GeriKitap Sanat Fatma Tülin: Evrenin teni
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Fatma Tülin: Evrenin teni

Fatma Tülin: Evrenin teni

Fatma Tülin’in MSGSÜ Tophane-i Amire’de açtığı retrospektif sergi ‘Evrenin Teni’, ilk natürmortlarından heykelsi ‘nü’lerine, sebzeleri tuval yüzeyinde anıtsallaştırdığı resimlerinden yan yollar olarak düşündüğü yüzlere usta ressamın tüm dönemlerini kapsıyor.

Evrenin Teni’, Fatma Tülin’in MSGSÜ Tophane-i Amire’deki sergisinin adı olduğu gibi, onun tüm üretimini kapsayan bir tamlama. 1970’lerin başlarındaki (sergideki en erken tarihli resim 1971) resimlerinden günümüze uzanan süreçte Fatma Tülin’in sanatının neye nasıl dönüştüğünü, dönüşüm sürecinde nelerin onun imzası olarak kaldığını bu retrospektif kapsamında izleyebilmek mümkün.
Bedri Rahmi Eyüboğlu, Fatma Tülin’in Melda Kaptana Galerisi’ndeki ilk kişisel sergisinde yer alan resimlerini şöyle değerlendiriyordu: “Neydi beni Tülin’in resimlerinde şaşırtan, sevindiren, ilerisi için güvenilir umutlar sağlayan? Her şeyden önce aza katlanması, azla yetinmesi, azın tadını çıkarması, azın özüne, gözüne gitmesi, ressamlardan çok resimle hiç ilgisi olmayanların inceledikleri, ressamların çoğu zaman küçümsedikleri. Esamisi okunmayan konuları incelemesi. Bir metre yirmi beş santim boyunca bembeyaz bir fon üstünde yarım francala, bir baş soğan... Bu en kalabalık konusu...”

Sergi, Fatma Tülin’in ilk natürmortlarıyla açılıyor ve tüm dönemlerini bir araya getiriyor: İlk natürmortlar, heykelsi ‘nü’ler, şeftali çekirdekleri ve zencefil gibi sebzeleri tuval yüzeyinde anıtsallaştığı resimleri, ışık denemeleri, yan yollar olarak düşündüğü yüzler ve son üretimleri...
1991 yılında kendisiyle yapılan bir söyleşide, resim serüveni içinde ana elemanın, ön planda gelenin daima form olduğunu belirten Fatma Tülin’in, 1970’lerin başlarındaki ilk çalışmalarından bu yana resmini oluşturan esasın, kompozisyonu oluşturan ana form olduğu ve bunun dışında herhangi bir elemanın yer almadığı görülür. Fatma Tülin’in, resmini oluşturan form ne olursa olsun -ister şeftali çekirdeği, ister gövde, isterse portre- tekil olan formu çevresinden soyutlayarak görmeye ve göstermeye yönelik bakış açısını kurmayı hedeflediği rahatlıkla söylenebilir. Konusunu içeriğinden bir ölçüde arındırarak formun kendisine odaklanan Fatma Tülin’in tüm sanat üretiminin ortak noktası, tuval yüzeyinde üç boyutlu olanı araştırmak olmuştur. Kimi zaman forma farklı kadrajlardan odaklanma biçimiyle, kimi zaman tuvali alışılageldik biçimde kullanmanın dışına çıkarak heykelsi olanı arayan Fatma Tülin’in ilk üretiminden bugüne geldiğimizde bu heykelsi formlarına eklediği kimi elemanlar olduğu dikkatimizi çeker. Bunlar ışık ve hareket olup Fatma Tülin’in resimlerinde hep var olan ama zamanla formun kendisi kadar önem kazanan elemanlar olarak değerlendirilebilir.

Fatma Tülin: Evrenin teni

‘Evrenin Teni’nde Fatma Tülin’in tüm üretimi izlendiğinden sanatçının üretim süreci ve biçiminin değişmeyen noktalarını saptamak yerinde olacaktır: Fatma Tülin için konu bir araçtır. Sanatçı, bir şeftali çekirdeğine de insan gövdesine de portreye de manzaraya da aynı mesafeyle yaklaşır ve izleyiciye göstermek istediği kısmı seçer. Kontrol, izleyicide değil, sanatçının kendisindedir. Sanatçı, izleyiciye açık bir kapı bırakmaz, bir boşluk içerisinde kurguladığı formlarına izleyici onun istediği noktadan bakar. Formlarını çevresinden yalıtarak onları adeta heykelsi bir hale dönüştüren Fatma Tülin’in resimlerine hâkim olan ‘trompe-l’œil’dür. ‘Trompe-l’œil’ün, Fatma Tülin resminin bir imzası olduğunu söylemek hiç de yanlış olmaz. ‘Trompe-l’œil’, sanatçının hem nesnesini hem de izleyicisini kontrol altında tutmasını sağlar.
Fatma Tülin’in resimlerinin değişmeyen bir noktası da anıtsallıklarıdır. Sanatçının konusu natürmortun alanına giren nesneler de olsa resmindeki ana formu gövdeler de oluştursa, 2014 yılında açtığı ‘Chiara’ sergisinde olduğu gibi ışığa da form verse, anıtsallık onun üretiminin anahtar sözcüğü durumundadır. Sanatçının gövde resimlerinde beliren ama daha sonra biraz daha geriden gelen devinim de 2010’lu yıllarda resminde öne çıkardığı bir unsur olarak görünüyor ve sergide yer alan 2018 tarihli son üç çalışmasına egemen. O zaman belki de Fatma Tülin’in resmini özetlerken şunu söylemek mümkün: Sanatçının anıtsal formlar kurmak yoluyla bakışı kurguladığı, yönettiği, çoğalttığı ve bunu yaparken devinimi giderek daha öne çıkardığı...

Fatma Tülin’in ‘Evrenin Teni’ sergisi, 15 Aralık’a kadar MSGSÜ Tophane-i Amire Beş Kubbe Salonu’nda görülebilir.

*Prof. Dr.


Yorumları Göster
Yorumları Gizle