GeriKitap Sanat Kayan yıldızlar nereye düşer?
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Kayan yıldızlar nereye düşer?

Kayan yıldızlar nereye düşer?
Ördek Olsun Yüreğim

Kaç yaşında olursanız olun, hayatınızda bir kerecik olsun yıldızlara bakıp hayallere dalmışsanız ya da rüzgârı oyun arkadaşı edinmişseniz, bu kitap sadece çocukların değil sizin de kalbinize dokunacak...

Elif Nihan Akbaş ilk çocuk kitabı ‘Ördek Olsun Yüreğim’de çocuk masumiyetiyle yoğrulmuş düşsel bir yolculuğa çıkarıyor okurları. Artık büyüdüğü için anne-babasının ona masal anlatmayacağından korkan Nihu, hüzünle pencereden gökyüzünü izlerken kayan bir yıldız görür ve bu yıldızın nereye düştüğünü merak eder. Tek istediği gidip yıldızı bulmak ve onunla tanışabilmektir ama büyükler Nihu’ya ancak baştan savma cevaplar vermekle yetinirler. Zira böyle bir soruyu hakkıyla cevaplamak biraz olsun masallara inanmayı; yıldızlara, rüzgâra, bulutlara başka bir gözle bakabilmeyi gerektirir. Hikâyedeki yıldızlardan birinin de dediği gibi; “Büyükler masallara yeniden inandıklarında dünya koskocaman bir oyun parkı olacak, yıldızlar da daha çok parlayacak o zaman”.

Nihu ertesi gün parkta yıldızlar gibi parıldayan kum tanecikleri arasında oynarken buluyor cevabı ve kendi masalına doğru ışıl ışıl bir yolculuğa çıkıyor. Nihu’nun yolculuğu sadece çocukların değil, kaç yaşında olursa olsun, hayatında bir kerecik olsun yıldızlara bakıp hayallere dalmış, bulutlardan şekiller uydurmuş ya da rüzgârı oyun arkadaşı edinmiş herkesin kalbine dokunuyor. Nihu’yla benzer korkuları, özlemleri, mutlulukları tatmış herkesi başrolünde kendi masallarının olduğu kocaman bir oyun parkına davet ediyor. Neslihan Yarız’ın birbirinden renkli çizimleriyle...

Kayan yıldızlar nereye düşer
ÖRDEK OLSUN YÜREĞİM

Elif Nihan Akbaş
Resimleyen: Neslihan Yarız
Artemis Yay., 2019
96 sayfa, 15 TL.

 

Karıncanın tembellik hakkı!

 

“Olmasa hiç işim, ne güzel gezerdim kırlarda.
Sabahları uyanmazdım çalan saatin alarmına.
Etrafımı doldururdum bir sürü meyve çöpü ve çekirdek.
Bomboş günler, ağaçlar ve ben...”
Dur durak bilmeden, harıl harıl çalışan binlerce karınca arasında bir aykırı ses; karınca Lui. Ama çok çalışmanın kutsal kabul edildiği, çalışmadan geçirilen her anın felaket, açlık ve sefalet getireceğinin kafalara kazındığı bir toplulukta Lui’nin yukarıdaki şarkısının duyulmaması gerek. Ya diğer karıncalar da Lui’den etkilenip tembel olmaya özenirlerse? Sanatsal etkinliklerin bile herkesin içinden geldiği gibi özgürce yapılamayıp katı kurallara bağlı olduğu sistem çöküverir, maazallah.

Gelin görün ki nefes almaksızın çalışmak Lui’nin canına öyle bir tak ediyor ki, ne tembel diye yaftalanmayı ne de dışlanmayı umursuyor artık. Ve başlıyor tembellik düşleri arasında bütün gün oflayıp poflamaya, söylenmeye.

Herkes çalışıp üretirken Lui’nin tüm gün aylaklık etmek istemesi diğerlerine haksızlık gibi görünüyor olabilir ve ona kızabilirsiniz. Ama önce dinlemek gerek. Nitekim Lui, binbir uğraştan sonra istediği tembellik hakkına kavuşuyor. Peki, mutlu oluyor mu dersiniz? Lui’nin gerçek isteğinin ne olduğu da bundan sonra ortaya çıkıyor aslında.

Büşra Tarçalır Erol “tembel olmak isteyen bir karıncanın sonu mutlu biten hikâyesinde” çalışmanın sarsılmazlığı ve sorgulanmazlığının karşısına hayallere, oyunlara, dinlenmeye ayrılan boş zaman hakkının vazgeçilmezliğini koyuyor. Lui’yi zaten sevmiştik ama Nefise Çelebi’nin enfes detaylarla dolu sıcacık çizimleri onu hepten vazgeçilmez kılıyor.

Kayan yıldızlar nereye düşer
LUİ

Büşra Tarçalır Erol
Resimleyen: Nesibe Çelebi
Masalperest, 2019
32 sayfa, 24 TL

Yorumları Göster
Yorumları Gizle