GeriKitap Sanat Klasik müziğin muzır yeteneği: Ray Chen
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Klasik müziğin muzır yeteneği: Ray Chen

Klasik müziğin muzır yeteneği: Ray Chen

Saygınlığı Türkiye sınırlarını çoktan aşan Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası, yeni sezonu 17 Ekim’de daimi şefi Sascha Goetzel yönetiminde genç kemancı Ray Chen ile açıyor. Sosyal medya hesapları klasik müziğin otoritelerini ti’ye alan komik videolarla dolu Chen, keman repertuvarının en zor eserlerini kusursuz bir teknikle tüy gibi hafif ve yüzünde hep videolarındaki muzır çocuğun gülümsemesiyle çalıyor.

1989 doğumlu genç kemancı Ray Chen’in en büyük zaafı bilgisayar oyunları... Ayrıca kerevizden nefret ediyor, ıssız bir adada mahsur kalsa ise yanına Brahms, Beethoven ve Bach’ı alacağını söylüyor. Sosyal medya hesapları birçok komik videoyla dolu. Sasha Heifetz’ten Wolfgang Amadeus Mozart’a klasik müziğin tüm otoritelerini ti’ye alan yaramaz bir çocuk var orada. Klasik müzik dünyası için belki de hazmetmesi zor bu espri anlayışını ancak virtüozitesi affettiriyor. Chen, keman repertuvarının en zor eserlerini kusursuz bir teknikle tüy gibi hafif ve yüzünde hep videolarındaki muzır çocuğun gülümsemesiyle çalıyor.

Tayvan asıllı bir ailenin çocuğu olarak Avustralya’nın Brisbane kentinde doğan Chen, 5 yaşında oyuncak gitarını çenesinin altına sıkıştırıp bir yemek çubuğunu da arşeye dönüştürerek keman çalmaya çalışmış. 15 yaşında ailesini bırakıp dünyaca ünlü Curtis School of Music’te okumak için Amerika’ya gittiğinde onu sanatsal anlamda büyüten okulda yaşadığı yenilgi olmuş. Herkes notadan okuyarak çalarken o aslında duyduğunu çalarak kemana dökmeye alışmıştı. Bir röportajında çok çalışmasına rağmen ilk etapta başarısız olduğunu anlatan Chen, herkesin onun nasıl Curtis’e girdiğine şaşırdığını da ekliyor. Bu dedikodular onu daha da çok çalışmaya teşvik ediyor ve 2008 ila 2009 yıllarında arka arkaya dünyanın en önemli keman yarışmalarından Yehudi Menuhin ve Queen Elisabeth’i birincilikle tamamlıyor. Bu başarıları Los Angeles Filarmoni, National Symphony Orkestrası, Leipzig Gewandhausorchester, Münih Filarmoni, Filarmonica della Scala ve Londra Filarmoni gibi dünyanın en köklü ve rafine orkestraları ile çalıştığı 10 yıllık yoğun bir kariyer izliyor.

Chen’in en büyük idolleri arasında kemancı David Oistrakh ve çellist Yo-Yo Ma yer alıyor. Tam da Yo-Yo Ma gibi güler yüzlü, esprili bir kişiliğe sahip. İstanbul’a ilk kez 2015 yılında Christoph Eschenbach yönetimindeki Londra Filarmoni Orkestrası ile İş Sanat’a geldiğinde Felix Mendelssohn’un keman konçertosunu çalmıştı. Tınısının saydamlığı ve yorumunun duygusal derinliği ile salondaki izleyiciyi büyüleyen Chen, kuliste ekipleri kahkahalara boğuyordu. O zaman Türkiye’de pek tanınmayan genç kemancı herkesin kalbini fethetmeyi başarmış olmalı ki kısa sürede üçüncü kez İstanbullu izleyicisiyle buluşmaya hazırlanıyor. Chen’in 17 Ekim Perşembe akşamı Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası eşliğinde bir kez daha seslendireceği eseri, Mendelssohn aslen çocukluk arkadaşı ve Leipzig Gewandhaus Orkestrası’nın konzertmeisteri kemancı, Ferdinand David’e ithaf etmişti. 1838 kışında aynı senenin yaz aylarında kaleme alacağı konçerto için David besteciye büyük bir söz vermişti; ¨Konçertoyu öyle bir çalacağım ki, gökteki melekler bile mutluluk duyacak.¨ (İrkin Aktüze’nin ‘Müziği Okumak’ isimli kitabından alınmıştır.)

Altı yıl sonra tamamlanan konçerto günümüzde kemanın en çok tercih edilen zarif melodilerinden biri olarak hayat buldu. Konçertonun hem teknik açıdan hem de orkestra ve solo enstrümanla ince elenmiş mükemmel bir uyumda olması ise kemancı ve bestecinin yakın çalışmasının sonucu olarak örnek gösterilir.
Chen’in 2011’de Daniel Harding yönetimindeki İsveç Radyo Senfoni Orkestrası’yla gerçekleştirdiği eserin kaydı için Gramophone, “Onun elinde müzik canlı bir cisme dönüşüyor sanki; her bir performansın kendine has karaktere sahip olacağını ön görebiliyor insan” diye yazmıştı. BİFO’nun açılış konserinde Mendelssohn ‘Mi minör keman konçertosu’nun ardından Sascha Goetzel yönetimindeki BİFO ayrıca Beethoven, Berlioz, Dukas ve Nielsen’den eserler seslendirecek.
Konser, 17 Nisan 20.00’de Lütfi Kırdar’da.

BİFO’da BU SEZON...

Klasik müziğin muzır yeteneği: Ray Chen

Yuri Bashmet
(27 Şubat), Angela Gheorghiu (9 Ocak), Pablo Ferrandez (26 Mart) gibi duayen ve İstanbullu müzikseverlerin yakından tanıdığı isimlerle sahneyi paylaşacak olan BİFO’nun bu sezon ilgi çekici konserleri arasında yakından tanıdığımız gitarist Miloš Karadagli’in BBC Proms’ta dünya prömiyerini yaptığı Toby Talbot’un ‘Ink Dark Moon’ başlıklı gitar konçertosunun Türkiye prömiyeri (28 Kasım) ve Berlin Filarmoni Orkestrası solist klarnetçisi Andreas Ottensamer ile caz gecesi (13 Şubat) yer alıyor.
Bu sezon ayrıca...
Mozart’la Bir Gece: Gürer Aykal (şef), Yeol Eum Son (piyano), Jay Yang (soprano)/ 7 Kasım/ Lütfi Kırdar
Müzik Tarihinden Altın Bir Yaprak: Sascha Goetzel (şef), Dorothea Röschmann (soprano)/ 12 Aralık/ Lütfi Kırdar
Beethoven’a Armağan - I: Sascha Goetzel (şef), Alexander Gavrylyuk (piyano)/ 23 Ocak/ Lütfi Kırdar
BİFO ile Bir Elgar Seçkisi: Gürer Aykal (şef), Harriet Krijgh (viyolonsel)/ 30 Nisan/ Lütfi Kırdar
Beethoven’a Armağan - II: Sascha Goetzel (şef), Salzburg Bach Korosu, Ekaterina Siurina (soprano), Elena Maximova (mezzosoprano), Peter Sonn (tenor), Bogdan Baciu (bariton)/ 14 Mayıs/ Lütfi Kırdar

Klasik müziğin muzır yeteneği: Ray Chen
Angela Gheorghiu

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle