutamıyorum’
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

O sessizliği hiç unutamıyorum’

O sessizliği hiç unutamıyorum’

2016’da 81 yıllık Wieniawski Yarışması’nda kazandığı birincilikle 20 yaşında adını David Oyştrak, Ginette Neveu gibi efsanelerin arasına yazdıran Mersin doğumlu kemancı Veriko Çumburidze, Münih’teki eğitimini sürdürüyor. Geçen yıl Melbourne Senfoni’yle verdiği konseri 11 bin kişi izlemişti. Bu yaz iddialı festivallerde sahneye çıkacak. Çumburidze, 25 Nisan’da Ankara Müzik Festivali’nin kapanış konserinde Tiflis Senfoni Orkestrası eşliğinde Mozart’ın beşinci keman konçertosunu seslendirecek.

Eğitiminiz hangi aşamada?
2015’te Güher ve Süher Pekinel’in TÜPRAŞ’ın desteğiyle sürdürdüğü ‘Dünya Sahnelerinde Genç Müzisyenler’ programına kabul edildim. Bu destekle Münih Müzik Okulu’nda öğrenimime başladım. Bu yaz lisans eğitimimi tamamlayacağım. 5 Temmuz’da saat 17.00’de okulun ana binasının büyük salonunda halka açık vereceğim konser bitirme sınavım olacak. Sonrasında yüksek lisansa geçeceğim.
Hangi yarışmalara katılmayı planlıyorsunuz?
Yarışmaları sürdürmüyorum ve henüz açıkçası önümüzdeki yarışmalardan birine katılmayı da düşünmüyorum.

GERÇEKLE YÜZLEŞTİM
Wieniawski Yarışması’ndaki birincilik, isminizin duyulması, beklentilerin yükselmesi sizi nasıl etkiledi?
En harika gelişme birinciliğe bağlı konser ödülleri, davetlerdi. Almanya’dan Avustralya’ya birçok ülkede harika orkestra, şef ve müzisyenlerle konser verme şansına eriştim. Zorlayıcıdan öte, her konser bir dersti, çok önemli deneyimdi. Yarışma öncesinde böylesine yüksek tempoda konser vermemiştim. Böyle bir kariyerin nasıl olduğunu bilmiyordum. Ufkumu çok genişletti. Bu açıdan çok mutluyum. İlk başta endişeliydim. Konserleri, yeni eser öğrenmeyi, istediğim yoruma ulaşmayı ve bu arada kendimi geliştirmeyi bir arada nasıl yürüteceğimi düşünüyordum. Bir süre sonra fark ettim ki bu endişeler hayat boyunca sürecek. Ayrıca öğrenmenin sonu yok. Artık eskisine kıyasla çok daha büyük bir zevkle konserlere hazırlanıyorum. Farklı açılardan bakabiliyorum.

Yarışma sonrasında birincilikle gelen konserlerden hangileri sizin açınızdan unutulmazdı?
Benim için müzik yapmak demek, sahnede diğer sanatçılarla, seyirciyle ve eserlerle uyum oluşturmak, enerji yaratmak demektir. Yorumda ulaşılan derinlik ve bunun nasıl yansıtıldığı önemlidir. Bu kriterler doğrultusunda unutulmazların başında Avustralya’da şef Benjamin Northey yönetimindeki Melbourne Senfoni Orkestrası eşliğinde verdiğim konser yer alıyor. 11 bin kişi pür dikkat dinledi. Bern’de Zürih Oda Orkestrası ile Mozart ve Haydn konçertolarını ilk kez şefsiz çaldım. Solsberg Festivali’nde son dakikada iptali nedeniyle kadrosu değiştirilen trio konserinde Sol Gabetta ve Bertrand Chamayou ile sahneye çıktım. Çaldığımız Şostakoviç’in piyanolu üçlüsünün bitimindeki o sessizliği hiç unutamıyorum. Onun dışında Polonya’nın mükemmel salonlarında çok güzel orkestralarla konserler verdim. Anavatanım Türkiye ve Gürcistan’ın müzikçileriyle, sevgi ve destek dolu seyircisinin, dostların önünde çalmak benim için her zaman çok ama çok keyifli oluyor. Hep özlem duyarak bekliyorum bu konserleri.

Bu yaz programınızda iddialı konserler var mı?
Temmuz ve ağustosta birçok önemli festivalde konser vereceğim. Almanya’daki Meklenburg-Vorpommern Festspiele ve ünlü piyanist Leif Ove Andsens’ın Norveç’te düzenlediği Rosendal Festivali bunlar arasında. Tabea Zimmermann, Clemens Hagen, Leif Ove Andsnes ve Marc Andre Hamelin gibi tanışmayı, birlikte çalışmayı hayal ettiğim efsanevi müzisyenlerle sahneye çıkacağım.

İSVİÇRE’DE ÇALMIŞTI
Repertuvarınız hangi yönde gelişiyor?
Son iki yılda repertuvarım oda müziği, solo ve orkestra müziği açısından dengeli şekilde genişledi. Çünkü sadece orkestrayla değil hem piyano eşlikli hem de oda müziğinin farklı formlarında konserler veriyorum. Elbette solo repertuvarım son yıllarda oda müziği repertuvarına kıyasla biraz daha genişledi ama şahsen olabildiğince her yıl farklı ‘tatlar, türler, formlar ve dönemlerden’ eserler katmak istiyorum ki kendi kapasitemi, hayal gücümü ve düşünce biçimimi genişleteyim.

Ankara Müzik Festivali’nde şef Vakhtang Kakhidze’nin yönettiği Tiflis Senfoni Orkestrası eşliğinde seslendireceğiniz Mozart’ın La Majör Keman Konçertosu ne kadar zamandır repertuvarınızda, esere yaklaşımınız zaman içinde nasıl dönüşüm geçirdi?
Bu orkestrayla, şefle ilk kez konser vereceğim. Ankara Müzik Festivali’ne ilk kez katılıyorum. Benim için bu açıdan çok heyecan verici bir konser olacak. Yanılmıyorsam bu eser 16-17 yaşımdan bu yana repertuvarımda. İlk kez o yıllarda çok sevdiğim ve saydığım Howard Griffiths’in yönetiminde İsviçre Oda Orkestrası eşliğinde Luzern’in KKL Salonu’nda seslendirmiştim.

21 günde 8 konser, 2 dans gösterisi
Sevda-Cenap And Müzik Vakfı’nca düzenlenen 36. Ankara Müzik Festivali 4 Nisan’da başlıyor. Bu yıl 10 gösteride Almanya, Fransa, İtalya, İspanya, Brezilya, Estonya, Gürcistan, Ukrayna’dan klasik müzik, caz, dans alanında 400 sanatçı sahneye çıkacak. Programda Kiev Oda Orkestrası, Tiflis Senfoni, Devlet Çoksesli Korosu, Virsky Ukrayna Devlet Dans Topluluğu, Manolo Carrasco Flamenko Topluluğu, Giovanni Guidi Caz Beşlisi, Orkestra Akademik Başkent gibi gruplar ve kemancı Josef Spacek, piyanist Jean Bernard Pommier, Miroslav Sekera, Gökhan Aybulus, gitarcı Yamandu Costa, flütçü Cem Önertürk, arpçı Bengi Canatan, soprano Görkem Ezgi Yıldırım, alto Elif Canbazoğlu, tenor Arda Doğan, bariton Arda Aktar gibi solistler yer alıyor. (ankarafestival.com)

Yorumları Göster
Yorumları Gizle