‘Geçmişi bilimsel yöntemle analiz etmeye çalıştım’

Güncelleme Tarihi:

‘Geçmişi bilimsel yöntemle analiz etmeye çalıştım’
Oluşturulma Tarihi: Mart 06, 2019 14:15

Gazeteci-yazar Halit Kakınç, ‘Yazılmamış Bir Tarih’ kitabında MÖ 12 binlerden öncesini araştırıyor. Kakınç, “Bu kitap bir ‘sınır-bilim’ araştırmasıdır” diyor.

Haberin Devamı

Yıllarca gazetecilik yapan ve Bilgi Üniversitesi’nin kurucularından olan Halit Kakınç’ın ‘Yazılmamış Bir Tarih’ kitabı Destek Yayınları tarafından yayımlandı. ‘Struma’ kitabının uzun süre çok satanlar listelerinde durmasının ardından Kakınç bu defa Nükleer Savaşlar, Lemurya, Kumari Kandam bölgeleriyle ilgili hipotezlerini sunuyor kitabında. Dr. Muazzez İlmiye Çığ’ın önsözünü yazdığı kitap, Atatürk’ün konuya ilgisine ve bu konuda yaptırdığı araştırmalara da yer veriyor. Halit Kakınç ile yeni kitabı üzerine konuştuk.

◊ Gerçekten farklı bir tarih bu. MÖ 12 binlerden öncesini araştırıyor. Bu araştırmaları Atatürk’ün çok önemsediğini söylüyorsunuz üstelik...
Atatürk, 1930’larda J. Churchward’ın ‘Kayıp Kıta MU’ kuramının izini sürmeye başladı. Churchward; Mayalar, Mısırlılar, Sümerler ve Uygurların Pasifik’te sulara gömülen MU denilen bir kıtadan dünyaya yayıldıklarını iddia ediyordu. Atatürk de, Türklerin Orta Asya’dan önceki anavatanlarının MU kıtası olabileceğini düşünmeye başlamıştı. 1932 yılında MU araştırmacısı İngiliz James Churchward Ankara’ya davet edildi. Churchward geldi. Tabletleri çözmek için 50 yılını harcadığını ve bu konuda beş tane kitap yazdığını anlattı. Atatürk, söz konusu beş kitabın derhal tercüme edilmesi emrini verdi. Gazi, yaratılışı anlatan bölümle özellikle ilgilenmişti. MU kıtasının insanlığın anavatanı olduğu, nüfusun 64 milyona çıktığını yazan kısmın altını çizmişti.

Haberin Devamı

◊ MU ve Atlantis gibi tarihöncesi uygarlıkların nükleer savaşlarla yok olduğunu ve bunun kanıtının da tektitler olduğunu söylüyorsunuz. Nedir bu tektit?
Tektitler, yarı saydam opaklardır. Granittir temel elemanları. Yüksek ısıya maruz kalarak camlaşmış yerküre kökenli maddelerdir. İsimleri, eski Grekçe tektos’tan gelir. Anlamı; ‘erimiş-ergimiş’tir. Bugüne kadar gökyüzünden yeryüzüne tektit düştüğünü gören bir tek kişi bile çıkmamıştır bilinen tarih boyunca. Güneydoğu Asya’da – özellikle Tayland, Filipinler, Avustralasya Adaları, Karayipler, Fildişi Sahili ve Batı Afrika’da rastlanır. 2 bin derecenin üzerinde bir ısı... Ve de 400 bin atm4’ü aşkın bir basınç. Tektit bulunan bölgelerde krater mevcut değildir. Demek ki buralarda nükleer savaşlar olmuş olmalıdır bir zamanlar.

Haberin Devamı

◊ Bu çalışmada tarihçilere yeni bir yöntem mi öneriyorsunuz? “Geçmişi bilimsel yöntemlerle analiz etmeye çalıştık” demişsiniz...
Tarih ile pozitif ve de sosyal bilimler arasında fark vardır. Yöntemleri ve görüleri değişiktir. Pozitif bilim; geçmişin olgularını deney, gözlem ve uygulamaya dayalı olarak açıklar. Tarihçi ise kronolojik verilerin yorumcusudur. Bilim insanı, objektiftir. Tarihçi ise objektif olamaz. Bilim, sistematiktir, geçmişten geleceğe işbirlikçi ve işbölümcüdür. Tüm diğer dallara da sırt çevirmez. Tarihin hedefi ise tarihi yazdıranların ve yazanların hedefi ile örtüşmüştür her dönemde. Tek yanlıdır. Tarih ile geçmiş aynı şeyler değildir özetle. Geçmişi, bilimsel yöntemlerle analiz etmeye çalıştım ben bu çalışmamda. Bu kitap, bir fringe science, yani sınır-bilim araştırmasıdır. Sınır yaklaşımlar, doğal olarak spekülatiftir ve ortodoks bilim insanlarının çoğu tarafından pek kolay kabul görmezler. Fringe-science, temeli bilimsel teorilere dayanan ve/fakat mümkün olabilecekleri varsayılan kuramlar üzerinden bilimsel çalışmalar yapmak hakkında kullanılan İngilizce terimdir. Fringe sözcüğü de perçem-kâkül anlamına gelir İngilizcede. Sınır-bilim de geleneksel bilimin doğal bir uzantısıdır. Çok iyi bir diziydi Fringe... Sıradışı Dr. Walter Bishop gibi hissettim kendimi bu kitabı yazarken.

Haberin Devamı

‘Geçmişi bilimsel yöntemle analiz etmeye çalıştım’

YAZILMAMIŞ BİR TARİH
Halit Kakınç
Destek Yayınları, 2019
216 sayfa, 18,52 TL.

BAKMADAN GEÇME!