GeriKitap Sanat New York neresi, Bağdat neresi?
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

New York neresi, Bağdat neresi?

New York neresi, Bağdat neresi?

Lisa Halliday, gerek anlatım tekniği gerek içerik açısından birbirinden farklı iki hikâyeyi görünmez ipliklerle bağladığı ‘Asimetri’ romanında insanlar ve toplumlar arası ilişkilerdeki yaş, güç, yetenek, servet, coğrafya gibi parametrelere bağlı dengesizlikleri ve adaletsizliği anlatıyor.

Hakkında çok fazla bilgi sahibi olmadığımız bir yazar Lisa Halliday. 1978 yılında Medfield, Massachusetts’te doğdu. Bir süre yayıncılık sektöründe çalıştı. 2018 yılında ilk romanı ‘Asimetri’yi yayımladı. Halen Milano’da yaşayan Halliday, The New York Times’ın 2018’in en iyi kitapları listesine giren bu ilk romanıyla Whiting Ödülü’nü kazanmıştı.

DİNGİNLİK VE ÇILGINLIK
İlk bölüm ‘Budalalık’ta 2000’li yıllarda, New York’tayız. Arka planda Bush’un kazandığı başkanlık seçimi ve ABD’nin Irak işgali gündemi meşgul ederken ön planda Alice ve Ezra arasında yavaş yavaş gelişen bir ilişki var. Ancak eşitsiz, asimetrik bir ilişki bu -tıpkı savaş gibi. Zira Erkek -yani Ezra- 70 yaşına gelmiş, kazandığı ödüllerle kendini bütün dünyaya kanıtlamış, maddi açıdan güçlü bir adam. Alice bir yayınevinde editör yardımcısı olan, bir yandan da kendi romanını yazmaya çalışan ve geçimini zorlukla sürdüren 25 yaşında bir kız. Her ikisi de bu ilişkinin dengesizliğinin farkında: “Alice bir an için başkalarının gördüğünü tahmin ettiği şeyi gördü: bir ayağı çukurda yaşlı bir adamla zaman harcayan sağlıklı bir genç kadın. Yoksa insanlar sandığından daha anlayışlı mıydı? Onunla her şeyin daha ilginç olduğunu, bu dünyanın Alice’in cesareti ve adanmışlığı gibi niteliklere daha fazla ihtiyaç duyduğunu anlarlar mıydı?”

Mesleki yakınlıklarının, karşılıklı ihtiyaçlarının ve beklentilerinin yardımıyla ilişki kendi mecrasında usul usul akmaya başlar. Bir süre sonra Alice, sağlık sorunları ve ölüm endişeleri yaşayan Ezra’nın hayatının önemli bir parçası olacak, Ezra ise Alice’in gelecekte daha iyi bir yere gelmesini sağlayacak maddi katkılarda bulunacaktır. Ama ilişkilerinin merkezinde duran sanattır: Müzik ve edebiyat. Nobel adayı Ezra yeni ve büyük bir eser için çabalarken Alice yazmaya değer bir şeyler bulmak peşindedir.

‘Çılgınlık’ isimli ikinci bölümde sahne başka bir coğrafyada açılır. Bu kez Londra’nın Heathrow Havaalanında’yız. Yıl 2008. Başrol oyuncusu da farklı. Bu hikâyeyi Jaafari anlatacak. Hem ABD hem Irak pasaportlu bir adam. Kuzey Irak’ta yaşayan kardeşini ziyarete giderken aktarma yapmak için indiği Heathrow’da sorguya tabi tutuluyor. İşte bu süreç içerisinde Jaafari’nin anımsamaları yoluyla Bağdat’a, karanlık ve keder dolu hikâyelere açılıyor roman. Jaafari’nin anlatttıkları ya da hayatıyla Alice-Ezra ilişkisinin nasıl bir noktada kesişeceğini bekleyebilirsiniz. Ancak bireysel ya da fiziksel düzeyde bir kesişme olmayacak, kesişme daha derin bir yerlerde...
Söz konusu kesişmenin sırrının anahtarı üçüncü bölümde yatıyor. ‘Ezra Blazer’ın Desert Island Discs Programı Kaydı’ adlı bu bölümde takvimler 2011 yılını gösteriyor. Artık Nobel sahibi bir yazar olan Ezra’nın hayatı, edebiyatı, müzik tutkusu üzerine yapılan söyleşinin bant kaydını çözdüğünüzde ilk iki bölümde anlatılan hikâyeler yerlerine oturacak ve bütünlük kazanacak...

BİR KARAKTER YARATMAK
‘Asimetri’nin ilk bölümünde dingin bir hayat, belki tutkusuz ama dürüst bir ilişkinin anatomisini yapacak gibi görünüyor. Ezra Blazer ve Alice arasındaki, bütün olumsuzluklara, eşitsizliklere rağmen süren bu ilişki romantik anlatılardan hoşlanan okuyucuların ilgisini çekebilirdi. Hatta söz konusu ilişkinin öznelerinin kimlikleri ilgiyi daha da artırabilirdi. Zira Ezra Blazer karakterinin ünlü yazar Philip Roth’u, Alice’in ise yazarı yani Lisa Halliday’i işaret ettiği çok açık. Ve Halliday 20’li yaşlarında, Roth’u temsil eden yazarlık ajansının bir çalışanı olduğu yıllarda, aralarında böyle bir ilişki gerçekten yaşanmış. Sonrasında dostlukları sürmüş ve Roth, ‘Asimetri’nin yazılma sürecinde Lisa Halliday’e -özellikle kendi karakteri için- destek de vermiş. Böylelikle Roth’un Yahudi mizahına hâkimiyeti, beyzbol ve müzik tutkusu, hastalıkları Ezra karakterinde vücut bulmuş.

Her ne kadar gerçek kişilerin kurmaca karakterlere dönüştürülmesinden hoşlanmasam da söz konusu karakter Philip Roth olduğunda sınırları esnetebiliriz. Zira “otobiyografik kurgunun ilginç bir yan etkisinin, okuyucuyu yazarın özel hayatı hakkında aldatıcı bir merak durumuna sokması” olduğuna inanan Roth, romanlarında kurmaca karakteri -alter egosu- Nathan Zuckerman aracılığıyla bu merak duygusunu kışkırtmıştı. Ezra Blazer tiplemesi de Philip Roth’tan ziyade Nathan Zuckerman’dan ilham alınarak yaratılmış. Lisa Halliday de Ezra Blazer’in ve Alice ile ilişkilerinin tamamıyla kurgu mahsulü olduğunda ısrarlı. Kitabının “yıllar boyunca yaşadığı hem romantik hem de platonik deneyimlere dayandığını ve izlenimlerinin hayal gücüyle karışımı olduğunu” söylüyor. Ezra-Alice ilişkisini genç bir yazarın yaratıcı mücadelesini keşfetmenin ve hayal gücüyle harmanlanmış deneyimin kurguyu nasıl şekillendirdiğini göstermenin bir yolu olarak kullandığını da eklemiş. Kısacası ‘Asimetri’ aynı zamanda yazmak ve yaratmak, özellikle de bir karakter yaratmak hakkında bir roman.
Alice’in yaratma serüveni üç yıl boyunca korunaklı bir dünyada geçiyor. Buna karşılık uzaklarda bir yerlerde savaşlar, acılar yoksunlukla sürüp gitmektedir. Bunun farkındadır ve dürüst bir yazar olarak kendisine şu soruyu soracaktır Alice: “Massachusetts’li, eskiden koro üyesi olan bir kız, Müslüman bir adamın bilincini aktarabilir mi?” ‘Çılgınlık’ adlı ikinci bölümde bu soruya verilen yanıt, aslında Alice’in yazdığı romandır. Halliday, ‘Çılgınlık’ta Iraklı, Şii mezhebine mensup, hayatı karmakarışık Müslüman erkeğin bilincinde dolaşıyor. Böylelikle anlatının sınırları politikayı da kuşatıyor. Ancak Jaafari’nin tipik bir Iraklı olmadığını söylemek gerekir. Jaafari’yi ABD’de büyümüş, yüksek okulu İngiltere’de okumuş, ABD’de yaşayan bir ekonomist olarak canlandırarak işi biraz kolaylaştırmış. Üstelik Jaafari de kendisini Irak’tan ve olaylardan uzak tutmaya çalışan bir adam. Ancak tercihi farklı da olsa kimliği Jaafari’nin peşini bırakmayacak, savaş bir biçimde onun hayatını da etkileyecektir.

Lisa Halliday’in karakter yaratmakta başarısını teslim etmek gerekir. Üçüncü tekil şahıs bakış açısından anlatılan Alice de, ben anlatısıyla bilincinde dolaştığımız Jaafari de çok iyi tasvir edilmiş. Bunun yanı sıra kurguyu da iyi kontrol ettiğini, duygusal yoğunluğu yavaş yavaş yükselttiğini söyleyebiliriz. Ancak kurgu, karakterler, duygular; hepsi de romanın merkezi temasına hizmet ediyor; yaşamların asimetrisine... “Cinsiyet, yaş, servet, sosyal statü, toplum, kültür ve hatta yazar ve okuyucu arasındaki güç oyununu sorgulayan” bir roman ‘Asimetri’. Lisa Halliday, yapışık ve asimetrik hikâyeler aracılığıyla yaşam ve sanat arasındaki simetriyi sağlıyor.
Ne yazık ki üçüncü bölüm ilk ikisinin yanında sönük kalmış. Ezra Blazer’in bir sanat formu olarak edebiyatı tartıştığı, yazarların neleri başarmaya çalıştığı hakkındaki düşüncelerini sergilediği bu bölüm her ne kadar Lisa Halliday’in çıkış noktası hakkında bilgilenmemiz sağlasa bile, romanın bütünlüğü ile yeterince uyum sağlamıyor. Hoşçavakit geçirmek isteyen okurlardan ziyade edebi metinler üzerine kafa yormaktan hoşlananların ilgisini çekecektir.

New York neresi, Bağdat neresiASİMETRİ
Lisa Halliday
Çeviren: Begüm Kovulmaz
Domingo Yayınevi, 2019
272 sayfa, 26 TL.


Yorumları Göster
Yorumları Gizle