GeriKitap Sanat Gece gibi karanlık, yıldızlar kadar parlak
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Gece gibi karanlık, yıldızlar kadar parlak

Gece gibi karanlık, yıldızlar kadar parlak

R. R. Martin’in dört kısa hikâye ve iki novelladan oluşan kült eseri ‘Gece Kuşları’, gelecekteki teknoloji çılgınlıkları, dünyanın yok oluşu ve varoluşsal sorunlar üzerine bir anlatı sunuyor.

Bundan birkaç yıl öncesine kadar sadece meraklısının bildiği bir isimken ‘Buz ve Ateşin Dansı’ namı diğer ‘Taht Oyunları’ ile popüler kültürün oldukça önemli parçalarından biri haline gelen George R. R. Martin aslında bilinenden çok daha fazlası. Zira Martin, vakti zamanında bilimkurgu türü ile korku edebiyatının iç içe geçemeyeceğini savunan eleştirmenlere cevaben ‘Gece Kuşları’ kitabını kaleme almış, bu kitapla sıradışı ve aynı zamanda melankolik denebilecek bir bilimkurgu klasiği yaratmayı başarmıştı. Martin’in 1973 ile 1980 yılları arasında yazdığı ve 1985 yılında ilk baskısını yapan ‘Gece Kuşları’ dört kısa hikâye ve iki novelladan oluşan bir kült eser. Türkiyeli okurlarına Kerem Sanatel çevirisi ve DEX Yayınları aracılığı ile ulaşan kitap, gelecekteki teknoloji çılgınlıkları, dünyanın yok oluşu ve varoluşsal sorunlar üzerine bir anlatı sunuyor. Yazarın karanlık hayal gücünden fazlasıyla nasibini alan ‘Gece Kuşları’nın bir diğer özelliği ise pek yakın zamanda Netflix uyarlaması ile seyirciyle buluşacak olması.

Akademisyenler, telepatlar, kadim kültürler, geleceğin kentleri, uzaylılar, yeni dünyalar, eski yerküreler, yıldız çemberleri, kozmos, hiçlik, korkular, aşklar, yalnızlık, sevgi ve Tanrı temalarının çevresinde dönen altı hikâyelik ‘Gece Kuşları’ teknolojinin sınırlarını sorgularken insan zihninin kuytu taraflarını da araştırmaya girişiyor. Epik-fantastik geleneğin yaşayan en önemli isimlerinden biri olarak kabul edilen Martin’in yarattığı evrenlerin her biri, çok katmanlı karakterleri, efsunlaşmış dili ve okurunun tüylerini diken diken eden dinamizmi ile kanlı canlı bir anlatı. Gizemli bir uzaylı ırkını incelemek için yola çıkan keşif gemisi Gecekuşu’nun yolcularının bir anda kendilerini hayaller ile kâbusların iç içe geçtiği tekinsiz bir sorgulamanın içinde bulmasıyla bir tür hayatta kalma mücadelesine dönüşen ‘Gece Kuşları’ öyküsü, alışılmamış mistisizmi ile Martin’in sıradışı zihin dünyasını gözler önüne seriyor. 1987 tarihli sinema filmi uyarlaması seyircisinde aynı heyecanı yaratmayı başaramamış olsa da döneminin iyi niyetli girişimlerinden biri olarak akıllarda. ‘Hafta Sonu’ öyküsünde savaşın moda bir etkinliğe dönüştüğü bilinmeyen bir gezegeni anlatan Martin, alaycı ve kirli bir dünya portresi çiziyor.
Tuhaf davranışlar sergileyen cesetler ve mağaralarda çalışan insanların hikâyesini anlatan ‘İptal’ ise söz konusu tuhaflıkların peşinde bir maceraya gebe.

Savaşın bir türlü son bulmadığı çok kanlı ‘Sittin Sene Asla Öldürme İnsan’ ile iki farklı gezegen ve ırkın amansız mücadelesini resmeden Martin’in ‘Ne de Yıldız Çemberinin Rengârenk Alevleri’ başlıklı öyküsü ise hiçlikte geçiyor. Evrenin içinde yıldız çemberleri açarak başka paralellere giden bir geminin hiçlikle uzun süreli imtihanını anlatan hikâye, ışıltılı olduğu kadar karanlık kurgusuyla anlamın olmadığı bir Tanrısal âlem ironisi. Şüphe ve umudun ince çizgisinde sevgiye, insan olmaya ve güvene dayalı bir lirik masal sunan ‘Lya İçin Bir Şarkı’ ise kitabın en duygusal hikâyesi. Şaşırtmayı her daim seven Martin’in okurunu o köşeden bu köşeye tersyüz ettiği hikâyesi yazılmasının üzerinden yaklaşık 45 yıl geçmesine rağmen hâlâ yürek burkuyor. Martin’in okuruna mesafeli ütopik bir uzay macerası olmaktan ziyade kolayca empati kurulabilen olay ve karakterler barındıran ‘Gece Kuşları’ derlemesi, yazarın Time dergisi tarafından layık görüldüğü ‘Amerikalı Tolkien’ yakıştırmasının hakkını verir cinsten.

Gece gibi karanlık, yıldızlar kadar parlak

GECE KUŞLARI
George R. R. Martin
Çeviren: Kerem Sanatel
DEX, 2018
388 sayfa, 29 TL.


Yorumları Göster
Yorumları Gizle