GeriKitap Sanat Kimim, neyim, ne için varım?
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Kimim, neyim, ne için varım?

Kimim, neyim, ne için varım?

‘Sineklerin Tanrısı’ ile tanınan Nobel Edebiyat Ödülü sahibi William Golding, ‘Görünür Karanlık’ isimli romanında saflık, çocukluk, ergenlik, cinsellik ve manevi değerler etrafında insanı çevreleyen iç ve dış karanlığı tartışıyor. ‘Görünür Karanlık’ çok rahatsız edici ve zor tüketilebilecek bir metin.

1911 doğumlu Golding romancılık kariyerine İkinci Dünya Savaşı’ndan döndükten sonra başlamıştı. 1954’te birkaç yayıncı tarafından reddedildikten sonra zorlukla yayımlanan ilk romanı ‘Sineklerin Tanrısı’nın kazandığı başarı sayesinde bütün hayatını yazmakla geçirdi. 1971’e kadar düzenli olarak roman yayımlayan Golding bu tarihten sonra uzun bir suskunluk dönemi yaşamış, suskunluk dönemi 1979 yılında yayımlanan ‘Görünür Karanlık’ ile son bulmuştu. Kimilerine göre bu roman William Golding’in yeniden doğuşunun habercisiydi.
YARALI İNSANLAR
Romanın ilk bölümünde Matty ile tanışıyoruz. Matty, İkinci Dünya Savaşı’nda Alman uçaklarının bombaladığı Londra’da çıkan bir yangından ağır yaralarla kurtulan bir çocuk. Kurtuluyor ama kim olduğu ve ailesi bütün soruşturmalara rağmen ortaya çıkarılamıyor: “Büyük bir özenle yapılan soruşturmaların hepsinin vardığı sonuç, onun yanan bir şehrin katışıksız ıstırabından doğmuş olabileceği”...
Şehrin ıstırabından doğan Matty’nin hayatı da ıstıraplarla dolu geçecektir: “Matty topallayarak hastaneden ilk okuluna; oradan da Britanya’nın en büyük iki sendikasının finanse ettiği bir okula gitti. (...) Topallığı, iki renkli yüzü ve başındaki kelin üzerine taranan siyah saçların zar zor örtebildiği korkunç kulağı onu doğal olarak alay konusu haline getirmişti.” Yaşadığı talihsiz bir dolu olaydan sonra okuldan uzaklaşan, hiçbir işte dikiş tutturamayan ve Avustralya’ya giden Matty, İngiltere’ye yarı deli yarı ermiş kimliği ile dönecektir.

Kitabın ikinci bölümünde Toni ve Sophy adlı ikiz kız çocukları çıkıyor sahneye. Sophy’nin hayatına odaklanan anlatı babalarından yeterince ilgi görmeyen kızların sorunlu ergenlik dönemlerine, Toni’nin evi terk edip gitmesine, ikizini yitiren Sophy’nin giderek bozulan iç dünyasına kadar uzanır. Sophy şiddet ve cinselliğin birlikteliğini keşfettiğinde hayatı artık eskisi gibi olmayacaktır. Bu anı çok iyi yakalamış Golding. Uzun ama Golding’in üslubunun karakteristiğini sergilemesi açısından önemli bir alıntı:
“Sophy’nin içinde derin bir öfke kaynadı. Sağ eli, küçük bıçağın aşina biçimini hâlâ tutmakta olduğunu anladı. Onu şiddetle Roland’ın omzuna sapladı. Derinin direndiğini, sonra delindiğini ve bıçağın girdiği etten ayrı bir maddeymiş gibi çöktüğünü bariz şekilde hissetti, etsi bir andı –Roland inledi, sonra uzağa sıçradı ve odada eğilip ikiye katlanarak, bir eli omzunda, küfürler savurarak dolandı. Sophy hareket etmeden yattı, sedire yayılmıştı ve içinde derinin yırtılışını ve bıçağın kolaylıkla kayışını hissetti. Küçük şeyi gözlerinin önüne kaldırdı. Üzerinde ince, kırmızı bir leke vardı. Benim değil. Onun. Tuhaf bir şey olmaktaydı. Bıçaktan duyduğu his içinde genişliyor, onu dolduruyordu, bütün odayı dolduruyordu. His bir titremeye, sonra da vücudunun durdurulmaz bir biçimde kavislenmesine dönüştü. Sıktığı dişlerinin arasından haykırdı. Beklenmedik sinir ve adaleler hükmetmeye başladı ve onu art arda kasılmalarla ileri, bitirici yıkım çukuruna fırlattı ve içine düşürdü. Sonra sonu gelmez bir süre boyunca Sophy yoktu. Hayır, bu. Salıverilme, var olma, kendi başınalığın imkânsızlığı dışında hiçbir şey yoktu. Sophy bu kadar değişen, böyle ışıldayan, böyle sakinleşen kendi vücudundaki büyük değişimi düşünmeye koyuldu. Orgazm. Seks derslerinde, hep konuştukları, hep yazdıkları, hakkında şarkılar söyledikleri bu şeye böyle diyorlardı. Ama kimse bir bıçağın ne kadar faydası olacağını söylememişti– sapkınca değil mi?”
İlerleyen sayfalarda Matty ve Sophy’nin kaderleri kesişir. Golding’in çöküşün eşiğinde duran bu dünyanın ezici ve meşum ortamına yerleştirdiği karakterleri bir gaddarlık, dehşet ve gizem kasırgasına kapılacaklar, içlerindeki tahripkâr öfkeyle hem birbirlerini hem de kendi kendilerini yıkıma uğratacaklardır.
‘KAYIP CENNET’
‘Görünür Karanlık’ karmaşık, çok yönlü ve farklı yorumlara açık bir roman. Romanın başlığı John Milton’ın ‘Kayıp Cennet’ adlı şiirindeki “Işık yok, ancak karanlık görünüyor” dizesinden alınmış. 10 bin dizeyi aşan bu destansı şiir, anlatılan insanın cenneti bulma ve cennetten kovulma savaşı ya da insanla şeytan arasındaki mücadeledir... William Golding söz konusu mücadeleyi zamanımıza taşımış. Golding, kötülük kavramını evrensel bir insan tecrübesi olarak ele alıyor ve cehennemin estetiği ile uğraşıyor.
Golding’in hemen her eserinde göze çarpan insan doğasına yönelik karamsar bakış bu romanında da değişmemiş. Hayatta kalma savaşının genç insanlarda uyandırdığı kötücül duyguları konu edinen ‘Sineklerin Tanrısı’nda anlatılan hikâye okuyucu için çok daha kolay hazmedilir türdendi. ‘Görünür Karanlık’ hem çok daha rahatsız edici hem de çok daha zor tüketilebilecek bir metin. Romanda karşımıza çıkan pedofili, uyuşturucu kullanımı, cinselliğin halleri, çocuk kaçırma, terörizm gibi temalar, eğer Golding’in dil ve üslubu ile sarmalanmasa kolay hazmedilemezdi. Gerçekten de ‘Görünür Karanlık’ta gerek tasvirlerin güzelliği gerekse de kinik, yer yer mizahi ve düşsel anlatımıyla kötülüğü edebi bir biçimde teşhir etmeyi başarıyor. Yine de romanın kurgusunun zorlayıcı olduğunu söylemeliyim.
‘Serbest Düşüş’te sorumluluğun başlangıcını, karanlığın başlangıcını, kendi başlangıç noktasını ve “Özgürlüğümü ne zaman kaybettim” sorusunun yanıtını arayan bir adam -Sammy- üzerinden insan ve eylemleri sorgulanıyordu. Bu dünyada bir hilkat garibesi gibi yaşamak zorunda kalan Matty’nin varoluşsal sorularıyla karşılaşıyoruz: “Ben kimim? Ben neyim? Ne için varım?” Ne yazık ki Sammy kadar şanslı değil Matty. Entelektüel bilgisi Kutsal Kitap’ın ötesine gitmeyen bu talihsiz adam deliliğin sınırında hayaletleriyle boğuşuyor. Bambaşka bir hayattan gelmelerine rağmen Sophy ve Toni’nin durumu da farklı sayılmaz. Her üç karakter de yaşadıkları travmalarla yaralı kişilikler. Matty, Sophy ve Toni, her üçü de sevgisiz ve sahipsiz bir çocukluk döneminin sonucunda duygusal bir boşlukta büyürler. Ancak Matty kendi başına kalarak kötülükten sakınırken toplumsal ilişkilerin kucakladığı ikizler tehlikeli fantezilerini geliştirme ‘fırsatı’ bulurlar...
Golding’in karakterlerin iç dünyalarını ve özellikle çocukluk dünyasını oluşturması, çocuk bakışını verebilmesi belki de romanın en dikkat çekici yanı. Burada Freudçu bir yaklaşımdan da söz edebiliriz. Ayrıca yan karakterler -kitapçı Sim Goodchild ve Pedofil Bay Pedigree- de hikâyeye katkı yapacak kadar iyi işlenmiş. Ancak asıl başarı Matty’nin iç dünyasının sergilenmesinde. Kendisi de şizofrenik belirtiler gösteren William Golding’in Matty’nin halüsinasyonlarını ve hayal kırıklıklarını yansıtan -çarpıcı- iç monologlarını kaleme alırken kendi deneyimlerinden yararlandığını düşünüyorum.
‘Görünür Karanlık’ta yargı, ahlak, toplum, birey, şiddet gibi temalara yoğunlaşan Golding -her zamanki gibi- ortaya attığı sorulara okuyucuyu avlayacak kolay yanıtlar vermiyor. İnsanlık durumuna, insanın iç ve dış karanlığına dair hazmı zor bir roman.

Kimim, neyim, ne için varımGÖRÜNÜR KARANLIK
William Golding
Çeviren: Can Moralı
İş Kültür Yayınları, 2017
336 sayfa, 18 TL.


Yorumları Göster
Yorumları Gizle