GeriKitap Sanat Masalsı bir ilk roman
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Masalsı bir ilk roman

Masalsı bir ilk roman

Abidin Parıltı ilk romanı ‘Koz’da günümüzün en gerçek hikâyelerinden birini masalsı bir dille, dengbej ustalığında ulaştırıyor okuyucusuna.

Batak, İhale, King, Briç, Maça Kızı… En azından birini oynamayı biliyorsunuzdur ya da duymuşsunuzdur. Bu tür iskambil oyunlarında kozu belirleyenseniz ya da elinizde çok koz varsa güçlüsünüz demektir. Masadan kazanarak kalkan olmak istiyorsanız iyi bir oyuncu olmanın yanında biraz da koza ihtiyacınız var. İskambil kartlarının nerede ve ne zaman ortaya çıktığı tam olarak bilinmezken Marco Polo tarafından Avrupa’ya getirildiği tahmin ediliyor. Kesinlikle bilinen bir şey var ki; 14. yüzyılda Fransa’da bugünkü şeklini alan destedeki gruplar o zamanlar Fransa’daki dört sınıfı temsil ediyordu. Kupa, üst sınıfı ve kiliseyi, maça, orduyu, karo orta sınıfı ve sinek köylüyü… Sinek ikili eğer kozsa, yeri geldiğinde kupa asından daha güçlü bir karta dönüşebilir. Aynen hayatın süregelen akışında tarihin bize öğrettiği gibi.

Abidin Parıltı’nın ilk romanı ‘Koz’ bilinmeyen bir ülkenin bilinmeyen bir zamanında sınıra yakın şark şehirlerinden biri, ‘…Bin’de alt sınıfın yani ‘sinek’lerin mahallesinde açılıyor. Silah seslerinin hiç susmadığı, savaşın en çok da gece yaşandığı ‘…Bin’de o zamanlar korkak değil de bir çocuk olan Azhar’ların evinde bir şey oluyordu. Devlet baskısının, korkunun, sokaklarında, mahallelerinde, kol gezdiği ama evlerin eşiklerinde içeri sızamadığı bilinmeyen zamanlardı. O gece Tilki Cezmi dışarıda bekleyen askerleri atlatıp eve varmıştı. Dara, eve gelmek için duvarlar aşıyordu. Yanında getirdiği merdivenle duvara tırmanan Dara’yı Nebahat Teyze merak etmişti. Dara ve Cezmi evdeki Mehmed Şerif, Mehmed Tahir, Mehmed Salih, Nevaf’ın yanında vardıklarında hayat, kapının dışında kalmıştı bile. Evde gizli bir toplantı, bir isyan hazırlığı olduğunu düşünen Nebahat Teyze, böyle bir dedikodu malzemesini kaçırmamak için sokakta nöbet tutan askerlere aldırış etmeden evin yolunu tuttu. Askerlere ve polislere yakalanmadan bu geceye kadar gelmişlerdi ama işte Nebahat onların farkına varmıştı. Hızla kapıdan eve daldığında içerdekiler telaşlı gözlerle ona bakıyorlardı. Nebahat yerdeki piniker oyunu oynanan dağınık iskambil kağıtlarıyla karşılaşınca şaşırdı. “Ben de bir şey yapıyorsunuz sandım, meğerse oyun oynuyormuşsunuz” deyince herkesin tedirginliği rahatlamaya dönüştü. Dışarıda hayat, savaş, korku, hüzün, ölüm, kader, keder, sevinç, neşe olsa da “Bu iskambil oyunundan vazgeçmezlerdi. ...Her şey sorgusuzdu. Bir ayine gider gibi gidiyorlardı oyuna.”

İlk Cezmi korktu. Savaş şehirdekileri azaltıyordu. Sonra mahallesindekileri… İnsanlar yok oluyordu. O, ‘Yak…’ sokağında piniker oynadığı arkadaşlarının azalmasından korktu, komşuları teker teker azalırken. O korku arkasından ölümü getirdi. Mehmed Salih’in kayıp yedi altmış beş Beretta’sı Mehmed Şerif’i vurdu. Bir diğer mermisi de Cezmi’yi. Piniker masası dağılmıştı. “Korku evlerin kapılarından içeri girmişti. Korku her yerdeydi artık.” Abidin Parıltı romanında ‘…Bin’ şehrinden ‘…Kin’ şehrine uzanan acıyı, aşkı, ölümü bazen gülümseten bazen de hüzünlendiren üslubuyla okuyucusuna sunuyor. Uzağında kaldığımız bir coğrafyanın gerçekliklerini masala, kendisini de bir ‘dengbej’e dönüştürüyor. Bir ‘dengbej’den masal dinlemek istiyorsanız, ‘Koz’unuzu oynamalı ve bu kitabın sayfalarını çevirmelisiniz.

 

Masalsı bir ilk roman

KOZ
Abidin Parıltı
Doğan Kitap, 2019
192 sayfa, 20,37TL.

Yorumları Göster
Yorumları Gizle