GeriKitap Sanat Hermann Hesse, ressam...
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Hermann Hesse, ressam...

Hermann Hesse, ressam...
Hermann Hesse

‘Görkemli Dünya’ adeta küçük bir Hesse resim albümü. Emir Tali’nin tasarımıyla bu kez ressam Hesse’yi daha yakından tanıma fırsatı buluyoruz. Ve, keşke diyorum, bu resimleri daha önce görebilseydim, bu -herhalde- suluboya çalışmalar alıp götürseydi...

Hermann Hesse’den ilk ‘Siddharta’yı okudum galiba: Epey eskilerde kalan bir anı artık. Masal havası içinde Hint dünyasına, metafiziğe açılan bu eser 1970’lerde, yazılışından (1992) epey sonra yeniden ünlenmişti.
Yenilerde, Stefan Zweig’ın ‘Sidharta’ ya -benim hiç bilmediğim- kardeş bir kitabı yayımlandı: ‘Ölümsüz Kardeşin Gözleri’ (Kırmızı Kedi, Merve Eyüpoğlu çevirisi). Zweig da, besbelli, bir zamanlar eskil Hint dünyasının kıyılarında yol almış, gezinmiş...
Hesse’yi sonraları Refik Algan’la tanıdım diyebilirim. Refik Algan bir yandan o güzel kıpkısa öykülerini yazıyor, bir yandan da ‘Boncuk Oyunu’nu, ‘Narziss ve Goldmund’u okuyordu. Bu iki roman da dilimize çevrilmemişti: Kâmuran Şipal’in emeğine sonradan kavuştuk.

Refik’in ‘Narziss ve Goldmund’u anlatışını hâlâ dinler gibiyim...
O dönemde ‘Bozkırkurdu’nu okumuş, çok etkilenmiştim. Ama asıl etkilendiğim ‘Gertrud’ olacaktı. Fransızca çevirisinden okuduğum ‘Gertrud’u rahmetli, aziz dostum Ayşe Şasa’ya borçluyum. Bu tuhaf roman (yine Kâmuran Bey’in çevirisi, 1994) Hesse severleri ne kadar etkiledi, bilemiyorum.
‘Gertrud’ bir yandan müzik dünyasına açılır, ama başat sorunu, bireyin karmaşık iç dünyasıdır. ‘Gertrud’ esinli bir senaryo yazmak istemiştik Ayşe’yle. Atıf Yılmaz, Cüneyt Arkın için proje arıyordu. Bizim ‘Gertrud’ tasarısı da Cüneyt Arkın’ı farklı bir kimlikte sinemaya yansıtabilmek amacıylaydı; yazık ki gerçekleşmedi.

Hermann Hesse’yle bağım kopmadı diyebilirim. ‘Rosshalde’, ‘Klingsor’un Son Yazı’ (İlknur Özdemir’in çevirisi) arada bir yeniden dalıp gittiğim eserler. ‘Bozkırkurdu’nda ortalığı sarsıp geçen, ikiyüzlü ahlaka başkaldıran roman kişisi, ‘Klingsor’un Son Yazı’nda bambaşka bir içe kapanışla donanır; bu uzun öyküyle iç dünyamın haritasını çıkarmaya çalışmıştım.
Hem ‘Klingsor’un...’ hem ‘Rosshalde’nin Yapı Kredi Yayınları basımlarında, kapaklardaki resimler de Hermann Hesse imzasını taşıyordu. Öyleyken, Hesse’nin resim sanatıyla bağını da öğrenmiş oluyordum.
Şimdi yanı başımda duran ‘Görkemli Dünya’ (Everest Yayınları, Esen Akyel çevirisi) adeta küçük bir Hesse resim albümü. Emir Tali’nin tasarımıyla bu kez ressam Hesse’yi daha yakından tanıma fırsatı buluyoruz. Ve, keşke diyorum, bu resimleri daha önce görebilseydim, bu -herhalde- suluboya çalışmalar alıp götürseydi...

‘Görkemli Dünya’ yarı kurgusal yarı gerçek mimarisiyle evden ayrılışın, dış dünyada doğaya açılışın öykülenişi. Tam bir öykü değil, tam bir gezi defteri değil; birçok şeyle bezenmiş, bütünüyle kendine özgü bir metin: “Sonra diğer düşüncelerle bunun gibi sokaklarda yürüyeceğim, ırmakların ve akşam gökyüzünün neler söylediğine tekrar tekrar kulak misafiri olacağım.”

ZİYAFETE HOŞ GELDİNİZ!
‘Oburcuğun Edebiyat Kitabı’ndaki (2002) yazıları bütünlerken, korunmasız, öksüz edebiyatımızdan söz açmaya çalışmıştım: Bazan bir eski hikâye, bazan bir şiir, romanlardan, oyunlardan sahneler: her birinden yemek tarifleri. Bu çabam kimilerince yersiz bulunmuş, hatta sarakaya alınmıştı...
Oysa Jennifer Barclay ‘Edebi Ziyafet’te (Siyah Kitap) bildiğini okumuş. Yağmur Çevik’in dilimize çevirdiği ‘Edebi Ziyafet’, baştan sona, ‘roman, şiir ve oyunlardan esinlenerek hazırlanmış yemek tarifleri’ kitabı. Eşsiz Flaubert eşsiz ‘Madam Bovary’sinde tavuk yahnisinden mi söz açmış, Barclay fırsatı kaçırmıyor, tavuk yahnisini tarihçesiyle birlikte bugünün mutfaklarına getiriyor. Ayrıca, meraklısı için bilgilendirmelerle: Mesela, tavuk yahnisi Abraham Lincoln’ün en sevdiği yemekler arasındaymış.
Kim bilir kaç kez okuduğum ‘Vanya Dayı’da Telegin’in kırık özlemini, erişteyi özleyişini hep gözden kaçırmış meğer. Jennifer Barclay kaçırmıyor, ‘her derde deva’ eriştenin hazırlanışını, yapılışını anlatmaya koyuluyor. Tolstoy, Emile Zola, Joyce, Hugo, Ibsen, tümü de eserlerinde yemek sanatından uzak kalmamışlar. İşte Jane Austen güzelim ‘Emma’sında ‘Fırında Elma’ ikram ediyor!
‘Edebi Ziyafet’i çok severek okuyacaksınız. Homeros’un ‘Ballı ve Peynirli Efsane Tart’ı gönlünüzü çelebilir!

 


Yorumları Göster
Yorumları Gizle