GeriKitap Sanat Mücellithaneler ve klişe atölyeleri
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Mücellithaneler ve klişe atölyeleri

Mücellithaneler ve klişe atölyeleri

Yayınevleri geliştikçe ciltli kitaplar arttı, birçok yayınevi romanları ciltli yapmıştı. Ciltlerin de çeşitli cinsleri vardı, yapıştırma yapılan dayanıksızdı, dikişli iplik cilt uzun süre kalırdı...

Ciltli kitaplar alıyorsunuzdur. Ortaokuldayken hocam bize cilt öğrenmemiz için ders verdi. Ben cildi ilk olarak ilkokul kitabımda gördüm. Küçük teyzem Saadet Yazar, ilk okul alfabemi ciltletmişti. Cildin yapılışını öğrenmek için aile dostumuz olan Beyazıt Devlet Kütüphanesi Müdürü Muzaffer Gökman’a gittim. O da beni kütüphanenin mücellidine gönderdi, nasıl yapıldığını öğrendim. Onun görevi, yeni gelen kitapların cildini yapmak, eskiyen ciltleri de onarmaktı.

Cilt için cilt bezi, karton, zamk kullanılıyordu. Gökman, Hürriyet Arşivi’nin de düzenleyicisiydi.
Değer Yayınevi’nin ortağı olduğumda Numune Mücellithanesi ile çalışırken cilt konusunda bir kitabın cildini değerlendirecek kadar bilgi sahibi oldum.

Yayıncılığın ilk yıllarında fazla sayıda ciltli kitaba rastlamadım. Yayınevleri geliştikçe ciltli kitaplar arttı.
Altın Kitaplar Yayınevi, Hürriyet Yayınları gibi birçok yayınevi romanları ciltli yapmıştı. Ciltlerin de çeşitli cinsleri vardı, yapıştırma yapılan dayanıksızdı, dikişli iplik cilt uzun süre kalırdı. Cildin üzerine bir de şömiz denilen mahfaza sarılırdı. Kitap reklamları verilirken ciltli, şömizli olduğu belirtilirdi. O, kitaba lüks bir görünüş verirdi.
Gazete ve yayın dünyasının vazgeçilmez bir unsuru da klişe idi. Fotoğraf ya da yayımlanacak malzeme bir kurşuna çekilir, bir tahtaya çakılırdı. Bazen yazılar biter, yeni gelen fotoğraf için klişe beklenirdi. Eski fotoğraflar iyi sonuç vermezdi. Teknolojinin nerden nereye geldiğinin tarihini yazarken klişeyi unutmamak gerekir.
Klişe dilimize öylesine yerleşti ki bilinenleri yazarken klişeleşmiş sözünü bugün çok kullanıyoruz.
Klişeler çoğu zaman soluk çıktığından yabancı yazarlar, devlet adamları konusunda yanlışlık sıkça yapılırdı. Çok eski ve yaşlı bir klişeciye, insanları karıştırdığını söylediğimizde, “Bizim okurlar ikisini de tanımıyor, ne fark eder” demişti.
Arşivi yönetmek, fotoğrafları seçmek bilgi isterdi. Cumhuriyet’in arşivinin başında ressam Elif Naci vardı. O aynı zamanda Topkapı Sarayı Müzesi’nin de müdür yardımcısıydı. Şık giyinen, hoşsohbet biriydi. Klişeler basıldıktan sonra çok güncelse saklanmazdı, fotoğraflar arşive giderdi.
‘Hatırlamak’ın amacını bir kez daha yineleyelim:
Elif Naci (1898-1987) D Grubu’nun kurucularındandı. Bir sergi açılacak kadar resmi bulunabilir mi?
Muzaffer Gökman’ın (1915-1996), içlerinde ‘Sedat Simavi/Hayatı ve Eserleri’, ‘Atatürk ve Devrimleri Tarihi Bibliyografyası’, ‘Hüseyin Rahmi Gürpınar/Bibliyografya’, ‘Ahmet Rasim’in de yer aldığı yayımlanmış 36 kitabı var.

Yorumları Göster
Yorumları Gizle