GeriKitap Sanat Bitmeyen kavga
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Bitmeyen kavga

Bitmeyen kavga

Fiona Mozley, Man Booker’a aday gösterilen ilk romanı ‘Elmet’te, İngiltere kırsalında yaşayan yoksul insanları, mülk sahipleriyle mülksüzler arasındaki kadim kavgayı bir aile dramı üzerinden anlatıyor. 1998 doğumlu genç bir yazar olarak Mozley, çağdaş edebiyatın görmezden geldiği konulara cesurca el atmasıyla hem şaşırtıyor hem farklılık yaratıyor.

Bir tren yolculuğu sırasında yazmaya başladığı ‘Elmet’in 2017’de Man Booker Ödülü’ne aday gösterilmesi sayesinde bir anda dikkatleri üzerine çeken Fiona Mozley, 1998 yılında Yorkshire’da doğdu. Cambridge’de tarih okudu. Bir süre Buenos Aires’te İngilizce öğretmenliği yaptı. 2011’de İngiltere’ye döndükten sonra Güney Londra’ya yerleşti. Bir edebiyat ajansında stajyer olarak çalışmaya başladı ama kazancı kirasını bile zor karşıladığı için bir seyahat acentesine girdi. Şu anda York’ta yaşıyor ve York Üniversitesi’nde ortaçağ tarihi üzerine doktorasını yapıyor.

BİR YUDUM SEVGİ
Hikâye İngiltere’nin kuzeyinde bir demiryolu hattı boyunca yürüyen anlatıcının umutsuz arayışıyla başlıyor: “Yıllar sonra ve kilometrelerce uzakta, o kızın erkek kardeşi onu bulabilmek için çamurların içinde güçlükle ilerliyor. Günler geçti. Bir ize rastlamadım, fakat hâlâ umudum var. Koruluktaki evimizde yaşanan o gecenin hatırası silinmiyor. (...) Yürürken hepsinin görünüşünü düşünüyorum. O dümdüz siyah saçlarıyla ablamı düşünüyorum. Babacığımı, söylediği ve söylemediği kelimeleri düşünüyorum.”
Sonra hikâye geriye, ‘o gece’nin öncesine dönüyor ve olup bitenleri yavaş yavaş öğreniyoruz. Hikâyeyi anlatan Daniel, babası ve ablasıyla Elmet kırsalına geldiklerinde 14 yaşındaymış, ablası Cathy ise 15. Şehirde büyükanneleriyle birlikte yaşamışlar. Hayatını sokak dövüşü sayesinde kazanan babaları, büyükanne ölünce çocuklarını alıp annelerinin toprağı olan bu bölgeye getirmiş onları...

Daniel’in büyük bir hayranlık beslediği ‘Babacık’ -John Nelson- dev gibi, güçlü kuvvetli bir adam. Zamanında kaba gücünü zenginler hesabına kullanmış olsa da artık bedenini kimseye kiralamamaya karar vermiş. İçinde şiddet barındırmasına rağmen kendine özgü bir adalet duygusuna sahip ve özellikle çocuklarına karşı son derece sevecen. Yerleştikleri bölgede orman içinde kendi elleriyle inşa ettiği evlerinde çocuklarıyla birlikte huzur içinde yaşamak istiyor. Onlara tarımı, avcılığı, hayvan beslemeyi öğreten babaları daha iyi bir eğitim için yakınlarında oturan Vivienne adlı bir kadından yardım alıyor. Kısacası başlangıçta cennete yerleşmiş iki masum çocuk gibi yaşıyor Cathy ve Daniel. Ancak masumiyet çağı çok uzun sürmeyecek, kötülük orada da mülk sahibi Bay Price kişiliğinde kapılarını çalacaktır. Bölgedeki pek çok çiftçiyi kira alacağı için canından bezdiren Price, onları da evlerinden atmakla tehdit eder. Aslında Price ile John Nelson arasındaki hesap çok eskilere dayanmaktadır. Price, John’u yeniden kendisi için tahsilatçılık yapmaya zorlamak ister. John, haklarını kaba güçle savunmaktansa mal sahiplerinin karşısına bölgedeki diğer kiracıları ve tarım işçilerini örgütleyerek çıkmaktan yanadır. Mülk sahipleriyle mülksüzler arasındaki kadim kavga başlamak üzeredir...

FEODALİZMDEN KAPİTALİZME MİRAS KALAN
Romanının girişine Ted Hughes’un ‘Elmet’in Kalıntıları’ yapıtından bir alıntı koymuş Fiona Mozley; “Elmet, İngiltere’deki son bağımsız Kelt krallığı idi ve başlangıçta York Vadisi boyunca uzanıyordu... Ancak 17. yüzyılda dahi buz tutmuş çayırların altındaki bu dar çukur ile onun borda tirizleri hâlâ bir ‘kırgıbayır’, kanun kaçakları için bir sığınak idi.”
Alıntı hikâyeye zamansızlık kazandırıyor. Zira 21. yüzyıla gelindiğinde Elmet’te değişen bir şey yok. ‘Elmet’, kırsal kesimde yüzlerce yıldır nerdeyse değişmeyen toplumsal sıkıntılara ve sınıfsal çatışmalara ışık tutan bir roman. Ve burası dünyanın başka yerlerinde yaşanan sıkıntı ve çatışmaların gerçekçi bir vizyonunu sunuyor.
Bir yanıyla Steinbeck’in kolektivizm temalı ‘Bitmeyen Kavga’sını hatırlatıyor. Öte yandan, günümüzde geçmesine rağmen ortaçağ masallarının havası var ‘Elmet’te. Daniel ve Cathy’i Hansel ve Gretel’e, babalarını masallardaki iyi kalpli devlere, Price ve oğullarını kötü kalpli büyücülere benzetmekte zorlanmıyoruz. Fiona Mozley’in hikâyesini ortaçağ tarihi ve masallarıyla iç içe geçirmeyi başarmasının sırrı hiç şüphe yok ki bu tarih hakkındaki donanımı. Bir zamanlar çiftçilikle geçinirlerken bir anda Sanayi Devrimi’nin ihtiyaçlarını karşılamak için topraklarından sökülen, proleterleştirilen, çalıştıkları işletmeler verimsizleştiğinde sokağa atılan, üstelik artık geçimlerini temin edecek bir avuç toprakları bile olmayan insanların çektiği eziyetlerin farkına doktora tezini yazarken vardığını söylüyor Mozley. Bunları şimdiki zamanda kendisinin ve kuşağının umutsuzluğu ve maruz kaldığı sömürüyle birleştirmiş. Fiona Mozley’in öfkesi ‘Elmet’in karakterlerinde kendisini gösteriyor: “İntikam. İntikamdan bahsediyorlardı. Bay Price’tan ve onun için harcanan her şeyden alınacak olan intikamdan...”

CESURCA VE ŞAŞIRTICI
Hikâyenin ana hattını çizen toprak meselesi ve sınıfsal çatışma üzerinde biraz fazla durduk. Genç bir yazar olarak Fiona Mozley çağdaş edebiyatın görmezden geldiği konulara cesurca el atmasıyla hem şaşırtıyor hem farklılık yaratıyor. Buna karşılık ‘Elmet’i çekici kılan sadece ekonomik ve siyasal açılımları olan temaları değil, hatta bunları sevimli bulmayanlar bile çıkabilir. Ancak Mozley’in anlatısı öncelikle içerik açısından kuşatıcı ve ikna edici. İkincisi gerek Daniel ve Cathy özelinde işin içine giren cinsiyet aidiyetleri gerek sözünü ettiğim sınıf politikaları karakterler aracılığıyla ve üstü örtülü bir biçimde dile getirilmiş. Burada baba ve çocuklardan oluşan üç ana roman karakterinin ve birbirleriyle ilişkilerinin romana kattığı duygusal boyutu da atlamamak gerekir. Zira bu sayede ‘büyük meseleler’ insani dramların önüne geçmiyor. Bir başka deyişle insani dramlarla siyasi dramlar birlikte derinleşiyor. Özellikle kiracıların direniş için yaktıkları şenlik ateşinin ve babanın son dövüş sahnelerinin tasvirleri hikâyenin en güçlü bölümleri. Tam bu noktada romanın bir başka önemli kozundan bahsedebiliriz; yani Mozley’in şiirsel düzyazısından...
Fiona Mozley -bazen şiirselliği fazla öne çıkarsa bile- Yorkshire ormanlarının görkemini, etkileyici tasvirlerle bir karakter olarak kazandırıyor romana. Buna karşılık roman kişilerinin zihin yapılarını yakalarken basitleşen, kısa, bildirimsel cümleler ve az sayıda noktalama işareti barındıran bir dile geçilmiş. Böyle bir üslupta Mozley’in en sevdiği yazar olarak gösterdiği Cormac McCarthy’nin etkileri bulunabilir.
Daniel’in kendisini bulmak için yaptığı kişisel ve kız kardeşini bulmak için çıktığı fiziksel yolculuk nasıl son bulacak bilemiyoruz. Bildiğimiz şey, ‘Elmet’te anlatılan kadim kavganın henüz bitmediğidir...

Bitmeyen kavga
ELMET
Fiona Mozley
Çeviren: Berna Günen
Çınar Yayınları, 2018
288 sayfa, 25 TL.


Yorumları Göster
Yorumları Gizle