GeriKitap Sanat Havva’nın değil, hepimizin cehennemi
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Havva’nın değil, hepimizin cehennemi

Havva’nın değil, hepimizin cehennemi

Nermin Bezmen, yeni kitabı ‘Havva’nın Cezası’nda küçük kız çocuklarının kendinden yaşça büyük erkeklerle evlendirilmesi, aile içi tecavüz ve sonu gelmeyen cinci hocalar üzerinden kadınların neler yaşadığını irdeliyor, coğrafyanın acısına bakıyor. Havva’nın acısı bilindik. Ama bilindik diye alışacak değiliz...

Türkiye’de yaşayan kimseye yabancı olmayan bir konu... Kadına, çocuğa, hayvana, ağaca uygulanan şiddet... Tecavüzler, tacizler, erken yaşta zorla evlendirilen kız çocukları...
Arada kalan, ellerinden hiçbir şey gelmeyen anneler...
Sözde imamların vaazından istediğini anlayıp, her türlü ahlaksızlığa kılıf hazırlayan erkekler...
Geleneğe, göreneğe kurban edilen kızlar...
Sahte şeyler, köylünün geleceğini iki dudağının arasında tutan toprak ağaları...
Nermin Bezmen, tarihi bir roman hazırlığındayken, bu fotoğrafın acısını kalemine akıttı. ‘Havva’nın Cezası’nda özellikle erkeklere isim vermedi. Kadınlara, çocuklara, tabiat anaya bu acıları yaşatan erkekleri kimliksiz bırakmayı tercih etti. Onların hepsini temsilen bir tek erkeğe ad verdi: Âdem...
Havva ise horlanan, canı yanan, yakılan, ezilen, tacize, tecavüze maruz kalan, öldürülen kadının adı oldu.
Roman, her gün televizyon haberlerinde, gazete sütunlarında görüp lanet okuduğumuz olayların derinine iniyor. Süslenmiş merkebin üzerindeki küçük kızın ‘gelinlik giydirilmiş cansız manken’ gibi kendinden yaşça büyük bir erkeğin kuması olma hikâyesi, içinde neler barındırmıyor ki? Ahırda, tarlada kendisini kucağına alan, annesi ortada olmadığı zaman döşeğine çeken ve canını yakan... “Bana sevgilim de” diyen, kızına iştahla bakan bir baba... Yaşadıklarının bir benzerini deneyimlemiş, elinden hiçbir şey gelmeyen bir anne... Evlilik, kuma da olsa, adamın yaşı büyük de olsa babasından kurtulmak için bir çare olabilir miydi? Havva gibi üzerine kuma gittiği Elmas da benzer yollardan geçmemiş miydi? Yine de Elmas, üzerine kuma gelmesini kaldırabilecek miydi? Bir kadın ne kadar kolay taşıyabilirdi ki bunu? Gözlerini kapatıp, çocukluk hayalinde biraz daha kalmak istiyor Havva. Bu ne kadar ona bağlı ki ?
Bazı coğrafyalarda hiç!
“Sadece kadınlar değil, kız çocuklarınız da suçludur. Baktığınızda, sarıldığınızda, kucakladığınızda sizde şehvet uyandırıyorsa kızınız, bu sizin suçunuz değildir” cümlesi bugün Nermin Bezmen’in romanında okuduğumuz bir cümle olsa da bu coğrafyada olmamış iş midir? ‘Bu ülkede yaşayan kimseye yabancı olmayan bir konu’ diye başlamıştım yazıya.
Buradan çıkarılan mesaj asla, ‘alışmak’ olmamalı. Ölmüş/öldürülmüş, tecavüz edilmiş/küçük yaşta evlendirilmiş kız çocuklarına alışmayın.
Hikâye bildik de olsa, Nermin Bezmen’in akıcı kaleminden ‘Havva’nın Cezası’nı okuyun. Onların acısını, kendi acınız gibi içselleştirin. ‘Ya benim çocuğumun başına gelseydi’ diye sorun. Havva gibi şefkatine sığındığı Allah’ın, cehennemi yeryüzüne indirip kötüleri ateşle cezalandıracağı günü beklemek yerine ‘Dur’ demenin yolunu bulmak için okuyun bu kitabı... Yoksa cehennem hepimizin cehennemi... Gelinlik giymiş küçük kızların gölgesinde hiçbir şey olmamış gibi yaşamaya devam edemeyiz...

Havva’nın değil, hepimizin cehennemi

HAVVA’NIN CEZASI
Nermin Bezmen
Doğan Kitap, 2018
216 sayfa, 26 TL


Yorumları Göster
Yorumları Gizle