GeriKitap Sanat ‘Her eve bir heykel’ ideali uğruna
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

‘Her eve bir heykel’ ideali uğruna

‘Her eve bir heykel’ ideali uğruna

30 yıllık birikimini yansıtan 100’den fazla eserinin yer aldığı ‘Evrenin Nabzı’ başlıklı sergiyle İş Sanat Kibele Galerisi’ne konuk olan Maria Kılıçlıoğlu, üretim sürecini anlatırken ‘herkesin evinde bir heykel’ ideali uğruna durmaksızın çalıştığını söylüyor.

Bulgaristan’ın ünlü heykeltıraşı Dimitır Dimou’nun kızı Maria Kılıçlıoğlu, çok uzun yıllardır Türkiye’de. Son yıllarda pek özen gösterilmeyen bir alanda, bronz heykeller üzerine çalışıyor. Çok güçlü, klasik bir eğitimden gelen sanatçı, bu alanda çalışmayı ve herkesin evinde bir heykel olmasını sağlamayı bir misyon edinmiş. İş Sanat Kibele Galerisi’nde açılan ‘Evrenin Nabzı’ sergisi için bir araya geldiğimizde de bu misyonunu ve bunun uğruna ne kadar sıkı çalıştığını anlattı.

Sergiyle başlayalım... ‘Evrenin Nabzı’, kaç yıllık bir üretim sürecinin sonucu?
Bu sergim çok önemli. En azından 30 yıllık bir çalışmam var. Ziyaretçiler bu sürecin tümüne şahit olabilecek. Bu eserleri bir araya getirmek çok zordu. Ancak İş Sanat’ın büyük ekibi sayesinde başarabilirdik. Bir lokomotif gibi beni buraya kadar taşıdılar. Çok şanslıyım. Bu şansı da zorladım tabii ki.

Babanız Dimitır Dimou, Bulgaristan’ın önemli ressamlarından biriydi. Siz de daha önceki röportajlarınızda söylediğiniz gibi, onun atölyesinde doğdunuz. Peki babanızın heykelleri sizi nasıl etkiledi? Bildiğim kadarıyla devasa eserleri vardı. Sizin daha küçük, neredeyse ‘obje heykel’ denebilecek eserlere yönelmenizin sebebi neydi?
Ben her türlü heykel yaptım aslında; büyük heykeller de, anıtlar da, büstler de… Ancak devasa heykeller evlere giremez. Daha o dönemde babam anlatıyordu, Amerika’ya gidip geldiği zaman herkesin evinde bir heykel olduğunu söylüyordu. Benim için önemli olan boyut olmadı. Ben proporsiyonun düzgün olmasına özen gösterdim. Yaptığım heykel canlansa, kalkıp yürüyebilmesi lazım diye düşünürdüm. Bunun için de proporsiyon çok önemli. Ben herkesin evinde bir heykel olsun istedim. Eserlerimin boyutunu belirleyen de bu oldu sanırım.

Söylediklerinizden herkesin evinde bir heykel olması için çalıştığınızı, bunu bir misyon edindiğinizi anlıyorum.
Bu büyük bir misyon benim için. Çünkü heykel daha çok anıt olarak algılanıyordu. Bu benim mücadelem oldu. Herkesin bir duvarı var evinde. Herkes resim alabilirdi. Ancak heykel söz konusu olduğu zaman ‘Bunu nereye koyacağım’ diyorlardı.

Heykel hâlâ niş bir alan. Heykele odaklanan sanatçıların sayısı da fazla değil. Siz özellikle bronz ile çalışıyorsunuz üstelik.
Bronz benim için çok asil bir malzeme. Ölümsüzdür. Benim için üç önemli malzeme var: Bronz, taş ve ahşap… Bronz bunların en asili. Çok zor bir malzeme. İşleme süreci de çok uzun. Ekip işi ayrıca. Usta bulmak da kolay değil. Ancak tüm bu zorluklarına rağmen bronz kalıcıdır. Dış mekana da koysanız, iç mekana da tüm özelliğini korumaya devam eder. Maalesef çok pahalı. Ancak ben fikirlerime göre malzeme de kullanıyorum. Reçine kullandığım da oldu. Düşünüyorum, ilk kinetik heykeli de ben denedim. Kinetik heykeltıraş değilim oysa… Ancak mesela mitolojik bir temada bir eser ortaya çıkarırken bronzdan başka bir malzeme olmaz diye düşünüyorum.

Söz konusu malzemeyse bazı olmazsa olmazlarınız var. Ancak tema konusunda daha özgün fikirler üretmeye çalışıyorsunuz diye düşünüyorum.
Yapılmayanı yapmayı isterim hep. Bunun için de eserlerim üzerine çok ince düşünürüm. Özgünlüğün o kadar hastasıyım ki, kendime de özgün oldum. Hiçbir eserim birbirine benzemez.

Çalıştığınız malzemeler özen istiyor, siz özgünlüğün peşindesiniz... Demek ki, üretim süreciniz çok uzun!
Durmadan çalışıyorum. Misyonumu da söylemiştim zaten, herkesin evinde bir heykel olsun istiyorum. Bu nedenle eserlerin fiyatlarını da yükseltmedim. Neredeyse idealist olarak çalışıyorum. Bu ideal uğruna yaz-kış demeden çalışıyorum. Herkes denizdeyken ben heykel yapıyorum.

2018, Türkiye sanat piyasası için iyi bir yıl değildi. Siz de farkındasınızdır; eşiniz Yahşi Baraz sayesinde de bu dünyadan haberdar olduğunuzu düşünüyorum. Yeni yıla, yeni bir sergiyle başladınız... 2019’dan beklentileriniz nedir sanat piyasası özelinde?
Bu sene benim için çok iyi geçti. Ben ses çıkarmayayım. Ancak koleksiyonerler bu durumlarda çok önem kazanıyor. Kimse parasını boşuna vermez. Benim durumum ilginç. Garip bir talep oldu. Bir de şunu düşünüyorum: Şimdi eserlerimi alan koleksiyonerlerin bazılarının küçüklüklerini biliyorum ben. Bu eserlerle büyüdüler belki de...


Maria Kılıçoğlu’nun ‘Evrenin Nabzı’ başlıklı heykel sergisi 23 Şubat’a kadar İş Sanat Kibele Galerisi’nde.


Yorumları Göster
Yorumları Gizle