GeriKitap Sanat Mekâna nefes aldıran heykeller
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Mekâna nefes aldıran heykeller

Mekâna nefes aldıran heykeller

Türkiye’de heykel sanatının duayen ismi Rahmi Aksungur’un Evin Sanat Galerisi’ndeki sergisi, sanatçının bir süredir üretimini yoğunlaştırdığı hayvan figürlerinden oluşmuş bir seçki. Aksungur, imzası haline gelen ızgara formlu heykellerle kütleyle hesaplaşırken mekâna da nefes aldırıyor.

Evin Sanat Galerisi, kurucusu Evin İyem’in üzücü kaybından sonra yeni yılın ilk sergisinde heykel sanatının usta ismi Rahmi Aksungur’u ağırlıyor. Akademisyen ve sanatçı kimliğiyle heykel disiplininin gelişiminde önemli bir yere sahip duayen Rahmi Aksungur’un kişisel sergisi, sanatçının bir süredir üretimini yoğunlaştırdığı hayvan figürlerinden oluşmuş bir seçki.

Sergi kataloglarının sanat izleyicisi için ayrı bir cazibesi vardır. Bir katalogda karşınıza çıkan metin, sergiye düşülen bir nottan fazlasıdır. Sergiye dair yazarın düşün dünyasıyla birlikte sanatçı ve yapıtlarını sonsuz bir referans dünyasıyla ilişkilendirir. Hele ki bir duayenin sanat pratiği üzerine, başka bir duayen yazdıysa... Evin Sanat Galerisi, Rahmi Aksungur’un son kişisel sergisi için hazırladığı katalogda Doğan Hızlan’ın yazısına yer veriyor.

Doğan Hızlan, Rahmi Aksungur hakkında kaleme aldığı yazıda heykelin ne olduğu üzerine düşünüyor ve heykeli “Düşündüklerinin ya da düşünemediklerinin maddeye dönüşmesi” olarak tanımlıyor. Hızlan’ın samimi metni, Aksungur üzerine bugüne dek yazılanlar arasında da geziniyor. Bir katalog yazısının mesafesinden çok, heykele o çok ihtiyacı olan alanı açan nefes var Hızlan’ın yazısında. Tıpkı Aksungur’un heykellerinin mekân, kütle ve biçim arasında gezinen nefesi gibi. Formun içinden geçen ve forma dair ‘düşünemediklerimizi’ düşündüren...

Mekâna nefes aldıran heykeller

İşte o ‘düşünemediklerimizi’, formda açtığı boşlukla ima etmekte Rahmi Aksungur. Mekânın nefesi, kütleyi delip geçtiği gibi, ona ayrı bir kimlik de kazandırır. Sanatçının heykellerinde görülen ızgara formlu boşluklar kütleyle hesaplaşma girişimidir. Transparanlaşan form, mekânla ayrı bir ‘sohbete’ girişir; zira transparanlık heykel için oldukça alışılmadık niteliktir. ‘Kütle’ Rahmi Aksungur’un sanat pratiğinin en önemli unsurudur. Zira sanatçıya göre heykel sanatının kritik noktası da kütledir. Aksungur, heykellerinde izleyicinin dikkatini yapıtın bizatihi kendisine çekmek üzere bu enstrümanı ustaca kullanır: Gündelik hayattan objeler, meyveler, hayvanlar alışılmışın dışında bir ölçekle sahnede, izleyicinin gözü önündedir.

Jonathan Bastable’la gerçekleştirdiği söyleşide Aksungur, çağdaş sanatın entelektüel yorgunluklarından söz eder. O, gündelik hayattan nesnelerin ‘anıtsallığı’ üzerine yoğunlaşmayı yeğler. Doğadaki devasa bir kayanın boyutlarında kaidesi üzerinde yükselen bir Aksungur heykeli, kendi ontolojisinin dışında bir metafora dönüşmüş; temsil alanının olanaklarını genişletmiştir. Aynı şekilde kütle ile birlikte kullanmayı tercih ettiği renk unsuruyla, forma ayrı bir çekim alanı yaratmak istemektedir.

Rahmi Aksungur’un metaforlar, semboller ve kodlamalara sanatında yer vermesinin nedeni de şüphesiz temsil imkânlarıdır. Yapıtlarının isimleri de bu eğilimden payını almıştır. Örneğin fiber balık formu ‘MA’ olarak isimlenirken, karışık teknikle üretilmiş başka bir balık ‘ÇA 2’dir. Bir bronz balık ise ‘K.O’... Duayen sanatçı belli ki izleyiciyi temsille ilgili bir oyunun içine çekmektedir. Aynı zamanda yapıtlara verilen isimlerin izleyiciyi yönlendirdiği ve kısıtladığı düşüncesiyle izleyiciye olabildiğince özgür alan bırakmak; heykelin nefesinin mekânda daha fazla hissedilmesini istemektedir. Sergi isimleri bile, zaman zaman aynı nedenle kodlamalara indirgenmiştir. Örneğin, 2016 yılında Elgiz Müzesi’nde açılan ve çoğunluğu özel koleksiyonlardan oluşan sergisi ‘EU 48/6/N’ gibi. Aksungur, bu kodlamanın kendi ceket numarası olduğunu açıklamıştır! Mekân, kütle, insan ilişkisine dair oldukça yaratıcı ve esprili bir gönderme.

Heykel sanatının duayen isminin eserleri, ulusal ve uluslararası kamusal alan dahil pek çok platformda sergilendi, koleksiyonlarda yer aldı. 2002-2006 yılları arasında Mimar Sinan GSÜ Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanlığı; 2006-2010 yılları arasında da yine Mimar Sinan’da rektörlük görevinde bulunan Aksungur; Türkiye’nin ilk büyük heykel düzenlemesi olan Ankara Devlet Mezarlığı’nda yer alan düzenleme projesinin de sahibidir. Kamusal alanda heykel konusunun ne denli problemli olduğu düşünülürse Aksungur gibi ustaların dokunduğu kamusal alan projelerinin önemi ortadadır.

Heykel sanatına kattığı özgün üslubu ve izleyenlerin imge dünyasına ustaca dokunuşuyla, 2015 yılından sonra son dönem işlerinden oluşan kişisel sergisi 9 Şubat’a kadar Evin Sanat Galerisi’nde mutlaka görülmeli.


Yorumları Göster
Yorumları Gizle