GeriKitap Sanat Yaşarken anıtlaşmış bir efsane: Adnan Çoker
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Yaşarken anıtlaşmış bir efsane: Adnan Çoker

Yaşarken anıtlaşmış bir efsane: Adnan Çoker

90’ıncı yaşını kutlayan Adnan Çoker, Bizans, Selçuklu Osmanlı mimari formlarını resimsel konturlara dönüştürerek Türk resim tarihinde benzersiz bir estetik üslup yarattı. Bu stil taklidi bile yapılamayacak kadar özgün ve güçlüdür. Çoker, Türk plastik sanatlarında bir eşi daha bulunmayan resimsel yapısını kurarak şimdiden anıtlaşmıştır.

Türk resminin tartışmasız en büyük ustalarından Adnan Çoker yalnızca Türkiye’de değil resim ortamına da katkılarda bulunmuş benzersiz bir sanatçıdır. İlk soyut araştırmalarına 1951 yılında başlayan sanatçı, ilk soyut sergisini 1953’te Ankara’da gerçekleştirdi. Sanatçının ilk soyut dışavurumcu dönemi ise 1960-64 arası yaptığı resimlerden oluşur. Sanatçı bu sıralarda İstanbul’dadır.
Adnan Çoker resminin kalkış ve gelişme noktalarında Bizans, Selçuklu, Osmanlı sanatı bulunur. Özellikle Osmanlı ve Selçuklu mimari formları onun resminin esin kaynağını oluşturmuştur. Sanatçının soyut dışavurumcu ifadeden yapısal resme geçiş dönemi 1965-68 arasını kapsar. Salzburg, Paris ve İstanbul’da yaptığı resimlerden oluşur bu dönem. Biraz geriye gidersek 1953’te yaptığı ‘Siyah Resim’ isimli kompozisyon daha o yıllardan sanatçının varacağı estetik aşamanın ipuçlarını vermekteydi. Paris’te yaptığı 1965 tarihli ‘Dinamik Asimetri’ o dönemde Türk resminin en avangard resimleri arasındadır. Bunu izleyen yıllarda yapı-simetri anlayışı çerçevesinde ‘Abstre Ekspresyonizm’in doğurduğu ‘kaos’u sınırlandırarak şematik anlatıma varışı 1968 tarihini taşır. Adnan Çoker artık bu dönemde yoğun bir biçimde Bizans, Selçuklu ve Osmanlı mimarilerinin formlarından yola çıkarak siyah dev tuvallerinde konturlarını oluşturmaktadır. Örnek vermek gerekirse 1969’da yaptığı ‘Oryantal Nişler’ ve 1973’te ürettiği ‘Taç Kapı’da bu etkileri belirgin bir biçimde görürüz. ‘Taç Kapı’, Osmanlı mimarisi kapı formundan yola çıkılarak yapılmış eşsiz güzellikte bir eserdir.
1974-75’te ürettiği ‘Ters Türk Üçgeni’ ise Osmanlı mimarisinde kubbenin taç bölümünün köşelerinde kullanılan üçgenden yararlanılarak resimsel bir estetiğe dönüştürülmüştür. 1985’te Bursa’da bulunan Osmanlı dönemi camilerinin üst bölümündeki tacımsı biçimden esinlenerek ‘Bursa’ isimli eşsiz bir eser yaratmıştır. Dev siyah tuvallerinden ‘Bursa’da sanatçının bütün bu çalışma ve yönelişlerinin sonunda sürüp geldiği tradisyonların köklerini görebiliriz.
İleri derecede modern bir resim olan Adnan Çoker yaratılarının böyle geleneksel cevherlerden yola çıkılarak yapılmış olması bize; sanatçının yaratıcı keşif potansiyellerini anlatmaktadır. Sanatçı Bizans, Selçuklu, Osmanlı mimari formlarını resimsel konturlara dönüştürerek Türk resim tarihinde benzersiz bir estetik üslup yaratmıştır. Bu stil taklidi bile yapılamayacak kadar özgün ve güçlüdür. Türk sanat arenasında beğenilsin ya da beğenilmesin Adnan Çoker kayıtsız şartsız kabul edilmiş bir otoritedir. Öncülü ve ardılı bulunmayan sanatçı resim sanatına duyduğu derin bir inançla ürettiği eserlerinde bambaşka bir estetik katmanlaşmanın müjdesini vermiştir. Bu ilginç bir tek başınalıktır.
Bu tek başınalık sanatçının toplum ilişkilerinde, hocalığında kariyerinde hiç ödünsüz sürmüştür. İnandığı her şeyi sanatını geliştirmek adına kullanmış, kendine zarar vereceğini bile bile bu tavrını sürdürmüştür.
Adnan Çoker’in diğer özellikleri arasında çok iyi bir konferansçı oluşu, genç kuşağı yetiştirme tarzı, yılmadan bilgi aktaran ve bilgiyi kıskanmadan paylaşan coşkulu kişiliği bizi; ülkesinde sanatın gelişmesi için hayatını ortaya koyan çok yönlü anıt bir adamla karşı karşıya getiriyor.
Ben kendisiyle 1968 yılında karşılaştım. O tarihten sonra da hem sanatını hem kişiliğini büyük bir hayranlıkla izledim. Galericilik kariyerim boyunca düzenlemiş olduğum sergilerde onun yapıtlarına yer vermek benim için büyük bir mutluluk ve gurur kaynağı olmuştur.
Adnan Çoker demek, sürekli korunmuş bir bellek, sürekli tarayan bir zihin, sürekli yüksek değerleri savunan ve koruyan bir anlayış demektir. Sanatına, bilgi birikimine, etik anlayışına, keşfeden yönüne, buluşlarına hayran olduğum Adnan Çoker modern sanat arenasının karşı saflarında bulunan bir modern ötesi, belki de Türk modernlerinin korkulu rüyasıdır.
Hocaların hocası olan Adnan Çoker’e ben de her zaman “Hocam” demekten büyük zevk aldım.
Adnan Çoker yüksek bir ifade virtüozu olarak Türk plastik sanatlarında bir eşi daha bulunmayan resimsel yapısını kurarak şimdiden anıtlaşmıştır.

Yaşarken anıtlaşmış bir efsane: Adnan Çoker

Türk sanatının geleceğine yön veren benzersiz bir sanatçı

Bubi (heykeltıraş): Adnan Çoker’in Doğu Roma ve özellikle Türk-İslam mimarisinden yola çıkarak yaptığı üretimlerin yanı sıra, onun her zaman korumaya çalıştığı sanatçı duruşu dikkatimi daima çekmiştir. Bu duruşun yanı sıra Batı kültürü ile kendi kültürümüzün sentezinden yola çıkarak yaptığı üretimlerin yeni kuşaklara ilerde bir rol model olacağını düşünüyorum.
Balkan Naci İslimyeli (ressam): Adnan Çoker, modern klasiklerimizin en önemlilerinden biridir. O, yaşamı her anıyla sanata adanmış bir keşiştir. Entelektüel birikimi, ödünsüz duruşu, en önemlisi sanata duyduğu derin saygıyla herkes için aşılması güç bir yükseklikte parıldamaya devam ediyor. Türk sanatı ona teşekkür borçludur. Bu alçakgönüllü saygı duruşu kuşkusuz ona olan borcumuzu ödemeye yetmez, o çok daha büyük onurlandırmaları hak ediyor.
Cengiz Çetindoğan (koleksiyoner): Türk resminin en büyük ustalarından Adnan Çoker gerek Akademi’deki eğitimcilik yılları gerekse geleneksel kalıpların dışına çıktığı sanat yaşamında ürettiği özgün örneklerle Türk sanatının geleceğine yön veren benzersiz bir sanatçıdır.
İnci Aksoy (galerici): Türk sanatında geleneksel kalıpların dışına çıkan yenilikçi, soyut ve geometrik resmin usta ismine nice yıllar diler, 90’ıncı yaşını kutlarım.
Murat Hazinedar (Beşiktaş Belediye Başkanı): Adnan Çoker 90’ıncı yaşında sanatının zirvesinde ve bilgelik çağında olmanın onurunu yaşıyor. Bu kentin bir yöneticisi ama daha önemlisi bir İstanbul âşığı olarak keşfettiği İstanbul mavisi için Adnan Çoker’i farklı bir yere koyuyorum. Soyut anlayışına da simetri tutkusuna da yalın renklerine de tutkun olduğum Çoker’e nice sanat dolu yıllar diliyorum.
Hakan Bali (Bali Müzayede): Büyük üstadımız Adnan Çoker’in 90. yaşını kutlarım. Hayatı boyunca yaptığı çalışmalar, yetiştirdiği ve ülkemize kazandırdığı yüzlerce sanatçı için de şükranlarımı sunarım.
Bedri Baykam (ressam): Adnan Çoker, özgün ve kendi çizgisi içerisinde olgunlaşmış sanatının ötesinde, yıllardır çağdaş sanat ortamımıza verdiği pozitif enerji ve kendisinden sonra gelen kuşaklarla olan yakın iletişimiyle değerli sohbetlerini ve zengin kişiliğini hiçbir zaman unutmayacağımız bir duayenimizdir.
Hakan Çarmıklı (koleksiyoner): Adnan Çoker Türk modern sanat tarihini başta sanatı, hocalığı ve duruşuyla şekillendirmiş çok kıymetli bir sanatçımızdır. Yapıldığı tarih itibariyle çok yenilikçi, benzersiz ve ses getiren eserleri hâlâ ilk günkü etkisini korumakta. Kendisini tanımış olmanın bir ayrıcalık olduğunu gururla söyleyebilirim.
Yalçın Sadak (şair, eleştirmen): Adnan Çoker gerek sanatçı gerek eğitimci olarak Cumhuriyet tarihinde müstesna bir yere sahiptir. Kurduğu dil özgündür ve bunu da özgünlüğün sorun haline geldiği bir zamanda başarmıştır. Bu sıradışı başarı genç sanatçılar için örnek olmalıdır; bugün ve gelecekte...
Olgaç Artam (Antik AŞ): Usta sanatçımızın çağdaş Türk sanatındaki özgün duruşu her zaman gelecek nesillere örnek olacak. Ülkemizin yetiştirdiği en önemli sanatçılardan Adnan Çoker’in daha uzun yıllar eserleriyle sanat dünyamıza derinlikli tuvallerinden bakmasını diliyoruz.
Haldun Dostoğlu (galerici): Sanatçının bedeni sanatının yansımasıdır. Çoker kare resimler yapar!

Yaşarken anıtlaşmış bir efsane: Adnan Çoker

Çok iyi bir sanatçı

Rabia Çapa: Adnan Çoker çok iyi bir sanatçı, çok iyi bir hoca ve çok iyi bir dosttur benim için, Maçka Sanat Galerisi için ve sanatçılarımız için. 1976/2016 bu 40 yıl içinde galeride sergiler kurdu, açık oturumlar yaptı, akşam sohbetlerine katıldı. Atatürk’e ve kurduğu Cumhuriyet’e hayrandır. Seyahatlere, müzelere, müze butiklerinden alışverişlere, sinemaya, klasik müziğe, caza, kitaplara, deniz kabuklarına meraklıdır, çok sever, ama en çok Asuman’ı ve Bety Boom’u sever... Bizler de Adnan Çoker’i hem çok sayarız hem çok severiz.
Mustafa Toner (koleksiyoner): 40 sene olmuş Akademi’de resim bölümünün mimariye en yakın sanatçısı olarak kendisini takip etmeye başlayalı... Eserlerindeki siyah espasın yoğun kullanımı, simetri ve geometrinin oluşturduğu etkili kompozisyonlar 40 sene sonra bile etkilemekte bizleri. Türk resminin ilk soyut sanatçısına sanat ve kavga dolu daha nice yıllar diliyorum.
Ömer Olcay (koleksiyoner): Adnan Çoker Türk resmine yön vermiş, sadece resim değil plastik sanatların tümü, sinema, sanat tarihi, müzik gibi çok farklı alanlarda sesini duyurmuş, hocaların hocası ‘Usta Sanatçı’. Sizinle gerçekleştirdiğimiz sergiler ve değerli dostluğunuzla hayatım boyunca onur duyacağım. İyi ki varsınız.

Yaşarken anıtlaşmış bir efsane: Adnan Çoker

Şapka diyorum

Meriç Hızal (heykeltıraş): Kaç kişi kaldı o muhteşem kuşaktan? Cumhuriyet’le başlayan serüvenleri çalışmak, çok çalışmak, çok yönlü çalışmaktı... Sanat onlar için bir yaşam biçimiydi. Günün her saati yaptıkları işi düşünen, dünyaya açık, artist, bir o kadar da entelektüel kişiler... Adnan Çoker Hoca onların en iyi örneklerinden. Akşamları okur, sabah Akademi’ye gelir, okuduğunu bizlerle tartışır. Öğrencisi olmasanız bile sizi konuk ettiğinde anlarsınız ki o aynı zamanda gerçek bir eğitimcidir. Piyanosunun başına geçince, cazdan söz edince, sizinle deniz kabukları koleksiyonunu paylaşınca ya da önemli filmleri izleyince, onunla müzeleri gezince renkli kişiliğiyle zenginleşirsiniz. Akademili olmak ne büyük şansımızdır. Adnan Çoker kuşağının hocalığının da bu şansta payı büyüktür. Değerli hocaya 90’ıncı yaş gününde nice sağlıklı, üretken yıllar diliyor, “Şapka” diyorum!

Erol Tabanca (koleksiyoner): Sanıyorum siyah denince aklımıza gelen ilk isimdir Adnan Çoker. Türk sanat tarihinin ve çağdaşlaşma serüvenimizin öncü isimlerinden, muazzam bir kültür insanı. Zamanla eserlerin arkasındaki kişiyi tanıdıkça çok katmanlılığı beni daha da derinden etkiledi. Çalışmalarıyla ilk etkileşimim mimari geçmişimden dolayı eserlerindeki geometrik altyapılarla oldu. Anadolu kültürleri; Roma, Bizans ve Osmanlı mimari öğelerini kullanım biçimi ve onların sonsuzu temsil eden bir siyah içinde ele alışını görmek benim için hep heyecan verici olmuştur. Bugün heyecanla takip ettiğim birçok genç çağdaş sanatçıda bilinçli veya bilinçsiz onun izlerini görmek beni çok heyecanlandırıyor.
Can Elgiz (koleksiyoner): Adnan Çoker ülkemizde modernizmi evrensel boyuta taşıyan en önemli sanatçıdır. Geometri ve mistik ışığı müzikaliteyle buluşturup bunu düşünsel bir temele oturttu. Soyut ekspresyonizmin yarattığı sınırsız ortamı geometri ve ışıkla izlenebilir boyuta yükseltmiştir. Bu özümsenmiş davranış hepimizi etkileyecek kadar yalın bir sonuçtur.

Türk resminin yaşayan efsanesi Adnan Çoker, 90 yaşında... Büyük ustanın 90’ıncı yaşı için herhangi bir etkinlik düzenlemediğini gören ünlü heykel sanatçısı Bubi, elini taşın altına soktu ve Çoker’e şık bir doğum günü sürprizi hazırladı. Demet&Cengiz Çetindoğan’ın katkılarıyla 18 Aralık’ta St. Regis Otel İstanbul’du düzenlenecek özel gecede, üstünde 100’ü aşkın sanatçı, koleksiyoner, galerici, müzayedeci ve gazetecinin adının bulunduğu gümüş bir tepsi, Doğan Hızlan tarafından Çoker’e sunulacak.


Yorumları Göster
Yorumları Gizle