GeriKitap Sanat Bu oyunla kadınlara Furuğ’un ruhunu üflüyoruz
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Bu oyunla kadınlara Furuğ’un ruhunu üflüyoruz

Bu oyunla kadınlara Furuğ’un ruhunu üflüyoruz

Oyuncu Nazan Kesal, İranlı şair Furuğ Ferruhzad’ın etkileyici yaşamöyküsünü konu alan, usta edebiyatçı Şebnem İşigüzel’in yazdığı ‘Yaralarım Aşktandır’la DasDas sahnesinde. Kesal’la bir araya geldik, ömrü temel hak ve özgürlükleri için mücadele etmekle geçen şairden aldığı ilhamı konuştuk.

Nasıl girdi hayatınıza Furuğ Ferruhzad?
Onunla tanışmamın 25 yıllık bir öyküsü var. Ercan (Kesal, eşi) bir gün kütüphanesinden bir kitap çıkardı, “Furuğ’un dünyasını bütün kadınların bilmesi lazım” deyip kitabı bana verdi. Zaten şiir seven biriyim. Furuğ’un dünyasından da çok etkiledim. “Onu bir gün mutlaka sahnede canlandıracağım” diyordum...

O gün bugünmüş...
Evet. Biraz zamanaşımına uğradı aslında. Ben yaş aldım, Furuğ’un yaşından uzaklaştım. 32 yaşında ölmüş... Ama yaşıma rağmen oynamak istedim. İyi de oldu bu olgunluk, onu daha iyi anlamamı sağladı.

Nasıl ortaya çıktı bu oyun?
Yavuz Ekinci bir gün Berfin’le (Zenderlioğlu, yönetmeni) tanıştırdı beni, “Al, bir Furuğ delisi daha” dedi. Berfin’le konuştuk. Dizilerden rahat ettiğim bir dönemde de bir Furuğ oyunu yaratmak için harekete geçtik. Şiir oynamak istemedim. Şiirsiz bir Furuğ olmazdı ama sadece şiirden ibaret bir Furuğ da olmazdı. Şebnem’i (İşigüzel) aradım. O da kabul etti. Bir ‘Furuğsever’ daha yakalamış olduk. Çok güçlü bir metin yazdı. Furuğ vesilesiyle bütün kadınların sesi oldu Şebnem. Türk tiyatrosu bir kadın oyunu kazandı onun kalemiyle. Metinde geçen az da olsa şiir var ama elbette. Onları da Onat Kutlar, Celal Hosrovşahi ve Haşim Hüsrevşahi’nin çevirdiklerinden seçtik.

Başta ‘Ev Karadır’mış oyunun adı...
Furuğ’un çektiği belgeselin adıdır o. Tebriz’de tecritteki cüzamlılarla ilgili bir belgesel çekmiş. Sinematografik açıdan bir başyapıttır. Birçok festivalde ödül de almış. Ve bu belgeselle gittiği her yerde cüzam meselesine dikkat çekmiş. Biz de ‘Ev Karadır’ diye yola çıkmıştık. Ama şairin romantik tarafı daha bilinir olduğu için ‘Yaralarım Aşktandır’la değiştirdik sonra.

Nedir sizi Furuğ Ferruhzad’ın hayat hikâyesinde, şiirinde en çok etkileyen?
İsyanı. Cesareti, inadı... Asla Furuğ olmaktan vazgeçmemesi. Aşka âşık bir kadın olması... Sadece bir erkeğe duyduğu aşk değil, insan eliyle kirlenmemiş, masum her şeye âşık bu kadın. Aykırı olması da çok hoşuma gidiyor.

Acılar ailede başlıyor değil mi?
Evet. Çekirdek ailede çok fazla psikolojik şiddete maruz kalmış. Babası, Şah Pehlevi’nin komutanlarından biri. Entelektüel biri... Ama kızlarını sevme konusunda çok bencil davranmış. Furuğ’a kütüphanesini açmış ama kendisini hep sakınmış. Furuğ onun baskısından kurtulmak için de evlenmeyi seçmiş. Bizim toplumumuzda da sıkça rastladığımız bir durum bu. Oyunda da diyoruz ya: “İnsan kaderini kendi yazar. Kendi dokur kederini. Kahırdan saçaklar yapar. Elbet bilir de bunu. Mutlu olacağını zanneder avutur kendini”. Bu her şeyi özetliyor aslında. 16 yaşındayken kendisinden 16 yaş büyük bir adamla, karikatürist, öykücü Perviz Şapur’la evlenmiş. Koşa koşa gittiği o adam babasından daha büyük acılar yaşatmış. Evladından ayırmış ileriki yıllarda. İntiharı denemiş Furuğ. Birçok kez delirmenin eşiğine gelmiş ama her defasında o kuyudan çıkmış. Yaşadığı bütün acıları şiirle sağaltmış. O yüzden bu kadar büyük bir şair olmuş.

Kendinize yakın bulduğunuz tarafları var mı?
Bir tarafı çok deli, bir tarafı çok kederli. Güven duyduğu ortamlarda ortaya çıkıyor o çılgın tarafı. Yoksa günlük hayatta, insanlarla ilişkisinde çok mesafeli. Bu tarafları çok benziyor bana. Ama benim hüzünlü tarafım geride kaldı. Ben de onun öldüğü yaşlarda çok hüzünlüydüm. Yaş aldıkça, bu dünyadan geçip gittiğini anladıkça kederden çok beni mutlu edecek şeylerin peşine düşmeye başladım. Fakat o keder bu dünyayı anlamamı sağladı. İyi de oldu.

Kadın hakları mücadelesinde onun devrinden bugüne değişen bir şeyler var mı sizce?
Hiçbir şey değişmedi. İş yine kadınlara düşüyor. Kadınların kendilerini kendi cinsiyetleri üzerinden tarif etmeleri gerekiyor. Bu dünyaya bir defa geliyorlar. Erkekler üzerinden tarif ediyorlarsa, erkekleri mutlu etmek için kadın olmaya çalışıyorlarsa çok yazık. Umarım bu oyun kadınlara cesaret ve güç verir. Bana çok verdi. Bu oyun eliyle ekip olarak kadınlara Furuğ’un ruhunu üflemek istiyoruz. Umarım benim sahneden üflediğim ruhun ve ışığının içinde yer alır ve yaşamlarında bir şeyi değiştirirler.
‘Yaralarım Aşktandır’ı, 28 Mart, 4, 10, 18 Nisan’da Metropol İstanbul’daki yeni yerine taşınan DasDas’ta izleyebilirsiniz.

Yorumları Göster
Yorumları Gizle