GeriKitap Sanat İçine çektiği şiirdi
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

İçine çektiği şiirdi

İçine çektiği şiirdi

Türk edebiyatının büyük ustalarından Ülkü Tamer dün Bodrum’da düzenlenen cenaze töreniyle sonsuzluğa uğurlandı. ‘İçime Çektiğim Hava Değil Gökyüzüdür’ diyen Tamer, İkinci Yeni akımının son temsilcilerindendi.

TÜRK şiirinin en önemli akımlarından İkinci Yeni’nin son temsilcisiydi Ülkü Tamer. 1950’li yıllarda Edip Cansever, Cemal Süreya, İlhan Berk, Turgut Uyar, Sezai Karakoç ve Ece Ayhan gibi şairlerin başını çektiği İkinci Yeni akımında kendine özgü imge dünyası ve süssüz, sade söyleyişiyle dikkati çekti.

Çoğunlukla keskin bir ironiyle örülmüş derin acıları ve toplumsal trajedileri dile getirdiği şiirleriyle öne çıktı. Ülkü Tamer 50 yılı aşkın sürede ürettikleriyle Türkçe şiirin en büyük isimlerinden biri olarak görüldü ve kendisinden sonraki kuşağın yol göstericilerinden kabul edildi. Şiirlerinin bir kısmı Zülfü Livaneli ve Ahmet Kaya tarafından bestelenmiş ve seslendirilmişti. Ahmet Kaya’nın ‘An Gelir’ ve ‘Başkaldırıyorum’ albümlerinde seslendirdiği ‘Üşür Ölüm Bile’ ve ‘Gül Dikeni’ şarkılarının sözleri ile Zülfü Livaneli’nin seslendirdiği ‘Memik Oğlan’ ve ‘Güneş Topla Benim İçin’ onun geniş kitleler tarafından da bilinmesini sağladı.

1937’de Gaziantep’te doğan Ülkü Tamer ilköğrenimini memleketinde tamamladıktan sonra İstanbul’da Robert Kolej’i bitirdi. Gazetecilik enstitüsündeki öğrenimini yarıda bırakarak özel tiyatrolarda aktör olarak çalıştı, çevirmenlik yaptı. 1960’lı yıllarda A Dergisi kadrosu içinde yer aldı. Milliyet Yayınları’nda danışman-editör olarak çalıştı. Yayıncılık ve çevirmenlik yaptı; Milliyet, Karacan Yayınları’nı yönetti. Milliyet Çocuk ve Sanat Olayı dergilerini çıkardı. 1990’ların sonunda Radikal gazetesinin Cumartesi ekinde köşe yazarlığı yaptı. Çoğu edebiyat eseri olmak üzere 100’ün üzerinde kitabı Türkçe’ye çevirdi.

İlk şiir kitabı ‘Soğuk Otların Altında’ 1959’da çıktı. Şiirlerini ‘Yanardağın Üstündeki Kuş’ ve ‘Güneş Topla Benim İçin’, öykülerini ‘Alleben Öyküleri’, anılarını ise ‘Yaşamak Hatırlamaktır’ adıyla bir araya getirdi.

Euripides, W. Shakespeare, A. Çehov, B. Brecht, A. Miller, E. Lonesco, J. Steinbeck, T. S. Eliot, H. Ibsen gibi yazarlardan otuzun üzerinde oyun çevirdi. Birçok şiir antolojisi de hazırladı. Edith Hamilton’dan Mitologya çevirisiyle TDK 1965 Çeviri Ödülü’nü kazandı. ‘İçime Çektiğim Hava Değil Gökyüzüdür’ (1966) adlı kitabıyla 1967 Yeditepe Şiir Ödülüne, 1979’da çevirileri nedeniyle Macaristan Halk Cumhuriyeti’nce verilen Endre Ady Ödülü’ne, ‘Alleben Öyküleri’ adlı öykü kitabıyla 1991 Yunus Nadi Ödülü’ne, 2014 yılında ‘Bir Adın Yolculuktu’ adlı kitabı ile Melih Cevdet Anday Şiir Ödülü’ne değer bulundu.

VİRGÜLÜN BOYNU BÜKÜK KALDI

PEN Türkiye, Ülkü Tamer’in vefatı üzerine bir bildiri yayımladı. “Virgülün boynu bükük kaldı” başlıklı bildiride şu cümlelere yer verildi:
“Şiire virgülü eklemişti, şimdi bir virgül eksildi. Şiirin de, virgülün de boynu bükük kaldı. Ülkü Tamer. Virgülün şairi. Türkçenin çocuğu. Türkçenin gençlerinden. Çocukluğun Türkçesi.
Böyle bir alçakgönüllülük ancak virgülde bulunur. Şiirde, başka uğraşlarında, hayatta kendini şiirin bir parçası kıldı, virgül oldu.
Cemal Süreya ‘suçsuzluğun şiiri’ demişti Ülkü Tamer şiirine. Sanki Edip Cansever de “Gökyüzü gibi bir şey bu çocukluk/hiçbir yere gitmiyor” dizelerini biraz da Ülkü Tamer için yazmış gibidir.
Büyük şairlerin en genciydi her zaman, hep öyle kaldı. Antep’ten de, çocukluktan da fazla uzaklaşmamıştı. Oysa uzun boyu, mavi kanatlı kuşları, aklı bir karış havada şiirleriyle gökyüzüne en yakın oydu. Fakat çocukluk bu ya, hepsini gökyüzünde unuttu, şiirini de orada unuttu, kedilerin, atların arkadaşı oldu.
Ülkü Tamer gitti. Attila İlhan’ın dizeleriyle “Şenlik dağıldı bir acı yel kaldı bahçede yalnız.” Şimdi “Üşür ölüm bile.”


Yorumları Göster
Yorumları Gizle