GeriKitap Sanat Glasgow’dan Erbil’e gerçek bir macera
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Glasgow’dan Erbil’e gerçek bir macera

Glasgow’dan Erbil’e gerçek bir macera

Tecelli Sercan Sırma’nın ‘İyiyi ve Kötüyü Bilme Ağacı’, 1. Dünya Savaşı’nda görev almış İskoç bir askerin hatıratından kurgulanan bir roman. Askerin Glasgow’dan Erbil’e olan yolculuğu, dillerin, dinlerin ve halkların da yolculuğu aslında.

Tecelli Sercan Sırma, 1956 yılında Siirt’te doğdu. Tarım müdürlüğünde çalışırken yazdığı bir öykünün sahnelenmesi üzerine Eskişehir’e sürüldü. Burada görevinden istifa eden yazar, İngiltere’de dil eğitimi gördükten sonra su ekonomisi üzerine bir otorite haline gelerek çeşitli ülkelerde bildiriler sunmuş. Öykü ve makale yazmayı bırakmayan yazar Irak’ta bir petrol şirketinde 14 sene ülke müdürü olarak çalışmış. Nitekim, yazarın Ortadoğu gözleminin ve kişisel müktesebatının eserlerine kaynaklık ettiği aşikâr.

‘İyiyi ve Kötüyü Bilme Ağacı’, ismini Tevrat’ın yaratılış bölümündeki bir ağaçtan alan ve diğer dinlerde yahut o dinlerin kültüründe bir şekilde var olan bir ağaç. Kitabın isminden anlaşıldığı üzere dinler tarihi önemli bir tema olarak karşımıza çıkıyor. Din meselesini Glasgow’lu Arthur’un gözünden görüyor okuyucu.

Arthur öksüz kalınca, babası tarafından teyzesi Rose’a verilir ve sonra baba kayıplara karışır. Yedi yaşındaki Arthur, üç yaşındaki kardeşi Slavin’le oynarken onun düşmesine engel olamaz ve ömrü boyunca kardeşinin ölümünden kendini sorumlu tutar. Slavin her zaman rüyalarındadır, onunla oynadığı tabela isimlerini okuma oyununu asla bırakmaz. Bu sayede ‘Simla Bar’ı keşfeder ve burada dost olduğu Richard ile Hindistan’ın Simla şehrini görmek amacıyla orduya yazılır. Richard ordudan ayrılsa da Arthur azimli ve çalışkandır, Simla’yı görmek ona Slavin’in vasiyetiymiş gibi gelir. Bu vicdani vasiyeti yerine getirse de rahatlayamaz Arthur.

Bu esnada 1. Dünya Savaşı patlak verir. Önce Musul’a gider, ardından Kut’ül Amare Savaşı’nda postanede görev alır. Sürekli terfi ederek cephe gerisindeki istihbaratı ve çeviri faaliyetlerini yönetmeye başlar. Sonra Bağdat’a, tekrar Musul’a ve Erbil’e gider. Her gittiği yerde farklı bir bilginle tanışır, Hindistan’da bir Hint fakiriyle, El Kurna’da Yusuf ve Âdem Baba’yla, Bağdat’ta Şeyh Abdulgaffar’la, Musul’da kitapçı Bünyamin’le, Erbil’de Abraham’la... Tüm bu bilginler birbirini tanımaktadır.

Sürekli okuyan Arthur, Arapçayı anadili gibi öğrenir ve bu coğrafyadaki dinler hakkında araştırma yaparak durmadan kendini geliştirir. Sonunda bölgenin sayılı âlimlerinden biri olur. Halklar arasındaki din ve mezhep çatışmalarını gözlemler. Tanıdığı bütün bilginler ona dinlerin aynı yolda olduğunu, savaşların mezhepler yüzünden çıktığını söyler. “Şu mezhep savaşlarında ölenlerin sayısı, din savaşlarında ölenlerden fazla” diye bu durumu özetler Abraham. Bünyamin ise din savaşları olmadığını, mal savaşları olduğunu söyler. Şeyh Abdulgaffar ise, “Din değiştirmek diye bir şey yoktur. Değişen Allah’a ulaşmak için kullanılan araçlardır. Yani ibadet şekilleri” der. Son durağı Erbil’de ise Kürt bir kadına âşık olur. Ancak kadın Müslümandır ve hem Hıristiyan hem de ‘İngiliz’ bir askerle evliliği siyasi sonuçlara yol açabilir. Arthur’un asıl sınavı işte orada başlar...

Arthur’un macerası 1890’lardan 1968’e kadar geçen yaklaşık 80 yılın tarihidir. Okuyucu, siyasi olayları takip ederken farklı dinleri, farklı mezhepleri ve farklı halkları tanıyarak gerçekçi bir Ortadoğu portresinin karşısında bulur kendini. Nitekim kitap gerçek bir hatıratın kurgusudur yalnızca...

İYİYİ VE KÖTÜYÜ BİLME AĞACI
Tecelli Sercan Sırma,
İletişim Yayınları, 2018
260 sayfa, 27 TL.Glasgow’dan Erbil’e gerçek bir macera


Yorumları Göster
Yorumları Gizle