GeriKitap Sanat Dilimiz dönerse söyleriz, türküleri incitmeyiz
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Dilimiz dönerse söyleriz, türküleri incitmeyiz

Dilimiz dönerse söyleriz, türküleri incitmeyiz

Erkan Oğur-İsmail Hakkı Demircioğlu ikilisi 17 yıl aradan sonra üçüncü albümünü kaydetti. ‘Bilinmeyenle Karşılaşmak’ta Elazığ, Maraş, Sivas, Rize, Van, Diyarbakır’dan deyişlerin yanı sıra Oğur’un üç bestesi yer alıyor.

Oğur ve Demircioğlu 1998’de ‘Gülün Kokusu Vardı’ albümüyle yola çıkmış, iki yıl sonra ‘Anadolu Beşik’ yayımlanmıştı.
İkilinin tanışıklığı 1980’li yılların başına, İTÜ Türk Müziği Devlet Konservatuvarı’ndaki öğrencilik dönemine uzanıyor. Oğur, o günlerden bu yana türküleri ele almak istediğinde hep Demircioğlu’yla bir araya geliyor. Vicdan, gönül, beğeni süzgecinden geçirdikleri kadim Anadolu deyişleri ve klasikleşmiş türkülerden oluşuyor repertuvarları. Zamanın kirini, pasını temizleyip en saf halleriyle yorumluyorlar. Örneğin hızlandırılıp oyun havasına dönüştürülmüş ağıtları, gereksiz süslemelerle zedelenmiş ezgileri ruhuna uygun şekilde yeniden ele alıyorlar.

Elde var hüzün
İcralarındaki en belirgin unsur hüzün. Genel müzik yaklaşımını anlatırken “Ne yapsam insan olmanın hüznü çıkıyor ortaya” diyen Oğur kadar Demircioğlu’nun da payı var bu tercihte: “Herkesin birbirini boğazladığı bir dünyada, umut çok uzaklara gitmişken neşeli olmak mümkün mü?”
Müzikleri yalın, duru ve akustik. Pesler-tizler arasındaki kontrastla boyut kazanıyor. Divan sazı, göğüsten gelen derin, davudi sesiyle Demircioğlu bas hattının temsilcisi. Curası, kopuzu, zaman zaman kafa sesine dönüşen tenor vokaliyle Oğur tizleri şekillendiriyor.

Oğur, yeni enstrüman geliştirme konusundaki merakıyla bilinir. Sayesinde her albümde müziklerine farklı renkler ekleniyor. Son albümün yenileri iki gitar: Bariton ve ebow. İlki bas ile klasik gitar arasında, ikincisi ney çağrışımlı uzun sesler çıkarıyor.
‘Bilinmeyenle Karşılaşmak’taki farklı ezgilerde Volkan Kaplan divan bağlaması, Rıza Can Özel kemençe ve Çaykara kavalı, Emre Sınanmış duduk, Sinan Cem Eroğlu kavalıyla katılıyor ikiliye.

Dilimiz dönerse söyleriz, türküleri incitmeyiz

Peki, neden 17 yıl albüm kaydetmediler?
“Bana kalsa kayıt yapmam, sadece konserlerde icra ederim” diyor Oğur. Türkülerin ozanın yanı başında ya da konserde dinlenmesi gerektiğini savunuyor. CD’de dondurup ticari ürüne dönüştürülüp her ortamda ortaya sürülmesiyle ruhlarının zedelendiğini düşünüyor.
Yani, bir anlamda bu albümü Demircioğlu ve ikilinin yayımcısı Kalan Müzik’e borçluyuz. Demircioğlu’na göre, her albüm geleceğe bırakılacak bir belge, bu açıdan önemli: “Aslında Erkan uzun yıllar sahnede türkü söylemek dahi istemedi. Sadece dost ortamlarında icra ederdik. İkimiz de mahcup kişileriz. İlk kez 1997’de türkülerle sahneye çıktık. Hâlâ çok rahat olduğumuz söylenemez. Kayıtlarımızın her biri 20 yıllık çabanın belgesi...”
Söylediklerine bakılırsa her ikisi de albüm hazırlamanın stresinden yılmış. “Belki bu son albümümüz olur, kayıtlarımızı elektronik ortamda teker teker yayımlamaya yönelebiliriz” diyorlar.

Hazırlık bir yıl sürdü
2015 sonunda repertuvar hazırlığına başlayan, 2016 başında stüdyoya giren ikili, albümü 1.5 ayda tamamlamayı planlıyordu. Oğur’un deyişiyle “Türkiye’nin başına gelenleri albüm de yaşadı...” Ankara Garı Katliamı’yla başlayan terör dalgası ve 15 Temmuz darbe girişiminin yılgınlığıyla kayıtlar yavaşladı. Zorunlu stüdyo değişikliği tekrar gerektirdi. Karambolde oluşan hatalarla CD iki kez baskıdan döndü. Nihayet geçen hafta piyasaya çıktı.
Stüdyo öncesinde 25 eser seçilmişti; 19’u seslendirildi, beşi elendi, 14’ü albümü oluşturdu.
CD’de Maraş, Sivas, Elazığ’dan ikişer, Van, Rize, Yozgat’tan birer deyişin yanı sıra Oğur’un üç bestesi yer alıyor; ikisinin sözleri Yunus Emre, diğeri Kemal Eroğlu’na ait.
Oğur son dönemde Yunus Emre şiirlerine odaklandığını söylüyor. Bestelediklerinden ‘İşidin Ey Ulular’ı, Ataol Behramoğlu’nun Yunus’a ithaf ettiği şiirini okuduktan sonra çok sevmiş. ‘Derdim Bitmez’in yazarı Eroğlu “Saraylarda çalana saz yapmam” diyen bir lüthiye. Yıllardır Oğur’un enstrümanları onun elinden çıkıyor.
Yöre seçiminde Doğu’nun öne çıkması zorunluluktan. Samimi bir itirafta bulunuyor Oğur: “Dilimizin döndüğü türküleri söylüyoruz. Örneğin Ege türküsünü hakkıyla söylemek, aksanları hakkıyla kullanmaktan geçer. Konserlerde seslendirsek de sonuçtan pek memnun olmadığımız için albüm repertuvarına almadık. Yunus’un 13’üncü yüzyıl Türkçesini bile hakkıyla söyleyemediğimi hissetmek beni üzdü.”

Ana tema aşk
Repertuvarda Zülfü Livaneli’nin ‘Eski Tüfek’i, Mazlum Çimen’in ‘Sen Benden Gittin Gideli’si de yer alıyor.
İsmini dikkate alıp dinlediğinizde, albüm ölüm gerçeğini unutup zorbalaşan insanoğluna zarif bir hatırlatma. Aynı zamanda, hayatını insanlığa ve sevgiye adayan erdem sahiplerine mersiye.

Oysa Oğur’un ‘Bilinmeyenle Karşılaşmak’ başlığıyla kastı farklı. Mistik bir gönderme: “Bu terim felsefede aşkı tarif eder. Hayatın bütününü aşk olarak kabul ettiğinizde önünüzde yeni kapılar açılabilir. Bence müzikle uğraşmak da bilinmezin kapısını aralamak yolunda bir çabadır.”
İki müzikçi bu çalışmayı anne ve babalarına, Sivas’ta katledilen Hasret Gültekin ve Nesimi Çimen’e ithaf etmiş. Oğur ayrıca “Cumhuriyet tarihinin tanığı, ayaklı ansiklopedi” diye tarif ettiği teyzesi Ayten Çeliktin’e çocukluğunda ondan dinlediği ‘Ağlama Yâr Ağlama’yla sevgilerini sunuyor.
Erkan Oğur, genç müzikçilere yönelik ders nitelikli küçük mesajlar saklamış türkülerin kıyısına, köşesine. Tabii aşina olan kulaklara: “Sazların kullanımı, armoni açısından üzerinde düşünecekleri unsurlar var albümde...”

Yeni albümün repertuvarıyla turneye çıkan ikili, yarın İstanbul Kadıköy Halk Eğitim Merkezi’nde olacak.
(Mülakatın tam metnini www.muziksoylesileri.net’te okuyabilirsiniz.)

Yorumları Göster
Yorumları Gizle