GeriKitap Sanat Nezihe Meriç’le Çeşme’de buluşmuştuk
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Nezihe Meriç’le Çeşme’de buluşmuştuk

Nezihe Meriç’le Çeşme’de buluşmuştuk

Geçtiğimiz hafta Murat Karahan konseri için gittiğim Çeşme’de yıllar önce yaptığım Nezihe Meriç ziyaretini hatırladım.

Türk edebiyatında öykü türünün önemli, öncü adlarından biri Nezihe Meriç’dir (1924-2009). Geleneğin yeni bir anlayışa nasıl dönüşeceğini kanıtladı. Kendinden önceki kadın yazarların, kadına bakışını, değerlendirişini duyarlı ama gerçekçi bir tavırla yansıttı. Dile gösterdiği özen, kullandığı teknikler ilk kitabı Bozbulanık’la belli oldu.

Yazısındaki, öykülerindeki, sohbetlerindeki ironi, zamanın öykü anlayışı açısından farklı bir yer yarattı onu. Yalnız büyükler için değil, çocuklar için yazdıklarıyla da tanındı. Kadının her halini, özgürlüğünden başkaldırışına kadar, öyküleştirdi. Soran, sorgulayan tavrı yalnız öykülerinde değil, günlük ilişkilerinde de geçerliydi. Siyasal ve toplumsal kırıklıkları, sıkıntıları da içten içe bir sızı olarak okura hissettirdi. Eşi Salim Şengil’in kurduğu Dost dergisini, Dost Yayınları’nı yönetti. Dergicilik tarihimizde Salim Şengil’in çıkardığı ’Seçilmiş Hikâyeler’in de önemini burada vurgulamalıyım.

Behçet Necatigil onun için ne diyor; “İşlediği konulara bir iç zenginliği, dinlendirilmiş dikkatler, boyutlar ekleyen yazar değerini daha bu ilk kitabıyla kabul ettirdi.” Füsun Akatlı da ”Nezihe Meriç’in dünyası tanıdık bir dünya” der.

Bu iki saptama sadece yazdıklarından çıkarılmıyor. Günlük konuşmalarında da kendini belli ediyor. Ankara’dan İstanbul’a geldiklerinde, Boğaziçi’ndeki evlerine gitmiştim. Bir manavla konuşmasını anlatırken, bütün bir semtin, semt insanının tipini çiziyordu. Mahmutpaşa’dan inerken bir tezgâhtarla arasında geçen konuşmada bir çarşının bütün panoramasını öğrenebilirdiniz.

Kitaplarıyla; Türk Dil Kurumu Roman Ödülü’nü, Sait Faik Hikâye Armağanı’nı, Sedat Simavi Edebyat Ödülü’nü, Dünya Kitap Ödülü’nü kazandı.

İstanbul’da pek görüşemezdik, Anadolu tarafında oturduğu için. Yazları Çeşme’ye gittiklerini biliyordum. Âdetim üzere, yazar dostlarımın adreslerini bilirim, hayatlarını takip ederim. O dönemlerde tiyatro eleştirmeni Yaşar İlksavaş ile dostumuz Cankut Şamlı’nın Ilıca’daki yazlığına gitmiştik. Nezihe Meriç’e telefon ettim. “Ben Çeşme’deyim, gelebilir miyim?” dedim.

“Beklerim” dedi, arkasından bir kahkaha attı. “Tam sana yakışan bir tavır” diyerek kahkahasına ara verdi. “İstanbul’da bize gelseydin sana yakışan bir hareket olmazdı, kiloletrelerce uzakta ziyarete gelmen tam sana yakışır” dedi.

Yakınımızdaki Bonjur Pastanesi’nden pasta aldım ve ziyarete gittik. Yazlıktaki çalışmalarını anlattı. Geçen hafta Murat Karahan’ın Zeki Müren Şarkıları konserini dinlemek için Çeşme’ye gittiğimde bir kez daha andım Nezihe Meriç’i.

Yazımızın amacını özetlemeliyim: Nezihe Meriç’i Yapı Kredi Yayınları tarafından yayımlanan ‘Bozbulanık’la okumaya başlayın. Kitaplığınızı iyi bir öykücü ve romancının yapıtlarıyla bezeyin: ‘İki Ciltlik Toplu Öyküler’i alın.

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle