GeriKitap Sanat Gizemli masa İstanbul’da
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Gizemli masa İstanbul’da

Gizemli masa İstanbul’da

Aylin Doğan’ın kaleme aldığı ‘V Kadınları’ serisinin ikinci kitabı ‘Bram Stoker’ın Masası’nda ana karakter Lal, bu defa Bram Stoker’ın ve onun sevgili kahramanı Mina’nın peşine düşüyor.

Keyifle okuduğumuz romanları yazmak için bir yazarın neye ihtiyacı vardır? Tüy kalem, dolmakalem, daktilo, klavye... Bu sorunun değişmeyen bir cevabı varsa, o da masadır. Dergi sayfalarında ünlü yazarların masalarını görünce incelemeye bayılırız: Düzenli mi? Karmaşık mı? Hangi kitapları okuyor? Hep bilgisayar mı kullanıyor, yoksa not defteri de var mı? Çekmecelerinde kim bilir neler gizli? Kahve mi içiyor, yoksa bitki çayı mı? Şu çerçeveli fotoğraftaki de kim? İlham perisi mi yoksa? Yazarın masası cam bir zemin üzerindeki tek bir tablet ile klavyeden ibaret olsa bile sayfalar dolusu karakterle, imgeyle, öyküyle ve yaratıcılıkla doludur. Bu öyle bir masadır ki, şairin de söylediği gibi, o kadar yüke bana mısın demez.
İşte bu masalardan biri, gotik edebiyat klasiği ‘Drakula’nın İrlandalı yazarı Bram Stoker’ın (1847-1912) masası, artık İstanbul’da geçen bir maceranın kahramanı. Senarist Lal’le ‘Murakami’nin Kedisi’nde tanışmıştık. Aylin Doğan’ın ilk romanında, eşiyle tartıştıktan sonra kendini Pera Palas’ta bulan Lal, Japon yazar Haruki Murakami’nin kedisinin İstanbul gezisinde kaybolduğunu duyuyor, sokakta gördüğü Tom adındaki kediyi kaptığı gibi soluğu Beyoğlu’ndaki St. Antuan’da alıyordu. Aylin Doğan, bu kitapla Türkçe edebiyatta pek denenmemiş bir şeyi yapıyordu: Çağdaş bir yazarı kurmacanın içine çekiyor, nasıl olup da o öyküleri yazdığını sorguluyor, onun ilham perisi olabilecek kuyruksuz bir kedicikten matrak bir öykü çıkarıyordu.
Kendisi de bir senaryo yazarı olan Aylin Doğan’ın kaleme aldığı ‘V Kadınları’ serisinin ikinci kitabı ‘Bram Stoker’ın Masası’nda Lal, bu defa Bram Stoker’ın ve onun sevgili kahramanı Mina’nın peşine düşüyor. İlk kitapta tanıdığımız St. Antuan Apartmanı sakinlerinden Matmazel Plüg’ün teyzesi Vera’nın mektubuyla kendini Arnavutköy’deki bir köşkte bulan Lal, burada Gabriela’yla tanışır. Yürürken kendisini takip eden kelebek ordusuyla Gabriela, hem güzel hem de gizemli bir kadındır. Lal’i çok sıcak karşılar ve ondan kendi hayat hikâyesini yazmaya yardım etmesini, hayalet yazar olmasını ister. Paraya ihtiyacı olan Lal teklifi kabul eder. Bir süreliğine Gabriela, yardımcısı Farishta ve köpekleriyle köşkte yaşayıp kafa dinleyeceğini, yazıp çizerek huzur bulacağını sanır ama işler düşündüğü gibi gitmeyecektir. Bir gün Gabriela, ünlü yazar Bram Stoker’ın yazı masasının İstanbul’da bir müzayedede satışa çıkarılacağını öğrenir. Bir Drakula hayranı olan Lal de müzayedeye giderek masayı görmek ister. Antika meraklısı Gabriela, müzayede günü Lal’in isteğiyle açık artırmaya katılır ve ünlü yazarın masasını satın alır: “Sanırım şanslı bir günümdeydim, çok ama çok şanslı bir günümdeydim veya başıma korkunç şeyler gelecekti de saf bir çocuk gibi sevinmekteydim.” Tahmin edileceği üzere Bram Stoker’ın masası, sadece bir yazı masası değildir.
Kıvrak dili ve güçlü olay örgüsüyle yalnızca ‘Murakami’nin Kedisi’ni sevenleri değil, okuyan herkesi etkileyecek olan ‘Bram Stoker’ın Masası’, özellikle gotik edebiyat meraklılarını heyecanlandıracak. Öyle canlı sahneler var ki, gotik karakterleri ait oldukları metinlerden çekip çıkararak bambaşka bir dünyada bir araya getiren Penny Dreadful dizisinin senaristleri, “Bu bizim aklımıza neden gelmedi?” diye hayıflanabilirler. Bu bol kelebekli, bol entrikalı ve bol sürprizli kitabı okuyunca insan, serinin üçüncü kitabı ‘Oscar Wilde’ın Paltosu’ için gün saymaya başlıyor.

Gizemli masa İstanbul’da

Bram Stoker’ın Masası
Aylin Doğan
Doğan Kitap, 2019
204 sayfa, 24 TL.

Yorumları Göster
Yorumları Gizle