GeriKitap Sanat Ece Ayhan’dan köklenen bir ‘dil’
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Ece Ayhan’dan köklenen bir ‘dil’

Ece Ayhan’dan köklenen bir ‘dil’
İlhan Durusel

İlhan Durusel şiir kitabı ‘Dil Tutulması’nda ana derdi yine dil olan, arayış,ayrıştırma ve yaratışlarını buradan okura açmaya çalışan bir şair/yazar olarak karşımızda...

İlhan Durusel’i ‘Evlat Katili İçin El Kitabı’ vasıtasıyla tanımıştım. Eskiden dil (el) alan ve bu eli bir el daha ileri taşıyıp modern bilinç içinde güncellemeyi başaran yaratıcılığıyla ilgimi çekmişti. Bu kez bir şiir kitabı, ‘Dil Tutulması’ ile karşımızda. Kitabın isminden de anlaşılacağı üzere ana derdi yine dil olan, arayış, ayrıştırma ve yaratışlarını buradan okura açmaya çalışan bir şair/yazar Durusel.

Dil, en geniş manada bir yandan artık klasik olmuş esere ve onun yazarına göz kırpmak, oradan kendi eserine koyulmaktır. Dede Korkut ve Yunus Emre hem dildir hem de eserdir mesela. Burada önemli olan eserin sonuçta ne derece dil olabildiğidir. Şair, bir ‘dil’den yola koyulurken hem o dili açıp/aşmak hem de güncellemek durumundadır. Bize göre, Durusel’in ‘Dil Tutulması’, şiirimizde bir dil olan Ece Ayhan’dan köklenmektedir.Ece Ayhan ‘dil’inin, tarih, kültür, mitoloji ve Türkçe ile kurduğu ‘kırınımlı’ ilişki, bugün de özgünlüğünü koruyor. Bu özgünlük bir imkân, sınır, duvar olduğu kadar tuzaktır. Yeni şairin bir imkân olarak o dili dönüştürebilme gücü ön açabilir. Öteki türlü saplantı derecesine iner.

İlhan Durusel’in ‘Erik Ne Zaman Keder’, ‘Sessizlikten Sola Döndük’, ‘Soğan Doğrayan Acemiler’ vb. bazı şiirlerde, Ece Ayhan’dan ayrışıp, kendi diline yaklaştığını/vardığını söyleyebiliriz. ‘Sele yavrular vermiş gazeller gibi ipince’leşebilmek için şairin koyulduğu dilin debisini iyi gözlemesi gerekir. Dahası ‘bizi düzyazı düze çıkaracak’ iddiasını dolayımlı şekilde dışa vuran bir kitabın, kendi ‘düzmecesi’nin de özgür olması beklenir. ‘Bir ağaç ölüyor diye yasta orman’, ‘Kuyumcu karısını yurdundan çok seviyor’, ‘Yankıdan bir adım var benim, başkasından hiç duymadım’, ‘Bir taşı suyla oyuyor ömür boyu’ gibi mısraları yakalamış bir şiirin ise ‘dil tutulması’nın balını alacağı kovanları doğru ağaca koyması umulur.İlhan Durusel Troia, Ukaz, Sodom, Kıbrıs, Ünye, Çarşamba vb. uzak yakın pek çok isim, şehir, mekâna bağlı çağrışımlara bağlanarak ‘salınımlı’ bir kültür şiiri yazmaya çalışıyor. Bulma ve buluşturma konusunda ‘bıçkıların sesinde böcek soluklarını duyacak’ derecede dikkatli olduğu gözleniyor. ‘Bir horozu ambara koymanın ne acı bir şey’ olduğunu “Erik ne zaman keder demek oldu?” diye sormayı da biliyor, ayrıca. 

DİL TUTULMASI 
İlhan DuruselEce Ayhan’dan köklenen bir ‘dil’
YKY, 2019
72 sayfa, 15 TL.

Yorumları Göster
Yorumları Gizle