GeriKitap Sanat Emin Nedret İşli’den eşsiz yazılar
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Emin Nedret İşli’den eşsiz yazılar

Emin Nedret İşli’den eşsiz yazılar

Yaklaşık 40 yıldır sahaflık yapan Emin Nedret İşli’nin en büyük özelliği belgelerle, kitaplarla, yitti yitecek her şeyle göz kamaştırıcı ilgideşliği. ‘Sahafnâme’si son dönemler edebiyatımıza yakınlık duyanlar için unutulmayacak, tekrar tekrar okunacak bir eser.

Emin Nedret İşli’nin ‘Sahafnâme’si (Kırmızı Kedi Yayınları), yarı belgesel yarı anısal yazılarıyla, son dönemler edebiyatımıza yakınlık, gönül yakınlığı duyanlar için unutulmayacak, tekrar tekrar okunacak bir eser. “Son dönemler” dedim, yanlış anlaşılmasın: Günümüzden, bugünden söz açmıyorum. Artık kimselerin haberi olmadığı, hemen yanı başımızdaki, dünkü edebiyatımızı söylemek istiyorum.
İşli, ‘Giriş’lerinde sahafın kimliği ve sahaflık üzerinde duruyor. Kendi deneyimine göndermelerle, geçmiş günleri de anarak: “Yaklaşık 40 yıla yakın zamandır (Beyazıt’ta Beyaz Saray Çarşısı’ndaki Enderun Kitabevi’nde, 1978 ilkbaharındaki çıraklıktan bu yana) sadece bu mesleği icra eden bir kişi, ‘Bu gözler neler gördü’ cümlesini kurmaya hak kazanmış kıdemli bir sahaf olarak (...)” Her sahaf öyle midir, bilmiyorum: Nedret Bey’in en büyük özelliği belgelerle, kitaplarla, yitti yitecek her şeyle göz kamaştırıcı ilgideşliği. Hayranlıkla okuduğum yazılar da, zaten bu ilgideşliğin verimi...
Nedret Bey ustalarından Arslan Kaynardağ’ı elbette unutmamış. Bir anda ortaokul, lise yıllarım! Her gün Sahaflar Çarşısı’na gidiyorum; en önemli durağım, rahmetli Kaynardağ’ın Elif Kitabevi. Bugün, elliyi aşkın yıl sonra da kitaplığımda gözüm gibi sakladığım bazı kitaplar o günlerden, Arslan Bey’in Türk edebiyatına sonsuz sevgisinden.

Biraz da Arslan Bey’in yönlendirmesiyle, Elif Kitabevi’nden edinmiştim Halikarnas Balıkçısı’nın ‘Gülen Ada’sını, Oktay Akbal’ın ‘Bizans Definesi’ni, Gülten Akın’dan ‘Rüzgar Saati’, hatta -epey eskilerden (1942)- Asaf Haled Çelebi imzalı ‘He’... Diyebilirim ki, Türk edebiyatına vurulup kalmışlığım, hele yenilikçi edebiyatımıza, Elif Kitabevi’nin aracılığıyladır.
‘Sahafnâme’ yalnızca eski kitapların yaşamları ve serüvenleriyle ilintili bir kitap değil. Alçakgönüllü Nedret Bey aynı zamanda çok değerli bir edebiyat araştırmacısı. Elinden geçmiş kitapların öyküleriyle yetinmiyor, nice açılımla edebiyat tarihimize de katkıda bulunuyor.
Sözgelimi Nahid Sırrı’yla Hasan Âli Yücel’in -bugüne kadar hemen hiç bilinmeyen- dostlukları ve mektuplaşmaları dile getirilirken neler öğrenmiyoruz! Nahid Sırrı hakkındaki kaynaklar sınırlıdır; Yücel’in adı pek geçmez. İşli’nin yazısından öğreniyoruz ki, Yücel, Nahid Sırrı’nın büyük değerini anlamış sayılı aydınlar arasındadır. İşli bu bilgilendirilişle de yetinmiyor; Hasan Âli’nin, ‘Kıskanmak’ romancısının ölümünden sonra Cumhuriyet gazetesinde yayımladığı ‘Alın Yazısı’ veda yazısını da bugünün okuruyla buluşturuyor.
Nefis bir yazı Yücel’inki: Nahid Sırrı’nın ömür boyu sürmüş hakkı yenmişliğini bütün çıplaklığıyla sergiliyor. Nedret Bey olmasaydı, bu yazıdan habersiz kalacaktık. ‘Alınyazısı’ Nahid Sırrı’dan çok etkileyici bir tiyatro oyunudur (Oğlak Yayınları: Nahid Sırrı Örik/’Bütün Oyunları’). Şehir Tiyatroları ‘Alınyazısı’nı repertuvarına almış, fakat eser sahnelenmemiş; Örik, Yücel’e acı acı yakınıyor ve tam o günlerde ölüyor (1960)...

Ölümünden bugüne şu kadar yıl geçtiğinden, Halid Ziya Uşaklıgil artık telif dışı; birçok büyük yayınevi onun eserlerini yeniden basıyor... Uşaklıgil’in önemi, değeri anlaşılamamış romanı ‘Kırık Hayatlar’ da, yazarının mektubu aracılığıyla ‘Sahafnâme’de. Nedret Bey mektubu bugünün okurlarıyla paylaşmış: ‘Kırık Hayatlar’ın yazıldığı günlerde, yayımlanış/yarıda kalış macerasına bu mektupla birinci elden tanık oluyoruz.
Emin Nedret İşli’nin tutumu (tavrı) üzerinde de ayrıca durmak gerekir diye düşünüyorum: Son 10-15 yıldır güncelden ötesini görmemekte direten bir yazı-çizi ortamındayız. Hatta güncel, güncel olmak da yetmiyor; çok satacaksınız, popüler olacaksınız, sözünüzde mangalda kül bırakmayacaksınız, falan filan. Nedret Bey bu irkiltici ortamı basbayağı görmezden geliyor.
Görmezden gelmekle kalmıyor; kendi bildiği yolda adeta tek başına yol alıyor. Çığırından çıkmış ortamda hiç kolay değil. Böylesi bir yapıtı bize armağan ettiği için Kırmızı Kedi’ye de bin teşekkür!

 


Yorumları Göster
Yorumları Gizle