GeriKitap Sanat ‘Çalıştığım her şefle müziği yeniden keşfettim’
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

‘Çalıştığım her şefle müziği yeniden keşfettim’

‘Çalıştığım her şefle müziği yeniden keşfettim’

2001 yılında arya albümleriyle Gramophone Solo Vokal Ödülü’nü kazanan mezzosoprano Magdalena Kozena, şef Giovanni Antonini yönetimindeki The Age Of Enlightenment Orkestrası’yla İş Sanat’a konuk oluyor. Konser öncesi Kozena ile konuştuk...

Şan kariyerinize nasıl başladınız?
Ellerimle ilgili küçük bir kaza yaşadım. Bu sebeple şarkı söylemeye başladım ve konservatuvara gittim. 16 yaşıma geldiğimde başka bir tenorun da olduğu bir müzik topluluğuna dahil oldum. 20’li yaşlarımda ise müzikten para kazanmaya ve daha geniş topluluklarla Barok müziğin hâkim olduğu bir müzik yapmaya devam ettim.

Sahnedeyken kendinizi daha yakın hissettiğiniz bir müzik türü var mı?
Bütün müzik türleriyle yakından ilgiliyim diyebilirim. Caz ve dünya müziği çok ilgimi çekiyor. Ancak Barok müziğin hayatımdaki etkisi çok büyük oldu. Bach ya da Handel söylemek kalbime çok daha yakın müziklerdi ancak bunların yanında Fransız şarkıları söylemek, 20. yüzyılın başlarındaki Barok müzik temsillerini seslendirmek benim için çok özel bir yere sahip. Bunun yanı sıra Çek müziğindeki opera temsilleri -dramatik soprano tonu bana uygun olmasa da- söylemekten çok mutluyum. Uluslararası çapta, birçok ülkede bu müzikleri tanıtıyor olmak benim için gurur verici.

Çalıştığınız şeflerden hangileri sizin için özel bir yere sahip?
Çok fazla şefle çalışma imkânı buldum, Sir Simon Rattle, Mariss Jansons, Gustavo Dudamel, Bernard Haitink, Nikolaus Harnoncourt gibi. Ayırt etmek gerçekten çok zor ancak her birinin farklı tarafıyla müziğin başka bir yönünü keşfetme imkânım oldu.

Bir röportajınızda eşiniz şef Sir Simon Rattle ile beraber çalışmanıza dair “Bazı sanatçılar eşleriyle çalışmayı tercih etmiyor ama bu bizim için geçerli değil. Birlikte çalışmaktan mutluyuz” demiştiniz. Bunu nasıl başardınız?
Bunu başarmak olarak adlandırmıyorum aslında. Doğal olarak gelişen bir süreç oldu. Bazı insanlar profesyonel hayatlarıyla kişisel hayatlarını iç içe geçirmeyi sevmiyorlar ancak bizim için öyle olmadı. İlişkimizin geliştiğini ve hatta birbirimizi, işimizle ilgili çok fazla açıklama yapmadan anlayabildiğimizi düşünüyorum. Bu da biraz özgürlük getiriyor, bariyerleri kaldırıyor. Benzer fikirlere sahip olmamız da anlayışlı olmamızı sağlıyor. Örneğin o gün sesim iyi bir şekilde kalkmıyorsam “Bugün pek iyi değilim” diyebiliyorum (gülüyor). Ya da bazen beni zorlayabiliyor iyi tanıdığı alanlarda. Çalışma alanında gücü dayatmaya çalışmak yerine daha rahat bir çalışma ortamının insanı daha ilham verici noktalara ittiğini düşünüyorum.

Sir Simon Rattle geçen yıl Berlin Filarmoni Orkestrası’ndan emekli oldu. Bu sizi etkiledi mi?
Artık birbirimizi biraz daha az görüyoruz ancak iki çocuğumuzun anne ve babasıyız ve ev hayatımızın onların etrafında döndüğünü söyleyebilirim. Çalışma alanımızdaki kimliklerimizle ev hayatımızdaki kimliklerimiz birbirinden oldukça farklı ancak bu sıralar biraz daha aile hayatına dönük durumdayız.

Çalışma hayatınızda rutinleriniz var mı?
Kaslarınızı sağlam tutmak konusunda yapabileceğiniz şeyler var. Bunu her iki anlamda da söylüyorum. Açıkçası farklı yetkinlikleri olan müzisyenlerle çalışmanın çok faydasını gördüm. Günlük ses ve piyano çalışmalarımı da aksatmıyorum.
Mezzosoprano Magdalena Kozena ile şef Giovanni Antonini yönetimindeki The Age Of Enlightenment Orkestrası konseri 9 Şubat saat 20.30’da İş Sanat’ta.

Yorumları Göster
Yorumları Gizle