GeriKitap Sanat Dijital ile analog, insanla makine arasında bir pazarlık: Nerve
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Dijital ile analog, insanla makine arasında bir pazarlık: Nerve

Dijital ile analog, insanla makine arasında bir pazarlık: Nerve
Jojo Mayer

Davulcu Jojo Mayer, Nerve projesiyle bu akşam Babylon’da. Caz kökenli müzisyenin drum ‘n bass, minimal techno, glitch ve house gibi türleri de harmanlayarak ortaya çıkardığı Nerve’de kendisine John Davis (bas gitar), Jacob Bergson (klavye) ve Aaron Nevezie (altyapı) eşlik ediyor. Jojo Mayer’e müziği ve Nerve’le ilgili birkaç soru sorduk…

Nerve nasıl oluştu? Yaptığınız müziği nasıl tanımlarsınız?
90’ların sonunda New York’ta Prohibited Beatz adlı haftalık bir etkinlik yapmaya başladım. Tam bir parti oluyordu ama aynı zamanda elektronik müzik için de deneysel bir alan oldu. DJ kültürü ve canlı müzik bir arada. Nerve de bu etkinlikten doğdu. Yepyeni bir nesil müzisyen, bu etkinlikten etkilendi. Bir hareket haline dönüştü.
Müziğimi tarif etmekte zorlanıyorum, çünkü şu anda müziği tarif etmekte kullandığımız dille müziğin anlatılamadığına inanıyorum. Etkilendiğimiz çok geniş bir alan var, örneğin elektronik müzik alt türleri veya caz gibi emprovize stiller. En kaba haliyle şöyle diyebilirim, Nerve, elektronik müzik sound’una sahip, ama elektronik müzik değil. Nerve önceden ayarlanmış, programlanmış bir müzik gibi duruyor ama çoğunlukla o anda emprovize ortaya çıkıyor. Nerve, dijital ile analog arasındaki bir pazarlık, insanla makine arasında. Nerve, yeni bir dizilime uzanıyor ve müzik yapmanın geleceğini keşfediyor.

Bugünün müziği nerede duruyor? Artistik açıdan bir dönüm noktasında mıyız?
İki gözlemim var: Bir tarafta her zamankinden çok daha fazla yaratıcı müzik yapıldığını görüyürum. Ama bu sesler bir gürültü ve vasatlık denizinde boğuluyor. Onlara ulaşmak için gerçekten aramak gerekiyor. Diğer yanda ise, ana akım müzik kültürünü görüyorum, sanırım şimdiye kadar duyduklarımız içinde en kötüsü. Tamamen ticari çıkarlarla içi boşaltılmış. Artık pek dikkatimi çekmiyor. Bence dinleyici de iki kategoriye ayrılmış durumda. Kültürel olarak kendine güvenen, takdir eden ve iyi müzik bulmak için merakı olan, ve bir de diğerleri, kendine ait bir zevki olmayan, herkes ne yapıyorsa onu takip eden. Ben ilk grup için müzik yapıyorum. Aslında bir bakıma her zaman öyleydi ama hiç bu kadar fazla olmamıştı, çünkü bugün ciddi bir kültürel güvensizlik ikliminde yaşıyoruz. Hayatta olduğu gibi, sanatta da her zaman güvenli olmakla özgür olmak arasında seçim yapılabiliyor. Eğer güvende olmak için özgürlüğü feda edersen sonunda her ikisini de kaybedersin. Bu yüzden ben özgürlüğü seçiyorum, çünkü burası yeni şeylerin yetişebileceği tek alan.

‘Changing Time’ adlı belgeselde “…bir noktaya geldim ve sonra en baştan başladım…” diyorsunuz.. Bir plak üzerindeki iğne gibi, merkeze doğru ilerleyip sonra tekrar kenara geliyorsun… Sizi motive eden bunun gibi, en baştan başlamak mı?
Beni motive eden, taze olana ilgim ve merakım. Brian Eno bir keresinde bana sanatın her zaman insanlar tarafından kendilerini geleceğe itmek için kullanıldığını söylemişti. Ve bence sanırım bu insan doğası. Her muhteşem fikir bir gün mağazada sergilenir gibi sunulan berbat bir şey olabilir. Bunu sanatta görebiliriz, politikada ve dinde de. Bir kez bunlar güçlü, kritik bir çoğunluk oluşturduğunda genellikle finansal veya politik çıkarlar için bir şekilde, ilk başta oldukları şeyin tam tersi haline geliyorlar. Bu her zaman yeni bir söylem yaratmamız gereken nokta, yeniden başlayıp yeni sanat formları ve ideolojiler yaratmak, eskilerinin yerine geçebilecek ideolojiler. Böylece, empati, cesaret, mizah, dürüstlük gibi temel pozitif değerler yeniden doğabilsin. Gustav Mahler bir kereseinde şöyle demiş: “Gelenek; ateşi bir sonrakine aktarmak demektir, küllere dua etmek değil.

Dijital ile analog, insanla makine arasında bir pazarlık: Nerve

Nerve 

Nerve’le ilgili planlarınız nedir?
Şu anda yılda dört beş defa turneye çıkıyoruz, tüm dünyada. Bir de yeni fikirleri denemek için birkaç defa stüdyoya giriyoruz. Daha yeni tamamen akustik bir kaydı bitirdik, 1 Haziran’da çıkacak. Geçen yıl bir de film müziği yaptık. Nerve her zaman yeni şeyler keşfedilen bir yer olacak.

Birçok önemli müzisyenle sahne aldınız bugüne kadar… En çok hangisinden etkilendiniz? Ya da etkilendiniz mi?
Beraber çalıştığım birçok müzisyen ve yapımcıdan bir sürü şey öğrendim. Ama geriye bakınca, aldığım en önemli görüşler onlardan değil müziğin dışındaki arkadaş çevremden geldi. Örneğin, sanat ve müzik piyasasının doğasıyla ilgili aldığım en iyi tavsiyelerin bazısı muhasebecimden geldi. Tamamen farklı bir bakış açısı kazandırdı ve müzik piyasasıyla ilgili var olan bir hissimi o da onayladı. Kariyerimin gidişatını değiştiren bir tavsiye verdi. Arkada çalan bir müzisyen olmaktan çıkıp bir lider olarak kariyerime devam ettim.

MÜZİK PİYASASI BİR SÜREDİR ÖLÜ
Müzik piyasasında dünyada neler olacak sizce?
Müzik piyasasının hiçbir geleceği yok. Bence bir süredir ölü zaten. Bizim müzik piyasası olarak algıladığımız şey, geçen yüzyıldan kalan bir eko sadece. İçi boş bir oluşum ve ben artık bununla hiç ilgilenmiyorum. Sanat ve kültürle ilgili tahminden bahsedersek, bugünlerin oldukça karmaşık olduğunu söylemeliyim. Ve bizim ihtiyacımız olan iyi bir bakış açısı ve netlik. Ama değerlendirebildiğimiz sadece, neyin hâlâ işe yarayıp neyin yaramadığı. Yani, ben sadece işe yarayan şeylere odaklanacağım. Daha önce sanatla ilgili değerlerden bahsettim ama ayrıca dürüstlüğü de düşünüyorum. Şu anda ihtiyacımız olan, yeteneği olan sanatçı ve müzisyenler, kendine güven ve dayanıklılık ve güzel bir vizyonu paylaşırken başarısız olmaktan korkmamak. Bence, gelecek, geleceği bugüne taşımanın yolunu bulan müzisyen ve sanatçıların.


Yorumları Göster
Yorumları Gizle