GeriKitap Sanat ‘Cool’ kitap yapma sanatı: Yemeksepeti.ofis
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

‘Cool’ kitap yapma sanatı: Yemeksepeti.ofis

‘Cool’ kitap yapma sanatı: Yemeksepeti.ofis

İş dünyasının ikonik kişiliği Nevzat Aydın’ın üç arkadaşıyla birlikte kurduğu Yemeksepeti’nin mimar Hasan Çalışlar ve Kerem Erginoğlu tarafından tasarlanan sıradışı, çalışan dostu ofis binasının tasarım hikâyesi, sıra dışı bir tasarım kitabıyla taçlandı. ‘Yemeksepeti.ofis- Bir Vizyonun Mimari Anatomisi’ kitabınının tasarım hikayesini editörü İzzeddin Çalışlar, Hürriyet Kitap Sanat için kaleme aldı.

Bazı kitap projeleri yol üstünde şekillenip varış noktasında planlanandan çok farklı bir hale dönüşebiliyor. Yemeksepeti.ofis bunlardan biri oldu. Yaklaşık beş aylık süreçte yaptığım ilk editoryal planla kitabın basılmış hali arasındaki tek değişmeyen unsur ismiydi. Çoğunlukla bu tür projelerde en son karar verdiğim isim olur halbuki. Kurumsal bir yayında en değerli tanıklıklar karar alıcılarınkiler olduğundan Yemeksepeti’nin ve iş dünyasının ikonik kişiliği Nevzat Aydın’ın anlatacaklarının metnin temelini oluşturmasını planlamıştım. Sonuçta bundan da vazgeçtim ve ne onu ne de mimari tasarımın başındakileri kendi eserleri hakkında konuşturmadım. Bu tür sıra dışı dönüşümlerin yaşanmış olması projeyi alabildiğince özgür geliştirmeme olanak sağlandığının göstergesi. Bu alanda yeterince deneyim sahibi bir yazar olarak pek rastlanır bir durum olmadığını söyleyebilirim.

Zaten işin başlangıcı da sıra dışıydı. İki farklı şirketin ortak bir kitap yayımlama talebiyle daha önce karşılaşmamıştım. Bir yanda yirmili yaşlarındayken Nevzat Aydın, Melih Ödemiş, Gökhan Akan ve Cem Nufusi tarafından dört kişiyle kurulmuş, yeni nesil bir teknoloji şirketi olarak geliştirdiği hizmet alanıyla, sıra dışı ve sürdürülebilir bir ticari başarı göstermiş, küresel yatırımcıların ilgi odağı olmuş, kağıt üstündeki verileri şahane görünen Yemeksepeti vardı; diğer yanda bir ortağı kardeşim olduğu için doğuşundan bu yana gelişimini takip ettiğim, yenilikçi mimari çözümlemeleri ve tasarım yetkinliğiyle yurtdışı ve yurtiçinde farklı tür ve ölçeklerde projeler gerçekleştirmiş, katıldığı yarışmalar ve gerçekleştirdiği projelerle aralarında dünya birinciliği de olan birçok ödül kazanmış Erginoğlu&Çalışlar Mimarlık vardı. İki şirketin ortak bir taleple gelmesi, doğal olarak bu öyküyü birlikte anlatmalarını sağlama fikrini doğurdu.

‘Cool’ kitap yapma sanatı: Yemeksepeti.ofis

Dramatik yazarlıktan doğmuş olan bir kurala her tür metin yaratımında uymaya çalışırım. Bu da içeriğin tek bir önermeye bağlı kalarak geliştirilmesidir. Bu uğurda Hollywood kaynaklı “Kill your lovers” kuralına da sadık kalarak önermeye mugayir unsurları –ne kadar albenili olsalar da– yok saymaktan çekinmem. Bu formülün metinsel bütünlük sağlamanın garantisi olduğuna inanmak için sayısız nedenim var. Genellikle kitap yaptıran kurumlarla anlaşmazlık da burada çıkar. Başta sözünü ettiğim bana tanınan özgürlük alanı bu noktada da çok faydalı oldu ve kimse “Benim şu lafımı neden kullanmadın?” demedi. Hatta bugün, altı yüz çalışanıyla bir sektörün kurucu lideri ve yarattığı milyar dolar seviyesindeki katma değerle, dünya devi Delivery Hero’nun en değerli üyelerinden biri konumundaki Yemeksepeti mucizesini yaratan Nevzat Aydın bile, “Bugün son olarak kendi hikayenizi sizden dinlemeye geldim; ama bunu yapmayacağım ve anlatmak istediklerinizi içeriğe katmayacağım” deyip gerekçelendirdiğimde sadece bir an düşünüp sadece “Tamam, böylesi daha cool olur” dedi. İçindekileri, biriktirdiklerini, anılarını ve kritik karar anlarını aktarmak için hazırlanıp bana randevu vermiş bir patronu ikna eden gerekçeler tamamen yolculuk sırasında ortaya çıkmıştı.
Bu kitabın varlık sebebini, iki şirketin tasarım odaklı iş birliğinden doğan sonuçları sergilemek diye tanımlamıştım. İşveren-tasarımcı ilişkisi bağlamında ortaya çıkan sinerjinin, işyeri verimliliği ve kurumsal itibarı artırıcı sonuçları, örnek bir vaka olarak kitaplaştırılıyordu. Bu durumda metin, iki kurumun projelere doğrudan katkıda bulunan çalışanlarının tanıklıklarından oluşmalıydı. Ne üçüncü göz olarak yazarın ne de iki tarafın karar alıcılarının düşüncelerine ihtiyacı yoktu. Kısacası Nevzat Aydın, Hasan Çalışlar ve Kerem Erginoğlu, iki tarafın patronları olarak esas kahramanlar olan yapanlar ve kullananları gölgeleyecek, tüm diğer tanıklıklar ikincil önemde kalacaktı. Oysa vaka ortadaydı. Karar alıcılar ortaya çıkan sonuçtan gururlu bir memnuniyet duyuyor olmasa kitaplaştırmaya da kalkmazlardı. Onlar bu kitapta aynı eser gibi yayının da sahibi olarak kalmalıydı. Süreci coşkuyla anlatan o yirmi kişi bu vakanın gerçek kahramanları olduğu sürece anlattıkları okunup dikkate alınırdı. Öyle de oldu. Yazar olarak kendimi ortadan kaldırma kararını çok erken almıştım; fakat uygulamada en çok zorluk burada doğdu. Bunu sağlamak için anlatıları edit etmekle yetinmeyip neredeyse tamamını baştan yazmam ve gerek duydukça kişiler arasında cümle transferi yapmam gerekti. Zaman zaman anlatıları tahrif ederek kendi cümlelerimi kurduğumu da itiraf etmeliyim. Bu da kalem oynatma işinin doğasında var. Ne de olsa tahrif ve tahrir aynı kökten gelir! Nitekim metinler onaya gittiğinde kimseden itiraz gelmedi.

‘Cool’ kitap yapma sanatı: Yemeksepeti.ofis

Bu tür nesne kitapların başarısında tasarımcı payının yazarı ya da editörüyle eşdeğer olduğuna inanırım. Yazarın derdini süzüp değerlendirebilen sayılı kitap tasarımcısı var. Tabii ki her grafik tasarımcı kitap da tasarlayabiliyor fakat doğrudan kitap tasarımı üzerine odaklanmış tasarımcının ortaya koyduğu fark, sürecin tüm aşamalarında, en önemlisi de sonuçta ortaya çıkıyor. Yeşim Demir kitap tasarımında adını sayabileceğim beş Türk tasarımcıdan biri ve her yaptığına hayranlık duymuşumdur. Eminim o da farklı objektiflere takılmış görsel malzemeyle alanında tek gördüğüm Cemal Emden karelerini derleme problemiyle uğraşmaktan keyif almıştır; çünkü olmaz gibi görüneni yapmak tasarımcıya haz verir. Yeşim Demir’in getirdiği strateji, muhtemelen ilk kez bütünüyle samimi, tamamıyla hakiki ve alabildiğine şeffaf bir tasarım hikâyesi anlatma çabasını benimseyerek kitaba çift taraflı kullanım işlevi katmak oldu. Böylece tasarım tarafının patronlarının temelini oluşturan eskizleri, özellikle mimarlık öğrencileri için doyurucu bir kaynak haline geldi. Taslak nesne olarak şekillendiğinde de her iki şirket tarafından sorgusuz sualsiz kabul gördü. Ezcümle, özgürlük ortamı tasarım aşamasında da devam ediyordu.
Yemeksepeti.ofis’in yaratım sürecinde böyle işlerde çok nadir rastladığım bir durum da işinin ehli bir yayın koordinatörüyle çalışma lüksüydü. YEM Yayın editörlüğü deneyimli olan Gülçin İpek, aslında yazarın uğraşmaması gereken fakat mecburen takip etmek zorunda kaldığı tüm aşamaları üstlenerek hep özlemini duyduğum o özgürlük alanını genişleten kişi oldu. Gördüğüm kadarıyla herkes sonuçtan memnun. 43. doğum günü sebebiyle buluştuğumuzda Nevzat Aydın, “Biz çok pozitif yorumlar alıyoruz; iyi bir iş oldu” dedi. Kardeşim şaka yollu “Herkes editoryal yaklaşımını kutluyor, mimarları öven yok.” diye serzenişte bulundu. Her ne kadar kendi yaptığı işi anlatıyor olmak garip geliyorsa da çok taraflı memnuniyet sağlamanın sırlarını paylaşmakta yarar olduğunu düşündüğümden birilerinin işine yarar diye bunları yazdım.

‘Cool’ kitap yapma sanatı: Yemeksepeti.ofis
YEMEKSEPETİ.OFİS - BİR VİZYONUN MİMARİ ANATOMİSİ
YEM Yayınları, 2019
Editör: İzzeddin Çalışlar
Grafik Tasarım: Yeşim Demir
Fotoğraflar: Cemal Emden, Emre Dörter
264 sayfa, 115.74

 

Yorumları Göster
Yorumları Gizle