GeriKitap Sanat Direncini yitirmemiş insan
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Direncini yitirmemiş insan

Direncini yitirmemiş insan

Yabancı olmadığımız konuları yaşadığımız günlere çağırıp şiirde buluşturmak büyük ustalık gerektiren bir iş. İsa Küçük bu zor işe soyunmuş ‘Başka Şeylerin Şiirleri’nde. Ortaya destansı özellikleriyle yeni bir eser çıkarmış.

Başka Şeylerin Şiirleri’, İsa Küçük’ün dördüncü kitabı. Kitaptaki şiirler, şairin dilinin özgürleştiğini; şairinin, otuz yıl kullandığı ‘resmi yazı’ dilinden kendini kurtardığını gösteriyor. Bu anlamda güzel bir sona ve değerli bir başlangıca tanıklık eden şiirler, kitapta beş bölümde toplanmış: Tezhip, Ebru, Hat, Minyatür, Hamiş. Hepsi geniş kanatlı olsa da doğduğu topraklara sağlam basan, kökü derinlerde, yüzü güneşte yıkanmış kavramlar.
“Başlangıçta kaos vardı” cümlesiyle başlıyor kitap: Sanıyorsunuz ki şair, mitolojik bir selam veriyor, ama değil. Şiir kitaplarında pek alışık olmadığımız bir durumla karşı karşıyayız. Açılışta karşılaştığımız mitoloji, destan ve kimi efsanelerden alıntılar ‘tezhip’ ve ‘minyatür’ bölümlerinde, şiirlerden sonra bir dip dalgası gibi patlıyor; düşünce ve duygu dünyamızda tsunami etkisi yaratarak okuru dünyanın bir ucundan diğer ucuna savuruyor. Şair, evrenin oluşumu noktasındaki bu ilk karşılamada, dünyanın ve insanın varoluş söylenceleriyle elinden tutup yolculuğa çıkardığı okuru getirip Milenyum Çağı’nın başında yaşanan o travmanın içine bırakıyor. İkiz Kulelerin vurulması, sevgi, nefret, acı ve intikam... Hepsi, birlikte el ele -ve birbirine hasım olarak- yollara düşünce açan ‘Arap Baharı’. Bir Ankara’dayız, bir Washington’da... Bu yolculukta bazen Orhun Abideleri, bazen de ‘Nutuk’ eşlik ediyor okura. Ve lise yıllarından beri ‘tanıdık’ Annabel Lee... Baştanrılar Zeus ve Ülgen, Gılgamış, Hz. Danyal, Şah-ı Maran, Zülkarneyn... Her biri yabancı olmadığımız konular; ancak onları yaşadığımız günlere çağırıp şiirde buluşturmak büyük ustalık gerektiren bir iş. İsa Küçük kanımızca bu zor işe soyunmuş ve başardıklarıyla da edebiyat dünyasına yaptığı girişi temellendirme yolunda değerli bir adım atmış, ortaya destansı özellikleriyle yeni bir eser çıkarmış.
Her bölümde -başlıklara uygun söylersek- oluşan resimler, farklı dünyaların kapısını açsa da kitabı bütünüyle okuyup bitirdikten sonra dizelerin arasından acılarıyla, hüzünleriyle, karşı duruşuyla, ezilmiş ama direncini yitirmemiş umuduyla birdenbire karşımıza dikiliveren insanı buluyoruz. O insan, sonunda ‘ölümsüzlüğü arayan kahramanlara’ hayati önemde bir sır veriyor.

‘ÖLÜMSÜZLÜK’ DEDİĞİN...
Değerli şair Refik Durbaş, ‘Şiir Bildirisi’ni “Şiir, şiirden başka bir şey değildir” diyerek bitirir. Ama bu yargısının bir önceki dizesi, “(Şiir) kendisi dışında her şeydir”. ‘Başka Şeylerin Şiirleri’ndeki her şiir bu iki saptamanın arasında, bir saat sarkacı gibi gidip geliyor. Yalnız günümüzün saatlerinden bir farkı vardır o saatin; yeni tanrı paraya değil insana ayarlıdır.
Tarihin diğer adıdır bu coğrafyada acılar, yıkımlar, savaşlar. Ne yazık ki bütün bu acıları yaratan da yine insandır. ‘Başka Şeylerin Şiirleri’ tam da bu noktada barışa sevdalı bir yüreğin çığlığıyla keser yolu; “Tanrıların gitmediği yerlere git/Bir kuşu kurtar ölümden”. Her sözcük, dizedeki varlığının yanında ‘başka şeylere’ gönderimde bulunarak okurun aklına başka şeyleri düşürüyor kaçınılmaz olarak... O sevdalı yüreğin bize, biz okura verdiği sır da tam bu noktada kuşatıyor bizi: ‘Ölümsüzlük’ dediğin dünyada insan kalarak yaşamaktır.
“Yüreğine sağlık İsa Küçük” demeden yapamıyor insan.

Direncini yitirmemiş insan
BAŞKA ŞEYLERİN ŞİİRLERİ
İsa Küçük
Bilgi Yayınevi, 2017
148 sayfa, 15 TL.

 


Yorumları Göster
Yorumları Gizle