GeriKitap Sanat 'Dansın gücü tüm sınırları aşıyor'
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

'Dansın gücü tüm sınırları aşıyor'

'Dansın gücü tüm sınırları aşıyor'

Hip-hop’ı, dövüş ve video sanatını birleştirerek dünyanın dört bir yanında sıradışı performanslar sergileyen Pixel gurubu 22. İstanbul Tiyatro Festivali kapsamında İstanbul’a geliyor. 1990’ların başından bu yana hip-hop sahnesinin en önemli figürlerinden olan koreograf Mourad Merzouki ile 4 Aralık’ta Zorlu PSM’de gerçekleştirecekleri performans öncesi konuştuk.

Grubunuz Compagnie Kafig nasıl kuruldu? İsminin hikâyesini anlatabilir misiniz?
Uzun zamandır arkadaşım olan Kader Attou ve başka dansçılarla beraber ‘Accrorap’ adlı bir gruba dahildim. Bir süre sonra, hip-hop ile dövüş sanatları, sirk, canlı müzik gibi çeşitli disiplinleri bir araya getiren daha kişisel bir sanatsal dil geliştirmek amacıyla kendi yolumu çizmeye karar verdim. Käfig, 1996 yılında kuruldu. İsmini de benim ortaya çıkardığım ilk eserden alıyor. Arapçada ve Almancada kelime anlamı; ‘kafes’. Ben bu terimi, hip-hop’ı tek bir tarz ile kısıtlamayı reddettiğimden, ‘açıklık’ düşüncesini vurgulamak için kullanmıştım.

Çocukluğunuzdan itibaren dövüş sanatlarıyla ilgilendiğinizi biliyoruz. Dövüş ve dansı sahnede birleştirme fikri nasıl başladı?
Dövüş sanatları ile ilgilenmeye başladığımda yedi yaşımdaydım; büyük bir tutkuyla bağlıydım ve 15 yıl boyunca yaptım, birkaç unvan da kazandım. Aynı zamanda, sirk sanatları üzerine bir okula da gidiyordum. Ergenlik çağımda ise hip-hop ile tanıştım. Bu disiplinleri bir arada götürmeye başladığımda, hepsini birbirine karıştırma fikri bana çok cazip geldi. Bu sırada, gösteriler düzenlemek istediğimin farkına vardım. En başından itibaren, hip-hop’ın ‘klişelerinden’ uzak durmak istedim. Bununla birlikte, toplumdaki yerimi bulmaya çalışıyordum ve bunu en iyi dansla ve o esnada üzerinde çalıştığım sanat dallarını kesiştiren koreografi türleri üretmekle yapabileceğimi gördüm; sanat anlayışımın temelinde yatan hâlâ budur.

Dansın gücü tüm sınırları aşıyor

Mourad Merzouki

1994’te Zagreb’de mülteci kampında çalıştığınızı ve burada ortak bir dil olmadığı için dans aracılığıyla iletişim kurduğunuzu okudum. Bu yaşadığınız deneyim dansa bakış açınızda değişim yarattı mı?
Evet; bu tecrübe hakikaten hem sanatsal hem de kişisel gelişimim açısından büyük önem taşır. Parçası olduğum ilk grup olan ‘Accrorap’, 1994 yılında ‘Children Refugees of the World’ (Dünyanın Çocuk Mültecileri) adlı kuruluş tarafından Zagreb’e davet edilmişti. Orada, Hırvatistan ve Bosna’dan gelen mültecilerle tanıştık ve onlar için dans gösterileri ile ileri düzey kurslar düzenledik. Ne onlar İngilizce biliyordu ne de biz; bu nedenle yalnızca dans yoluyla iletişim kurabiliyorduk. Uluslararası bir dil görevi gören, tüm sınırları aşabilen dansın gücünü bu çarpıcı koşullar altında anladım. Bu anlayış beni, dansımı dünyayla paylaşmaya devam etmek konusunda teşvik etti.

Pixel’de hip-hop, sanal gerçeklik ve dijitallikle birleşiyor. İzleyiciye dijital bir deneyim yaşatmaya ne zaman karar verdiniz?
‘RVBn’ adlı Dijital Sanatlar Festivali’nde Adrien M / Claire B isimli dijital sanatçıların işlerini gördüğüm zaman, dans ve yeni teknolojileri bir araya getiren bir gösteri yaratma fikri geldi aklıma; Pixel. 2013 yılında amatör dansçılar ile bir işbirliği içine girdik, sonrasında ise profesyonel dansçılarla çalışarak işi bir adım ileri taşımaya; eksiksiz bir gösteri haline getirmeye karar verdik. Bu iş için, teknolojiyi dans ile ve dans için kullanarak yeni bir bağlantı kurmayı denedim. Dijital yansıtmaların yapay dünyasının dansçının gerçekliği ile iletişim halinde olduğu bir dünyanın kapılarını aralamak istedim. Günümüzde sürekli fotoğraflara, videolara, dijital medyaya maruz kalıyoruz; bu nedenle içinde yaşadığımız çağın bu yönlerine uyum sağlamaya çalışma fikri bana mantıklı geldi.

Teknoloji geliştikçe Pixel’in sahnesinde nasıl bir değişim yaşandı?
Gösteride yeni teknolojiden ziyade dansçılar ile gelişti diyebilirim. 2014 yılında dijital sanatçılar bana tasarlamış oldukları bir sistemi tanıttılar ve ben de performansı o sisteme dayanarak ortaya çıkardım. Gösterinin temelini hâlâ insanlar oluşturuyor. Dört yıl içinde ekipte ufak tefek değişiklikler oldu ama şu an hepsi bir diğerinin rolünü biliyor ve bu sayede gösteri de gelişim gösteriyor, çünkü her bir dansçının gösteriye kattığı ayrı bir enerji var.

Pixel Türkiye’de nasıl bir gösteri gerçekleştirecek? Türkiyeli izleyicilere bir mesajınız var mı?
İstanbul Tiyatro Festivali’ne ilk kez katılacak olmak bizim için onur verici. İstanbul’a yeniden gelmek için sabırsızlanıyorum; pek çok kültürün bir araya geldiği bu şehri çok seviyorum. Böylesine enerji dolu ve yaratıcılığa ilham kaynağı olan bir atmosferin içinde bulunmak son derece heyecan verici. Pixel uzun süredir dünyayı dolaşıyor ve dört yıldır izleyicisinden hep tam puan aldı. İstanbul’daki izleyicinin de gösteriyi çok seveceğini; hip-hop dansını, dijital sanat ve dansın karşı karşıya gelişini şaşırtıcı bulacağını ve bir saatliğine bu şiir ve düş dolu dünyaya adım atacağını umuyorum. Tadını çıkarın!

Pixel, 4 Aralık Salı günü Zorlu PSM Ana Tiyatro’da 20.30’da sahnede olacak.


Yorumları Göster
Yorumları Gizle