GeriKitap Sanat Büyükbaba ve torunun büyük kaçışı
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Büyükbaba ve torunun büyük kaçışı

Büyükbaba ve torunun büyük kaçışı
David Walliams

Yazılarının boyutlarının bile hikâyenin gerilimine göre büyüyüp küçüldüğü, tragedya ve komedyanın iç içeliğini ön plana çıkaran harikulade bir kitap, büyükbaba ile çocuk arasında geçen sevgi ve macera dolu nefis bir öykü: ‘Büyükbaba’nın Müthiş Firarı’.

Bu kadar özenle resmedilmiş, yazılarının boyutlarının bile hikâyenin gerilimine göre büyüyüp küçüldüğü, tragedya ve komedyanın iç içeliğini ön plana çıkaran harikulade bir kitap uzun zamandır okumamıştım. İngiliz gazetesi Telegraph’ın “Sonunda Roald Dahl’ın şanına yakışır bir vârisi oldu” dediği David Walliams’ın yazdığı ‘Büyükbaba’nın Müthiş Firarı’ndan bahsediyorum. Telegraph tespitinde haklı görünüyor olabilir. Çünkü bir tek, Can Çocuk’tan çıkan ‘Yaman Tilki’sini okuduğum Dahl’ın edebi üslubuna benzer bir üslubu ve mizah anlayışı var Walliams’ın. Ama bütün aleni benzerlikler, daha derin ilişkileri göremememize yol açar. Walliams’a, bilhassa da bu kitabında bir veraset ilişkisi arayacaksak, ben kendisini doğrudan Cervantes’in vârisi, ’Büyükbaba’nın Müthiş Firarı’nı da Don Kişot’un vârisi ilan ederdim. Anlatayım; bakalım hak verecek misiniz?

Romanın iki baş karakteri var: Jack adındaki bir çocuk ile onun bir zamanlar Kraliyet Hava Kuvvetleri’nde pilot olan Büyükbaba’sı. Maceranın ateşine sürekli kömür taşıyansa İkinci Dünya Savaşı sırasında kullanılan Spitfire model bir savaş uçağı. Hikâyemiz günlerden bir gün Büyükbaba’nın bazı şeyleri unutur olmasıyla başlıyor. Önce yaptığı çayı içmeyi unutan Büyükbaba zamanla içinde bulunduğu yılı da unutuyor. Ama çok geçmeden Büyükbaba senenin 1983 olduğunu, İkinci Dünya Savaşı’nın çoktan bittiğini ve hatta kendisinin emekli olduğunu da hatırlamayıp, zaman karşısında zihinsel bir özgürlük kazanıyor. Gerçeklikle ilişkisi giderek karışan Büyükbaba, eskiden torununa anlattığı savaş anılarını artık gerçekmiş gibi yaşıyor. Zamandan, mekândan ve ilişkide bulunduğu kişilerden azade olarak Büyükbaba, unutkanlığının en son evresinde, kafasının içinde havalı, genç bir pilot olarak Spitfire savaş uçağında Almanlara karşı savaşı sürdürmeye 40 sene evvel kaldığı yerden cesurca devam ediyor.

Bu noktada kimse Büyükbaba’yı anlamazken, tek bir kişi, torunu Jack onu anlamaktan vazgeçmiyor. Çünkü bütün yetişkinlerin aksine Jack, Büyükbabası’nın oyun oynadığını düşünüyor ve her çocuk gibi oyunbozanlık yapmadan, oyuna dahil olmayı tercih ediyor. Tıpkı okuduğu kitapların etkisinde kalarak, gerçek dünyayla bağını yitiren efendisi Don Kişot’un gördüğü hayaller ile kendi gördüğü gerçek arasında iletişim kurabilmek amacıyla onun oyunlarına dahil olan uşak Sancho Panza gibi...

Don Kişot nasıl yel değirmenlerini dev görüp saldırıyorsa, Büyükbaba da olmayan uçağı Spitfire’ı tırmandığı kilisenin çatısında uçuruyor. Nasıl Don Kişot’un eşi dostu, onu bu delice maceralardan alıkoyup eve götürmek istiyorsa, Jack’in anne ve babası ile kilisenin lüks düşkünü rahibi Hogg da Büyükbaba’yı Alacakaranlık Kuleleri isimli ürkütücü bir huzurevine yatırmak istiyorlar. Sancho nasıl hayallerinin gerçek olmadığını bilse de efendisine inanmaktan vazgeçmiyorsa, Jack de bütün tuhaflıklarına rağmen Büyükbaba’sıyla yaşamaya devam edebilmek için büyük mücadele veriyor. Aralarındaki sevgi ve güven sayesinde sadece Jack hiçbir şeyin dışarıdan göründüğü gibi olmadığını fark ediyor. Ne rahip, ne huzurevinin müdiresi ne de huzurevinin irikıyım hemşireleri bütün kasabaya göründükleri gibi görünüyor Jack’e. Şüphelerinin nedensiz olmadığı da meydana çıkıyor. Büyük kaçış da o zaman başlıyor.

Bu müthiş firar Londra’daki İmparatorluk Savaş Müzesi’nden gerçek bir Spitfire çalmaya kadar varıyor. İki kafadar, Filo Komutanı Büyükbaba ile Binbaşı Jack, “yukarı, yukarı ve uzaklara” doğru uçuyorlar. Herkesin deli gözüyle baktığı Büyükbaba’sının çılgın hafızası sayesinde Jack de hayatında ilk kez yaşadığını hissediyor... Hayatın trajedisine ve komedisine aynı anda nüfuz eden bu sevgi hikâyesini okurken siz de kendinizi hem gözleri yaşarmış hem de tebessüm ederken buluyor ve Filo Komutanı’nın haykırışını duyuyorsunuz: “Yukarı, yukarı ve uzaklara...”

Büyükbaba’nın Müthiş Firarı Büyükbaba ve torunun büyük kaçışı
David Walliams
Çeviren: İpek Şoran
Resimleyen: Tony Ross
Can Çocuk Yayınları, 2018
456 sayfa, 27.50 TL.

 


Yorumları Göster
Yorumları Gizle