GeriKitap Sanat Daha iyi bir dünya mümkün mü?
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Daha iyi bir dünya mümkün mü?

Daha iyi bir dünya mümkün mü?

Feminist edebiyatın yaşayan en büyük isimlerinden Margaret Atwood, bir kıyamet sonrası anlatısı olan ‘DelliÂddem’de, geçmişin küllerinden daha iyi bir medeniyeti nasıl yeniden kuracağımızla ilgileniyor.

Feminist distopya başyapıtı kabul edilen ‘Damızlık Kızın Öyküsü’nün yazarı Margaret Atwood’un kıyamet sonrasını anlattığı üçlemesinin son halkası olan ‘DelliÂddem’, her zamanki gibi Atwood yaratıcılığının ve mizahının ustaca harmanı...
Romanın orijinal ismi ‘MaddAddem’... Dikkatli okur zaten fark edecektir ama gözünden kaçıranlar için, romanın orijinal isminin bir palindrom (tersinden de aynı şekilde okunan sözcük) olduğuna işaret etmekte fayda var, zira romanın hikâyesinin kurgusu ve felsefesi için de göndermeleri olan bir detay bu.

80’inci yaşını kutlayan yazarın bu distopya üçlemesinin son halkası, önceki iki kitabın (‘Tufan Zamanı’ ile ‘Antilop ve Flurya’) özeti ya da hatırlatması da denebilecek kısa bölümle başlıyor.
Serinin ilk iki kitabından kalan tüm boşlukların ustaca doldurulduğu bu romanda, insanlığın ve medeniyetin neredeyse sonunu getiren küresel vebadan sonra hayatta kalanlar (ki bunların çoğu bir zamanlar birbirleriyle asla yan yana gelmezlerdi), yeniden bir yaşam ve düzen oluşturma mücadelesi verirken bir yandan da yaklaşmakta olduğunu düşündükleri tehlikeye karşı önlemler alma çabasına girişiyor. Roman bu yanıyla küresel bir salgının insanlık, pazarlar, devlet ve büyük işletme gözetim ve kontrol sistemlerini ortadan kaldırmasından sonra, isimsiz bir kara parçasında hayatta kalanlar grubunun gelişimini izliyor.

Hikâyenin ana kahramanı ve anlatıcısı olan Toby, bir yandan ilk kez ‘Tufan Zamanı’nda tanıştığımız sevgilisi Zeb de dahil hayatta kalanlarla bir yaşam oluşturma çabasına katılıyor, bir yandan da bu ‘yeni dünya’ için özel olarak yaratılan Fluryagiller’e akşamları masallar anlatıyor. Fluryagiller’i bir laboratuvarda ‘yaratan’ Flurya’dan kendilerine gönderildiğine inandıkları bu masalları dinleyen Fluryagiller bir anlamda insanlığı, Toby ise Mesih’i canlandırıyor gibi görünüyor.

Toby’nin anlattığı hikâyelerin merkezine yerleştirdiği ve hikâyesini onun yaşamının gerçeklerinden ilham alarak geliştirdiği Zeb’in roman boyunca anlatılan yaşamöyküsü, bir günümüz eleştirisi olma özelliği taşıyor. Belirtmek lazım ki inançlar, kapitalizm, bilim, akımlar ve daha birçok ‘popülerleşen’ şey romanda kibarca da olsa okları üzerinde bol bol topluyor.

‘DelliÂddem’, serinin önceki iki kitabı gibi aslında bir özlem ve hayal kırıklığı hikâyesi. Atwood okurları bilir ki onun yarattığı dünyada bir kere kırılan kalp bir daha iyileşmez. Bu romanda bu gerçeklik bir kez daha kendini gösteriyor. Ama yazar bu hüznü, ustalıkla yarattığı mizah ve eğlence dolu anlatımıyla dengelemeyi başarıyor.
‘DelliÂddem’ her ne kadar bilimkurgu türünde bir roman olsa da romanda anlatılanların her birinin günümüz dünyası ve toplumlarında bir karşılığını bulmak mümkün. Bu özelliği de romanı çağımızın korkularına işaret edip gezegenin hayatta kalması için umut doğuran bir destana çeviriyor.
Öte yandan Atwood, romanda okuruna konunun bir parçası olduğunu sık sık hatırlatmaktan geri kalmıyor. Bu da Atwood tutkunlarının masalın pasif tüketicileri olmasının önüne geçiyor.
Bir kıyamet sonrası anlatısı olan ‘DelliÂddem’, geçmişin küllerinden daha iyi bir medeniyeti nasıl yeniden kuracağımızla ilgileniyor.

Daha iyi bir dünya mümkün mü

DELLİÂDDEM
Margaret Atwood
Çeviren: Dilek Şendil
Doğan Kitap, 2019
488 sayfa, 39.80 TL.

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle