GeriKitap Sanat Küçük mucizelerden büyük umutlara
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Küçük mucizelerden büyük umutlara

Küçük mucizelerden  büyük umutlara

Debbie Macomber’ın çok satan serisinin ilk kitabı ‘Küçük Mucizeler Dükkânı’, dostluğun iyileştirici etkisine vurgu yapıyor, hayatta hiçbir şeyin tesadüf olmadığını kanıtlıyor.

“Artık o eski tasasız kız değilim. Yaşadığım her günün değerini biliyorum. Çünkü hayatın ne kadar değerli olduğunu öğrendim... Hiçbir şeyi, özellikle de hayatı hafife almaz oldum. Artık hiçbir günümü boşa geçirmiyorum. Çektiğim acıların karşılıklarının olduğunu öğrendim...”
Bu cümleler, kitapları Debbie Macomber’ın 10 kitaplık sevilen serisi ‘Küçük Mucizeler Dükkânı’nın kahramanı Lydia Hoffman’a ait.
Macomber’ın okurları üzerindeki ‘kitapta da olsa samimi insanları bulmak güzel şey...’ etkisine güvenerek söylemek mümkün ki; Lydia seride içinizi ısıtacak tek karakter değil.

Yazarla tanışmamış olanlara romanların yadsınamaz sakinleştirici etkisini haber vermekte fayda var. Serinin ilk romanı, aynı zamanda seriye de adını veren ‘Küçük Mucizeler Dükkânı’nı okumaya başlar başlamaz ne demek istediğimi anlayacaksınız.

Naifçe kurulmuş olay örgüsünün içinde aile ilişkilerinin aşkla, tutkuyla ve dostlukla harmanlandığı serinin bu ilk romanında hayatın içinden dört güçlü kadın, okurları karşılıyor. Dört kadının umutları üzerine serpiştirilen küçük mucizeleri okurken her karakterde kendinizden bir şey buluyorsunuz. Dostluğun iyileştirici etkisine vurgu yapan hikâye aslında hiçbir şeyin tesadüf olmadığını kanıtlar nitelikte.

‘Küçük Mucizeler Dükkânı’nda Seattle’daki küçük bir yün ve örgü dükkânında yolları kesişen dört kadının birbiriyle tanıştıktan sonra önüne geçilmez bir şekilde hayatı keşfedişlerine tanık oluyorsunuz. Bu dört kadından biri olan ve tüm serinin fitilini ateşleyen Lydia’nın kanser öyküsüyle başlıyor her şey. 16 yaşındayken ilk kez kansere yakalanmış ve babasının sevgi ve desteğiyle hastalığını yenmiş Lydia Hoffman, 30’una geldiğinde kimseyle arkadaş olmadan, kimseyle yakınlaşmadan geçirdiği koca bir gençliğin sonunda ömrü boyunca gölgesinde yaşadığı korkusuyla yeniden yüzleşmek zorunda kalıyor. Kanserle ikinci kez dans edecek olan Lydia, artık hayatta olmayan babasının desteğine her zamankinden çok ihtiyaç duysa da hayata tutunmak ve hayallerinin peşinden tek başına koşmak zorunda kalıyor. Ve işte tüm macera da böyle başlıyor. Lydia önce hep hayalini kurduğu ve ‘Bir Yumak Mutluluk’ adını verdiği örgü dükkânını açıyor, sonrasında ise Blossom Sokağı’nda açtığı bu dükkânda amatörlere verdiği örgü dersleri sayesinde yeni arkadaşlıklar kurarak yalnızca kadınların anlayabileceği beklenmedik keşiflerde bulunuyor.

Seriyi ‘çok satanlar’ listesine sokan şey tam da bu keşifler. Çünkü her kadın hayatının bir döneminde benzer şeyleri tecrübe ediyor ve Macomber’ın naif üslubunda hayat bulan tespitlerde kendini yeniden keşfediyor. İlk romanda Lydia Hoffman’ın rengârenk yünleri arasında Jacqueline Donovan, Carol Girard ve Alix Townsend’in hikâyelerine şahit olurken serinin diğer kitaplarında Macomber’ın kendi deneyimlerinden ve gözlemlerinden hareketle yarattığı farklı karakterleri merak ediyorsunuz.

Küçük mucizelerden  büyük umutlara

KÜÇÜK
MUCİZELER DÜKKÂNI
Debbie Macomber
Çeviren: Ozan Aydın
Epsilon Yayınevi, 2018
446 sayfa, 35 TL.


Yorumları Göster
Yorumları Gizle