GeriKitap Sanat Gaye Boralıoğlu'nun son romanı 'Dünyadan Aşağı'dan tadımlık
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Gaye Boralıoğlu'nun son romanı 'Dünyadan Aşağı'dan tadımlık

Gaye Boralıoğlu'nun son romanı 'Dünyadan Aşağı'dan tadımlık
Gaye Boralıoğlu / Fotoğraf: Ümit Kıvanç

Gaye Boralıoğlu'nun İletişim Yayınları'ndan çıkan ve cuma günü raflarda olacak yeni romanı 'Dünyadan Aşağı'dan tadımlık bir bölüm yayımlıyoruz.

 

Artık özgür bir insanım. Nihan’ın nazikçe ısrarına, henüz tam olarak iyileşmedin, bir süre daha kalsan iyi olurdu, gibi sözlerine aldırmadan eşyalarımı topladım ve evden ayrıldım. Pişmanlıklarla, dile gelmemiş özürlerle, hüzünle dolu, acı bir veda. Onca yılın alışkanlıkları... Her köşeye sinmiş anılar... Kaydını tutmadığım sürüyle hikâye...

Evden çıkarken dönüp şöyle bir baktım geriye... Her köşede, her zerrede benden bir parça var. İzlediğim televizyon, oturduğum koltuk, dizimi çarptığım sehpa, kulpunu kırdığım çekmece, duvardaki tablonun çivisi, halının havı, perdenin kenarı... Benim bedenimin izi, benim ruhumun nefesiyle dolu her yer. Hep baktığım şu aynadan silinip gidecek mi yüzüm? Hiç sanmam.

Bırakıp giden benim. Bundan böyle benim için hafızamın gücü kadar var eşyalar. Ama Nihan yaşamaya devam edecek burada. Benim soluğumu hissedecek oturduğu masada, aynada benim suretimden bakacak kendi yüzüne, kolunu benim bedenime yaslayacak. Ortak hayatımızın yükü onun omuzlarında kalacak. Ben istersem unutacağım, o istese de unutamayacak.

Ceza gibi bir hayat.

Ben arzu etmedim böyle olsun. Onarabilirdik, telafi edebilirdik. Teklif ettim, elimden geleni yaptım, ısrar ettim, istemedi. Bileti kesmiş çoktan. Sadece kardeşinin yediği haltın, alnımda açtığı deliğin vicdan azabıyla bana baktı. Gitmeyeceğimi düşünerek, her zaman ona yalvaracağımı sanarak, kibirle benimle ilgilenir gibi yaptı. Daima kardeşini benden daha çok sevdi. Ona hep içi titredi. Gözünün bebeği kardeşiydi, kocası değil. Dangalak şair bozuntusunu bağrına bastı hep. İki lafı bir araya getiremeyen, ne dediği anlaşılmayan şair!

Nihan’ın yüzünde tam ayrılacağım sırada gördüm, onun için ne ifade ettiğimi. Kalıbımı basarım, istemiyordu gerçek bir ayrılığı.  Ama insanın tahammülünün sınırları var, mücadele bir yere kadar. Gerisi şiddettir, o da bize yakışmaz. Öyle güzellik olmaz. Artık böyle olacak. 

Birisinin bir karar vermesi lazımdı, o da bana düştü. Yoksa ne olacaktı? Yarım mutsuz, yarım mutlu, boşuna çaba, ufuksuz bir hayat. Dağılıp gidemiyorsunuz, derlenip toplanamıyorsunuz. Kürekleri olmayan bir sandalla açık denizde duruyorsunuz. İlerleme ihtimali yok, bir yere varmak imkânsız.

Bazen hayret ediyorum, bugüne kadar nasıl sürdü diye. Esasında hayatı değil zamanı paylaşıyoruz. Onca sene insanın içine işleyen bir sürü an. Sesler, kokular, hep söylenen cümleler. İnsan bir yandan nefret ediyor, bir yandan da onların olmadığı bir dünyada kendini yalnız, halsiz hissediyor. Aslında evliliği ayakta tutan bu halsizlik işte. Ayrılmaya mecalin olmadığı için sürdürüyorsun. Bir de tabii, yalnızlık korkusundan.

Benim için zaman gelmişti. Açık denizdeki küreksiz sandaldan atladım sonunda. Bu cesareti gösterdim. Nihan’ın bir türlü yapamadığını yaptım. Gözüm arkada değil. Kardeşi var, birbirlerine destek olurlar. Olsunlar.

Ben giderken, yani tam kapıdan çıkarken fena oldu. Gözlerinde nem, bakışlarında mahzunluk, dudaklarında belli belirsiz bir “gitme” kıpırtısı. Rengi bembeyazdı. Herhalde kalacağımı umut ediyordu. Çok ısrar ettim, hep edeceğimi düşündü. Bir noktada vazgeçeceğimi aklına getirmedi, bundan eminim. Benden böyle bir hareket beklemiyordu. Yüzünde gördüm o altüst oluşu.

Geride bırakmayı bilmek lazım. İnsan geçmişin yükleriyle yaşayamaz. Yükler birikir, karşı çıkmayan insan altında kalır. İtiraz etmek cesaret gerektiriyor elbette. Karar anıyla yüz yüze gelmek, o güne kadar görmek istemediğin bir hakikati kabul etmek demek. Pek çok kere bir yenilgi gibi yaşayabiliyor insan bu anı. Aslında bu bir aldatmaca. Allah’ın tamahkâr ve itaatkâr insan için yarattığı bir yanılsama. Oysa gerçekte yenilgi yok ortada. Tam tersine, bir ilerleme, bir yenilenme var. Bu bir vedalaşma ve aynı zamanda bir selamlama. Hayat döngüsünde zincire eklenen yeni bir halka. Buna herkesin saygı göstermesi ve aynı zamanda destek olması lazım. 

Evet, nihayet bir karar verdim. Artık önümde yeni bir hayat var. Yeni insanlar, yeni işler, yeni bir ev... Madem öldükten sonra ne olacağım belli değil, o halde bari bu dünyanın nimetlerinden doyasıya yararlanayım. Böyle düşünüyorum.

Gaye Boralıoğlunun son romanı Dünyadan Aşağıdan tadımlık
 
 

 


Yorumları Göster
Yorumları Gizle