Hayat onun gerçekten umrunda

Güncelleme Tarihi:

Hayat onun gerçekten umrunda
Oluşturulma Tarihi: Ocak 25, 2018 14:34

Bora Uzer, dokuz yıl sonra çıkardığı ikinci Türkçe albümü ‘Benim Umrumda’yla huzurlarımızda... Çok daha olgun, dingin, hayata yepyeni bir pencereden bakan bir Bora var karşımızda. Sanatçıyla evinin altına konumlandırdığı samimi stüdyosunda buluştuk...

Haberin Devamı

“İşi hayatı olmuş” diye bir tabir vardır. Adeta Bora Uzer için söylenmiş gibi... Zira zamanının büyük bölümünü evinin hemen altına konumlandırdığı stüdyoda geçiriyor ve durmaksızın üretiyor. Kendisinden daha yetenekli olduğunu söylediği kızı Raya ise bu renkli dünyanın en tatlı parçası. Bizi ev haliyle karşılıyor Bora. Her zaman olduğu gibi hep gülümsüyor. Pozitif bir ruhla dolu olması sadece hayata bakış açısını değil, müziğini de güzelleştiriyor. Bora müzikle bağlantısını hiç kesmese de albüm yayımlamak konusunda aceleci değil. Kangroove’dan Analog People’a birçok projede yer alırken diskografisinin ikinci halkası ‘Benim Umrumda’ için bu kadar beklemesinin nedenini “Söyleyecek bir şeyim olmalıydı...” diye açıklıyor.
Kaygılardan arınmış biri olması yeni albüm için acele etmesini de önlemiş. Müthiş enerjisi ve şeytan tüyüne sahip fişek bir vokalist olmasına rağmen hiçbir zaman müziğinin önüne geçmeyen biri olan Bora, “Dışarıda değilim, sosyal medyayı pek kullanmıyorum. Kendi hayatımda mutluyum. Müziği de mutlu olmak için yapıyorum” diyor.
Bora’nın 10 sene içinde porselen bir kumbarada biriktirdiği yüzlerce İngilizce ve Türkçe şarkı içinden seçerek kurguladığı bu albümün temel noktası ve melodik yapıları ülkemizde dinlemeye çok alışkın olduğumuz bir çizgide değil. Ticari endişelerini tamamen rafa kaldırmış bir müzisyen olmanın rahatlığı var onda. Konuşurken de şarkı söylerken de bunu hissedebiliyorsunuz. Sahneye ilk adım attığında gitar maharetini gözler önüne sererken, bütün resmin içinde tek bir renk olarak kalamayacağını fark etmiş. Daha sonra farklı bas, klavye ve davul gibi enstrümanların yanında prodüksiyon ve kayıt sürecini de hevesle öğrenmiş. Sabırlı ve azimli yapısı ona, Avrupa’nın en iyi stüdyolarında çalışırken Mariah Carey’den Lauryn Hill’e kadar farklı isimlerin session’larını gözlemleme şansı da sunmuş. Bu noktada heyecanla ekliyor: “Müzik yapmak istiyorsan, müziğin ta kendisi olmalısın.” Yeni albümünün yüzde 90 yükünü kendi üstlenmiş. Yazıp çalan, seslendiren, kaydeden ve prodüksiyonu yöneten kişi Bora’dan başkası değil. Yine de Kenan Doğulu ve Gökhan Türkmen gibi kimi önemli isimler de kendisine gerek şarkı sözleri gerek vokallerde eşlik etmiş.

90’LARIN RUHU, GÜNÜMÜZÜN MÜZİKAL STANDARTLARI
Bora hem kendi hem de bizlerin hayatlarının tam içinden samimi öyküler anlatıyor. ‘Samimiyet’ kelimesinin de altını çiziyor. Zihninde beliren sözcükleri süslemeden, şişirmeden, olduğu gibi sunuyor. Albüm ‘Bu An’ adlı şarkıyla açılıyor. Şarkıyı dinlettiği herkes açılışı onun yapması gerektiği konusunda ısrarcı olmuş. Yine de ‘Bu An’ albümdeki favorilerinden biri değil. ‘Mezuniyet’ çalmaya başladığında bir anda 90’ların funk ve caz yüklü neo soul atmosferine ışınlanıyorsunuz. Tek bir farkla. Bora 90’ların ruhunu ustalıkla alıp günümüzün müzikal standartlarına uygulamayı başarmış. Üstelik alışıldık bir kalıbı da ustalıkla yıkarak. Şarkı sözlerinde aşkı merkez alan bir müzisyen değil Bora. Türkçeyi müthiş bir maharetle kullanarak sosyal bir varlık olarak ‘insan’ı anlatıyor. ‘Mezuniyet’ de büyümek, olgunlaşmak ve hayata farklı bir pencereden bakmak üzerine kurgulanmış bir şarkı. Albümdeki şarkıları onunla birlikte peş peşe dinlerken Carleen Anderson, Randy Crawford, George Benson, Roy Ayers ya da Maxwell gibi isimler gözümüzün önünden geçiyor. Ancak Bora zamana sıkışıp kalmamayı da rahatlıkla başarmış.

SİHRİN PEŞİNDE...
Albüm dinleme alışkanlıklarının zamanla değişmesi ve endüstrinin dinleyicileri ‘çıkış şarkısı’ kavramına odaklandırması onu rahatsız ediyor. Müzik her ne kadar dijital bir forma bürünmüş olsa da bu albüm için tıpkı plak, kaset ve CD’lerde olduğu gibi tanıtıcı bir kitapçık hazırlamış. Dijital olarak dinleyenlerin de yaptığı müziği daha iyi hissetmesi, emek veren müzisyenleri isim isim tanıması gerektiğini düşünüyor. Yayımlanmış bir albümün baştan sona dinlenmesi gerektiğini ve sanatçının anlatmaya çalıştığı şeyin ancak bu şekilde tam olarak anlaşılabileceğini söylüyor. Albüm dingin ve huzurlu atmosferiyle dikkat çekiyor. Ancak melankolik ve hüzünlü şarkılar söylemiyor Bora. Bahsettiği şey aşk da olsa dünya meseleleri de olsa bakış açısı hep umut dolu. Şarkıların nasıl ortaya çıktığını sorduğumuzda aldığımız cevap “Bir anda!” oluyor. Aklına geldiği gibi yazıp söylüyor ve kaydediyor. Neredeyse hiç değişiklik yapmadan. Hatta bu albüm bittikten sonra tamamen doğaçlama bir şekilde dinleyicilerine özel kaydettiği müzikli bir mesajı da izletiyor ve ekliyor “İşte böyle beliriyor zihnimde şarkılar, birer birer. Onları yakalayıp albüme yerleştiriyorum...”
‘Gün Bugün’, ‘Bazen’, ‘Bir Aşkım Var’ gibi tüm şarkıları akustik olarak kaydetmiş. Özellikle vokalini çeşitli prodüksiyon numaralarıyla ezip geçmediğini ekliyor. Albümünü yürekten seviyor. Eleştirilere açık, ancak yaptığı işe güveniyor: “Bir çiçek olarak gül sevmeyen çok arkadaşım var. Ama bu onun güzel olduğu gerçeğini değiştirmiyor.” Eski Bora’ya göz kırpan tek şarkı olan zıpır atmosferli ‘Dam’ ise kapanışa yerleştirilmiş. Üretirken sihrin peşinde olduğunu söyleyen, içten bir müzisyen var karşımızda. Onu şahsen tanısanız da tanımasanız da sanki arkadaşınız gibi... Albüm kadar kayıt masasının üzerinde duran çikolatalı kurabiyelerin de tadı hâlâ damağımızda. Aramıza yeniden hoş geldin Bora!

Hayat onun gerçekten umrunda

Haberin Devamı

Bora Uzer, ‘Benim Umrumda’nın lansman konseriyle 31 Ocak saat 21.00’de Zorlu PSM’de olacak.

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!