GeriKitap Sanat Gelecek çoktan geldi ama...
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Gelecek çoktan geldi ama...

Gelecek çoktan geldi ama...
Faruk Eczacıbaşı

Türkiye Bilişim Vakfı Başkanı Faruk Eczacıbaşı, ‘Daha Yeni Başlıyor’ adlı kitabında, insanoğlunun bilgiyi sıçratma serüvenini anlatıyor. Kitabı teknolojiye, geleceğe dair kafa yoranlar kadar, hatta onlardan çok sosyolojiye, siyasete, ekonomi-politiğe kafa yoranların okuması lazım.

Türkiye’nin siyah-beyaz tek TRT kanalında 1972’de gösterilmeye başlayan ‘Uzay Yolu’ ortaokul çağındaki bizim kuşağı haftada bir gün 40 dakikalığına ekran karşısına mıhlardı. Atılgan uzay gemisi, gözünü budaktan sakınmayan Kaptan Kirk komutasında, Vulkanlı Mister Spock’ın şaşmaz mantığıyla galaksiden galaksiye yol alır, bilinmedik gezegenlere ışınlanıp düşmanlarıyla ışın silahlarıyla mücadele eder, ardından geldiği gibi ışık hızıyla devriye görevine dönerdi.
‘Uzay Yolu’ insanlığın geleceğiydi, erişilmez bir gelecekti bizler için.
Bugün, 50 yıl kadar sonra, Atılgan’ın kaptan köşkünde olup da bizim hayatlarımızda olmayan sadece iki mucize kaldı: Işık hızıyla seyahat ve bir yerden bir yere ışınlanma.
Başka her şey var, bazıları fazlasıyla... Kapılarımız biz yaklaşınca açılırken o kadar ses çıkarmıyor örneğin. Dizinin çekimine 1966’da başlayan yapımcı ve senaristler herhalde ‘O kadar da uçmayalım’ dediği için kol saatine gizlenmiş telefonlarda görüntü yok; zaten diziler çekilirken dijital teknoloji ve dokunmatik yüzeyler de henüz geliştirilmemiş.
Üç astronotu 1969’da Ay’a götürüp sağ salim geri getiren NASA’nın 64 KB kapasiteli bilgisayarından tam bir milyon kat fazla hafıza ve işlem gücüne sahip elinizdeki son model akıllı telefon; 64 GB o demek.
Gelecek çoktan geldi ve geçmeye başladı.
Bell’in 1876’da telefonu icat etmesi ardından 50 milyon kullanıcıya ulaşması 75 yıl almış. Marconi’nin 1896’da radyo patenti almasıyla 50 milyon kullanıcıya ulaşması için 38 yıl yetmiş. Baird’in 1927’de bildiğimiz anlamda ilk televizyon yayını yapmasıyla 50 milyon kullanıcıya ulaşması yalnızca 13 yıl almış. Faruk Eczacıbaşı’nın aktardığına göre internet 1989’da kullanılmaya başladıktan 4 yıl sonra, Facebook ise Zuckerberg tarafından 2004’te yayına başlamasından 3.5 yıl sonra 50 milyon kullanıcıya erişmiş; bugün 2 milyar kişi tarafından kullanıldığı biliniyor.
Teknoloji düz bir hatta değil, ‘üssel’ gelişiyor; yani katlanarak büyüyor. Dijital teknolojiyle daha da çok... Moore yasasına göre işlemci kapasitesi her 18 ayda bir kendisini ikiye katlıyor diye aktarıyor Faruk Eczacıbaşı ve insanoğlunun bilgiyi sıçratma serüveni ‘Daha Yeni Başlıyor’ diyor bu hafta Koç Üniversitesi Yayınları’ndan raflara çıkan kitabında. Ona göre dönüm noktası 1989’da internetin devreye girmesi. Bilgi üretimindeki bu dönüm noktasını o eski Hint meselindeki satranç tahtası örneğiyle anlatıyor.
Hani mihrace âlimden dile benden ne dilersen diye ısrarcı olunca, âlim de satranç tahtasının ilk karesine bir pirinç tanesi, sonra her kareye bir öncekinin iki katını koymasını ister ya. Burnu büyük mihracenin kızarak “Verin şuna bir çuval pirinç” ihsanını âlim reddedince muhasebeciler hesaplamaya başlar ve 64’üncü karedeki toplamın 460 trilyon tonu geçtiğini dehşet içinde görürler; dünyada gelmiş geçmiş bütün pirinç üretiminden fazladır. Alfa Centuri galaksisine bir ‘Pirinç Yolu’ kurulur yani.
İşte Türkiye Bilişim Vakfı’nın kurucularından ve halen başkanı da olan Faruk Eczacıbaşı internet ile henüz yalnızca ikinci kareye geçtiğimizi ileri sürüyor; “Yeni başlıyoruz” demesi o yüzden. Bu tezini artık içinde seyahate başladığımız geleceğe, ‘küresel patlamaya hazır olmaya’ dair dört yönelim altında incelemiş...

Esneklik: Değişimi başlatamayan ya da ayak uyduramayan yapılar gidiyor, yerine yenileri geliyor. Esnek olmak içinse sorgulayıcı düşünce ve ona uygun eğitim sistemi gerekiyor.

Yakınsama: Google arama motorunun otomobil ürettiği, tek bir otele sahip olmayan AirBNB’nin dünyanın en büyük konaklama şirketi olduğu devirde teknoloji hem yeni imkânlar, hem yeni riskler getiriyor; kimseye “Bu bahçe benim, kimse giremez” deme hakkı tanımıyor.

Ağ Yapısı:
İnternet aracılığıyla kişiler ve giderek nesneler arasında çoğalarak yayılan iletişim, toplumsal yapıları, ekonomi ve siyasetin dinamiklerini de değiştirme gücü taşıyor.

Karanlık Taraf: Teknolojinin kötüye kullanımı... Sanal hırsızlıktan siber terörizme, sahte haber yaymaktan seçimlere müdahaleye dek varan risklerle mücadelede yasalar yetersiz kalıyor.

Tabii işin bir başka yönü de var. Bilgi zenginleştiriyor, özgürleştiriyor ama insanın geleceğini esir alma tehlikesi de taşıyor. Eczacıbaşı kitabında, yaşayan en önemli filozof Habermas’ın şu sözlerine yer vermiş: “İnternet, demokratik toplumlarda bilgi alışverişinin ve ortak akıl üretmenin önemli bir unsuru olabilirken, otoriter rejimlerde iktidarın eline geçtiği takdirde çok güçlü bir silah olarak kullanılabiliyor.”
Habermas haklı, ama eksik; gelişimin hızı içinde artık bu tehlikeyi yalnızca otoriter değil, demokratik toplumlarda da görüyoruz. Günümüzde ABD merkezli Facebook, Google, Apple vb. gibi şirketlerin bilgi tekeli kurduğu ve bilginin tekelleşmesindeki hızın, en az sermayenin tekelleşmesinin görülmemiş bir hıza ulaşıp Donald Trump’ın Amerika’sında toplanmaya başlaması kadar tehlikeli.
Belki de o nedenle Eczacıbaşı kitabında bilimkurgu yazarı Gibson’un, bu yazının başlığına da ilham veren alıntısına yer vermiş: “Gelecek geldi ama eşit olarak dağıtılmadı.”
Belki de o nedenle bu kitabı teknolojiye, geleceğe dair kafa yoranlar kadar, hatta onlardan çok sosyolojiye, siyasete, ekonomi-politiğe kafa yoranların okuması lazım.
Eğer Diamond’un ‘Tüfek, Mikrop ve Çelik’ kitabını, Harari’nin ‘Homo Sapiens’ini, Acemoğlu ve Robinson’un ‘Ulusların Düşüşü’nü sevdiyseniz, ‘Daha Yeni Başlıyor’u da seveceksiniz. Hatta belki daha çok seveceksiniz, çünkü şu anda yaşamakta olduğumuz zamana fena halde dokunuyor.
Bir de, önsözü yazan Zeynep Tüfekçi değinmiş ama ben de söylemeden geçemeyeceğim: Biz bu tür kitapları hep tercümeden okuduk. İlk defa Türkçe yazılmış bir kitaptan okuyoruz ve çok da rahat, sohbet dinler gibi okunuyor.
Bence bu işlere ilginiz varsa vakit yitirmeden okuyun. Dedik ya, hızla değişiyor her şey; gelecek de...

DAHA YENİ BAŞLIYOR Gelecek çoktan geldi ama...
Faruk Eczacıbaşı
Koç Üniversitesi Yayınları, 2018
263 sayfa, 23 TL.


Yorumları Göster
Yorumları Gizle