GeriKitap Sanat Devlet eliyle insan silmek
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Devlet eliyle insan silmek

Devlet eliyle insan silmek

Şeyh Bedreddin biyografisi konu hakkındaki mevcut sisi tam anlamıyla dağıtamasa bile özgür yorumları ve derli toplu sunumuyla değerli bir çalışma.

Sosyal bilimlerin bir dalı olan tarih de sonuçta yorum işidir. Tarihçi eldeki her tür yazılı ve sözlü bilgi, belgeleri kendi yöntemi ve meşrebince işler, yoruma kavuşturur. Ancak, eldeki belgeler eksik, yanlı ve tahrip edilmişse onun işi daha zorlaşır, aşırı yorum kaçınılmaz olur. Hele bir de devlet ve siyaset devreye girip asırları gücüyle yönlendirirse mesele daha da çetrefilleşir. Tarihinizin pek çok konusu/ öznesi gibi Şeyh Bedreddin için de bu çetrefillik, düğümlülük devam etmektedir.
‘Akan zamanda siyasi yönetim (Osmanlı), devlet eliyle insanı (Şeyh Bedreddin) silmişse’ tarihçiye düşen, meseleyi en başından ele almak, süreçleri irdelemek sonra da kendi kanaatini/ yorumunu söylemektir. Ahmet Güner Sayar’ın giriştiği de budur. Hatta dedesinden başlayan şahsi hikâyeyle konuya duyduğu gönül yakınlığını pekiştirir. Özü itibariyle, Türk tarih yazıcılığına yön vermiş Âşıkpaşazade - Uzunçarşılı ekseni, Şeyh Bedreddin üzerinde asırlar sürmüş bir algı oluşturmuştur. Bunun sebebi onun yazdıkları ve fikirleri değil Osmanlı siyasal alanında yaşanan iktidar çatışması ve din/ tasavvuf içselleştirmesidir.

Bazılarınca ‘tasavvuftan ekonomi politiğe geçen tek mütefekkir’ olarak tanımlanan ve ‘iktisat anlayışının temelinde, bireysel mülkiyet, siyasal düşüncesinin temelinde ise seçilmiş (adil) halife’ bulunan Şeyh Bedreddin, Allah ve özgür birey kavramsallaştırmasına gitmekte ve ilkin buradan ayrışmaktadır. O, Ahmet Güner Sayar’a göre “batıni tasavvuf, olması gereken (rasyonel) iktisadi bireyi, daha yaşarken, ‘dünya fani’ anlayışı ile ölüm-ötesine taşımıştır.” Bu sebepten Bedreddin’e göre Allah’ın kulu ile Osmanlı’nın kulu tam bir çatışma içindedir.

‘Duyguların tesiri altında değil, aklın ışığında belgelerin yol göstericiliğini esas alarak’ Şeyh Bedreddin üzerindeki sisi dağıtmak ve tartışmalı yanları aydınlatmak iddiasını taşıyan kitap sergilediği belgeler yönüyle değil yazım biçimi bakımından biraz gevşek. Hele bir yerde yazarın dedesinin manen bağlı olduğu Amiş Efendi’ye dayandırılan 2. Abdülhamit yorumu, duygusal mesafenin korunamadığının göstergesi. Sonuçta önemle vurgulanan, Ekberi tasavvufi gelenek (iman/ irrasyonel) ile Hanefi fıkhının (akıl/ rasyonel) Osmanlı siyaset dünyasının kurgulanmasındaki (norm) payı ile bunun somut gerçeği (reel) nasıl şekillendirileceğine yoğunlaşmak şarttır. Yazardan uzun vadede beklentimiz bunu ortaya koymasıdır.

Nâzım Hikmet’in şair zihninde kurguladığı Şeyh Bedreddin imgesi, kültürel-siyasi kanon tarafından tekrarlanmış, yeniden üretilmiştir. Kültür ve düşünce dünyasına egemen olan okumasızlık burada da açığa çıkar. Milket-i Rum içre, tasavvufi cezbe salmaya niyet eden Şeyh, bir mümin ve muvahhid olarak hem halka karışıp hem de hangi öğretilere cevaz verecekti, asıl soru budur ve sonuçta bu da siyasete çıkar. Siyaset meydanı da yazık ki kelle ile ölçülür.
Sunduğu bibliyografya ve metin kadar dikkatle takip edilmesi gereken dipnotlarıyla Şeyh Bedreddin biyografisi mevcut sisi (hâlâ kaynakların yetersizliği ve konunun aşırı yorum gerektiren köşeleriyle) tam anlamıyla dağıtamasa bile özgür yorumları ve derli toplu sunumuyla değerli bir çalışma.

 Devlet eliyle insan silmek

ŞEYH BEDREDDİN
Ahmet Güner Sayar
Ötüken Neşriyat, 2018
504 sayfa, 45 TL.


Yorumları Göster
Yorumları Gizle