GeriKitap Sanat ‘Bu kez cinayete değil Harry’nin kendisine odaklandım’
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

‘Bu kez cinayete değil Harry’nin kendisine odaklandım’

‘Bu kez cinayete değil Harry’nin kendisine odaklandım’
Jo Nesbo FOTOĞRAF: SELÇUK ŞAMİLOĞLU

Norveç’in dünyaca ünlü polisiye yazarı Jo Nesbo, başı dertten kurtulmayan dedektif Harry’nin maceralarına serinin 12’nci kitabı ‘Bıçak’ ile devam ediyor. Okurlarıyla buluşmak üzere İstanbul’a gelen Jo Nesbo ile bir araya geldik, Dedektif Harry’nin son hikâyesini ve ülkesi Norveç’in romanlarındaki yerini konuştuk...

Karanlık İskandinav polisiye dalgasına heyecan verici bir katkı sunan Jo Nesbo’nun ‘Harry Hole’u 12’nci macerayla devam ediyor. Norveç polis teşkilatının parlak dedektifi Harry, ‘Bıçak’ta hayatının en zor davasını çözmeye hazırlanıyor. Hayatının aşkı Rakel tarafından terk edilen, üstüne üstlük polis teşkilatından da atılan uslanmaz alkolik, en eski düşmanı ‘Nişanlı’ Svein Finne ile birlikte yeni düşmanlarıyla karşı karşıya. Harry’nin son macerası için Nesbo, “Diğerleri kadar karanlık bir hikâye değil” dese de ‘Bıçak’ bize en karanlık ruhlu Harry’yi sunuyor. Nesbo, okuyucusuna Harry’yi daha da derinlemesine tanıma fırsatını veriyor. Katmanlı bir komplo, cesur bir atmosfer, en sürükleyicisinden bir hızlanma, Oslo ve antikahramanıyla roman, ‘Kardan Adam’, ‘Kızılgerdan’ gibi serinin öncüllerinden bir adım önde... Yani bıçağın keskin tarafı parıl parıl parlıyor. Hayranlarıyla buluşmak, kitaplarını imzalamak için Türkiye’ye gelen Jo Nesbo ile ‘Bıçak’ı, seyretmediği bir filme uyarlanan ‘Kardan Adamı’nı, Norveç’i ve Harry’nin geleceğini konuştuk.

Norveç’ten başlayalım mı, ne dersiniz?
Olur...

Norveç her sene mutluluk seviyesi en yüksek ülke seçiliyor. Bu kadar karanlık suç romanları yazmak zor olmuyor mu, bu kadar mutlu insan arasında?
Siz toplum olarak ‘mutluluk seviyesi yüksek’ diyorsunuz. Ben bir yazar gözüyle romanlarımı kaleme alırken ülkenin genel durumundan çok kendi yaşadığım çevreye önem veriyorum. Kendi kişiliğim üzerinden, kendi ruh halimin merceğinden görüyorum gerçekliği. Aslında coğrafyayla çok bağlantılı değil. Bütün blues sanatçıları gecekondu mahallelerinden çıkmıyor, illa öyle olması gerekmiyor.

Avrupa’nın en fakir ülkesiyken, bugün gayrisafi milli hasılası en yüksek olan ülkesiniz. Norveç’i değiştiren ne oldu?
70’lerde Norveç’te bir geçiş süreci yaşadık. 20’lere baktığımızda Norveç, Avrupa’daki en yoksul ülkelerdendi. Petrol bulununca bir geçiş başladı. Bunun sonunda bir kültürel felaket de yaşanabilirdi. Sonradan görmelik gibi... Ama olmadı. Birlikte fakirliği yaşayan insanlar zenginleşmeyi de beraber yaşadı. Norveç büyük ürünler, büyük icatlar ortaya koymuş bir ülke değil. Ama siyasi sisteminde şöyle temel bir şey var: Toplumun temelinde bir eşitlikçilik ve adalet anlayışı... Norveç’te sınıflı toplum yapısı yok. İsveç’te öyle ama. Sınıflı toplum daha belirgin. Petrolle birlikte siyasi sistemde de şöyle bir şey oturtuldu. Bizde petrol gelirleri sadece belli bir gruba değil, herkese dağıtılır. Venezüella gibi sosyalist yönetimin olduğu ülkelerde bile petrol gelirlerinin herkese dağıtılması sağlanamadı. Bu Norveç’in benzersiz bir tarafı. Olumsuz etkisi de oldu, halk maddiyata odaklanmaya başladı. Şımarık çocuğa döndü. Tabii bu bir yanıyla kaçınılmaz bir süreç. Bu, romanlarımda toplumsal arka planımı da oluşturuyor.

Romanlarınızda neden hiç siyasete girmiyorsunuz? ‘Kızılgerdan’da bu kuralı yıktığınızı sandık. Ardından yazdığınız ‘Nemesis’te siyasi hiçbir şey okumadık.
Romanlarımı yazarken siyasi bir ajandayla başlamıyorum. Bir insan durumunu anlatıyorum. Anaakım eğlencelik hikâye anlatımın da elbette bir ölçüde siyasi olması gerekiyor. Ama romanlarımda siyasi bir gündem yok. Geleneksel İskandinavya polisiye romanlarında, Henning Mankell, Steig Larsson’da siyasi gündemler olduğunu görüyoruz. ‘Kızılgerdan’da aşırı sağı, Norveç’i çok etkileyen bir hareket olarak göstermiyorum. Orada sadece bir insan kendini Nazi olarak görüyor. Romanımda İkinci Dünya Savaşı’ndaki ve 2000’lerdeki Naziler arasındaki farka baktım. Şimdilerde Neo-Nazi olan insanlar neye isyan ediyor? Bir siyasi gündemleri mi var yoksa sırf öfkeden mi böyle hareket ediyorlar?

Okuyucu için her yeni Harry Hole macerası büyük bir mutluluk kaynağı. Son romanınız ‘Bıçak’ın bir farkı var mı?
Bu romanda Harry Hole’un artık kamera arkasından çıkıp sahne ortasına geçtiğini söyleyebiliriz. Diğerlerinden farklı olarak, Harry hakkında bu roman. Harry’nin sadece cinayet çözmesine odaklanmıyor. Harry’nin kendisine, yakın arkadaşlarına, yakın çevresine odaklanıyor.

Romanlarında şiddeti tasvir etmeniz konusunda çok eleştiriliyorsunuz...
Eleştirileri çok fazla umursamıyorum. Şiddeti hikâye anlatımı için ne kadar gerekiyorsa o kadar kullanıyorum. Şiddeti edebi bir araç olarak kullanma hakkımı daima savunacağım. Bence ‘Bıçak’ta eski romanlara göre daha az şiddet tasviri var. Bu hikâye özelinde o kadar fazla tasvir gerekmediği için az kullanmış oldum.

Tomas Alfredson’un yönettiği ‘Kardan Adam’ filmini beğendiniz mi?
‘Kardan Adam’ı izlemedim. Senaryosunu okudum. Bazı sahneleri gördüm. Oslo’daki galaya katılmadım. Tomas Alfredson çok iyi bir yönetmen. O anlayabilir diye düşündüm ama bir yandan şüphe ettim. Doğru yapamamıştır belki diye... İzlemediğim için beğendim ya da beğenmedim diyemeyeceğim.

Harry Hole’a ne olacak?
Başına neler geleceğini söyleyemem. Artık onları çıkınca göreceğiz.

Harry, İstanbul’a gelir mi?
Belki de...

‘Bu kez cinayete değil Harry’nin kendisine odaklandım’BIÇAK
Jo Nesbo
Çeviren: Can Yapalak
Doğan Kitap, 2019
591 sayfa, 46 TL.

 

 

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle