GeriKitap Sanat İlkgençliğin rüzgârlarıyla büyüyen bir ‘Mistral’
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

İlkgençliğin rüzgârlarıyla büyüyen bir ‘Mistral’

İlkgençliğin rüzgârlarıyla büyüyen bir ‘Mistral’

Hans Christian Andersen Ödülü sahibi İtalyan yazar Angela Nanetti’nin romanı ‘Mistral’, İtalya’da bir adada ailesiyle yaşayan ve adını yörenin sert esen, kuru ve soğuk rüzgârı mistralden alan bir çocuğun delikanlılığa uzanan yıllarını anlatıyor.

İlkgençlik yılları... Rüzgârlı, dalgalı denizde bata çıka yüzmek gibi... Birçoğumuzun o yılları bu şekilde geçmedi mi? Kendimizi, etrafımızdakileri, yaşadığımız mekânı ve zamanın akışını anlamaya çalışırken aslında hayata dair insani gerçekleri de ilk o yaşlarda tatmadık mı? İlk naif heyecanları, ilk aşkları, geleceğe dair ilk endişeleri, anne ya da babamıza atfettiğimiz o ‘kahramanlık’ perdesinin ilk kayboluşunu, ilk hayal kırıklıklarını, ilk ciddi kafa karışıklıklarını, coşkuyla kendini gösterme ve böylece var etme heveslerini, ilk ciddi kaçışları veya içe dönüşleri... ON8 Kitap’tan çıkan ‘Mistral’, işte tam da bu yıllara dair, doludizgin ama bir o kadar da naif bir büyüme hikâyesi: Kitabın kahramanı Mistral’in kanı deli akan yıllarındaki büyüme hikâyesi...
Hans Christian Andersen Ödülü sahibi İtalyan yazar
’nin romanı ‘Mistral’, İtalya’daki bir adada ailesiyle yaşayan ve adını yörenin sert esen, kuru ve soğuk rüzgârı mistralden alan bir çocuğun delikanlılığa uzanan yıllarını anlatıyor. Onun kendini, aşkı, ilişkileri, denizi ve hayatı keşfedişini konu ediniyor.
ÇOCUKLUKTAN İLKGENÇLİĞE
Mistral’le tanışmamız, onun doğumuyla başlıyor ve dedesinden ailesine miras kalan deniz feneri bekçiliğine adanın sahibi olmak sandığı masum çocukluğuyla devam ediyor. Mistral’in kıvrımları, uçurumları, denize kucak açan koylarıyla okurun gözünde ilmek ilmek çizilen o canım adayı keşfedişini; tanıdıkça onun hâkimi/kralı olmasını okumak biz okurlar için aynı zamanda bir şölene dönüşüyor. Öyle ki bir çocuğun düşe kalka kendini tanıdığı ve büyüdüğünü izlediğimiz keyifli bir okuma şöleni bu... Bu sırada insan ve mekân arasındaki etkileşimin, karakteri ve devinimi nasıl etkilediğini fark ediyoruz. Ama Efesli Herakleitos boşuna dememiş: “Değişmeyen tek şey, değişimin kendisidir.” Bir gün adaya yanaşan bir yat ile Mistral’in o masum ve huzurlu krallığı da boyut ve renk değiştirmeye başlıyor.
Mistral’in kendisinden çok farklı bir dünyada yaşayan küçük Cloe’yla tanışması, sonra onunla kartpostallarla ve ara sıra tatile geldiği zamanlardaki buluşmalarında devam eden gelgitli aşk hikâyesi adanın ruhundan da nasibini alıyor. Ailesi, babaannesi, anne tarafından akrabaları ve çocukluk arkadaşı Ignazia dışında çok fazla insan tanımayan Mistral’in dünyasının bu süreçte nasıl genişlediğine de tanık oluyoruz. Anne-babasının hayatındaki değişimler, denizle ve adayla imtihanları, kardeşleri ve Ignazia’yla güvenli ama sıkıcı ilişkileri delikanlının kendi gerçekleri ile Cloe’nun gerçeklerini daha çarpıcı bir şekilde gözler önüne seriyor. Peki, sonunda ne mi oluyor? Dedik ya, bu roman gözüpek bir ada delikanlısının büyüme hikâyesi...
Yazar bir gencin iç dünyasını, onun düşleri ve gerçekleri arasındaki gelgitli dansını inişli çıkışlı bir olay örgüsü, akıcı bir anlatım dili ve ritmik bir akışla çok iyi yansıtıyor. Hem gençlerin hem de yetişkinlerin keyifle okuyabileceği bir roman bu...

 

 

MİSTRAL
Angela Nanetti
Çeviren: Nilüfer Uğur Dalay
On8 Kitap, 2019
244 sayfa,
16.67 TL.  İlkgençliğin rüzgârlarıyla büyüyen bir ‘Mistral’

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle