GeriKitap Sanat ‘Çağın en sevilen yazarı’...
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

‘Çağın en sevilen yazarı’...

‘Çağın en sevilen yazarı’...
Kafka

Kafka çağın, yirminci yüzyılın en sevilen yazarı mıydı, bilemem. Ama benim çok sevdiğim bir yazar. Özellikle ‘Amerika’. Bu tuhaf, ürpertici, iyimser gibi görünüp de kara acılar saçan romanı ilk kez Arif Gelen’in çevirisiyle okudum; ilkgençlik yıllarımdı.

Memet Fuat’ın yönettiği Yeni Dergi’nin on birinci sayısı: Ağustos 1965. Yıllar yılı sakladığım bir özel sayı: ‘Çağın En Sevilen Yazarı Franz Kafka’. Sonradan edinmiş olmalıyım bu özel sayıyı; Kafka’yla tanışmam 1967 filan. Fransızca öğretmenimiz Vedat Günyol ‘Değişim’den söz açıyor, Gregor Samsa’nın hiç unutulmayacak yalnızlık serüveni. Günyol’un çevirisi ‘Değişim’i irkilerek okuyorum. Çok uzun yıllar sonra ‘Gregor Samsa’nın Elyazısı’ adlı bir öykü yazacağım...
‘Değişim’i sevgili arkadaşım Ahmet Cemal yıllar sonra ‘Dönüşüm’ olarak dilimize kazandıracak, Almancadan. Can Yayınları’ndan ‘Dönüşüm’ bugün de başucumda. Ahmet’in çevirisi -güzelim bir çeviri- ‘Franz Kafka’ -yeni basımı var mı, bilmiyorum- Ernst Fischer’in yapıtı: Bambaşka bir Kafka’yla tanışıyorsunuz! Alıntılıyorum: “Kafka, insanların bu tür kendisine yabancılaşmasını kahramanlarının adlarından bile kaçmalarıyla da dile getirmiştir. ‘Amerika’ romanında kahramanın adı henüz Karl Rossmann’dır. ‘Dava’da yalnızca Josef K.’dır. ‘Şato’da ise K.’dan başka, yani anonim kişiden, kimseden ve herkesten başka bir şey kalmamıştır. Kafka, Milena’ya yazdığı bir mektubu şöyle imzalar: Senin (artık adımı da yitiriyorum; giderek kısaldı bu ad ve şimdi böyle oldu: Senin).”
Kafka çağın, yirminci yüzyılın en sevilen yazarı mıydı, bilemem. Ama benim çok sevdiğim bir yazar. Özellikle ‘Amerika’. Bu tuhaf, ürpertici, iyimser gibi görünüp de kara acılar saçan romanı ilk kez Arif Gelen’in çevirisiyle okudum; ilkgençlik yıllarımdı. Hemen ardından -emeğini ödeyemeyeceğimiz-Kâmuran Şipal’in çevirisi geldi. ‘Amerika’ bende hep yaşadı.
Kafka hiç görmediği, adımını atmadığı Amerika’yı herkesten daha ‘canlı’ kılıyor. Roman, gemi New York limanına yaklaşırken, Özgürlük Tanrıçası’yla açılıyor. Çocukluğumda bir-iki kartpostalda gördüğüm, dev heykel! Hiç görmediğim Amerika benim için de herhalde Özgürlük Tanrıçası heykeliydi.
2006’da Ayça Sabuncuoğlu’nun ‘Amerika’ çevirisi yayımlandı (Can Yayınları). Bir kez daha Brunelda ve ‘Bir Sığınak’. ‘Bir Sığınak’, romanın galiba en sevdiğim bölümü. Sanki Karl’la birlikte oradayım...
Geçen yılın son günlerinde yepyeni bir ‘Amerika’ çevirisi daha! Aylak Adam Yayınları’nın verimi bu ‘Amerika’yı dilimize Özge Yüksel Ertuş çevirmiş. Son sıralarda, bir öykü için, Tanzimat Edebiyatı’yla boğuşurken, Kemal’i, Ekrem’i falan bırakıp, en yeni ‘Amerika’yı okumaya koyuldum.
Başyapıtların yeniden-yeniden çevrilmesinin çeviri edebiyatımıza kazançlar sağladığına inananlardanım. ‘Amerika’ için ilk göz ağrım Arif Gelen çevirisiydi, şimdiyse Ertuş’un çevirisiyle baş başayım. Dört ayrı çeviri de yanı başımda. Zaman zaman, tek bir cümleyi, her birinden okuyorum...
Bu arada, Aylak Adam ‘Kafka Kitaplığı’ dizisinde ‘Mavi Oktav Defterleri’ni de yayımladı, Yeşim Ersoy Demir çevirisi. ‘Mavi Oktav Defterleri’ Kafka’nın hayli geç keşfedilen yazıları, notlar, öykü parçaları, boşlukta kalmış fragmanlar. Ne var ki, Kafka dünyasını yakından alımlamak için her biri hazine.
Başa döneceğim: Yeni Dergi’nin Kafka Özel Sayısı’nı Kâmuran Şipal hazırlamış. Seçilen yazılar, Garaudy’ninki dışında, Şipal’in seçtikleri. 1960’larda Kafka ülkemizde yeni yeni seviliyor; sonradan çok yoğunlaşacak bu sevgide Kâmuran Bey’in çabası uçsuz bucaksızdır...
Kafka’yı iç dünyasında duyumsayabilmek için iki kitap önereceğim. İlki Gustav Janouch’tan A. Turan Oflazoğlu’nun çevirisi ‘Kafka ile Konuşmalar’, yıllar önce Bilgi Yayınevi’nin verimi. İkincisi, Saul Friedlander imzalı ‘Kafka: Utanç ve Suçluluğun Şairi’ (Tuğçe Aysu çevirisi, İthaki Yayınları, 2015). Janouch yakından tanıdığı Kafka’yı anlatıyor; Friedlander ise belki de aklımızdan bile geçirmediğimiz, bambaşka bir kişiyi...
Vedat Günyol, Kafka’yı tanımlarken, “Kınkanatlılardan bir böcekle dünya edebiyatını yıkıp geçen yazar!” derdi...

‘Çağın en sevilen yazarı’...




Yorumları Göster
Yorumları Gizle