GeriKitap Sanat Bir yıkım neyi inşa eder?
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Bir yıkım neyi inşa eder?

Bir yıkım neyi inşa eder?
'İsimsiz', Gökhun Baltacı

Yaz sergilerini öğrencilere ayıran Pera Müzesi, bu kez Hacettepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nden 54 genç sanatçıyı konuk ediyor. Dilek Karaaziz Şener’in küratörlüğündeki ‘Sarsılan İmge’ başlıklı sergi, ‘Yeni kuşağın, çağın gerçekliğiyle ilişkili olarak sarstığı imge’ görüşünden yola çıkıyor.

Pera Müzesi, ulusal/uluslararası eğitim kurumlarıyla gerçekleştirdiği iş birlikleri kapsamında ‘Sarsılan İmge’ başlıklı sergiyle, Hacettepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Yüksek Lisans ve Sanatta Yeterlik programlarında eğitimlerini sürdüren 54 öğrenciyi ağırlıyor. Dr. Dilek Karaaziz Şener’in küratörlüğünde gerçekleşen sergi, ‘Yeni kuşağın çağın gerçekliğiyle ilişkili olarak sarstığı imge’ görüşünden yola çıkıyor.
Şener, imgenin tanımını Orhan Hançerlioğlu’ndan bir alıntıyla yapıyor: “Duyulur bir kaynaktan gelen tasarım...” Diğer bir deyişle imge, sanatçının dışarıdan duyumsadığını eserine nasıl yansıttığıyla ilişkilidir. Bugün sanatçının dünyasına, yani etrafını saran gerçekliklere bakıldığında hızla globalleşen fakat bir yandan bölünen ve kutuplaşan, yine hızla gelişen fakat diğer yandan savaşlarla yıkıma uğratılan bir dünya tasvir edilebilir. Her şeyin, karşıtıyla yan yana durduğu ve değişimlerin kartopu etkisiyle sanatçıyla buluştuğu ortamda, toplumsal gerçeklikler de yeni anlamlarla şekillenmekte. Birey, içinde yaşadığı toplum ve dünya hattındaki akışın iletişim çağının da etkisiyle her zamankinden daha sarsıntılı olduğu bir dönemde, sanatçının gerçekliği de daha geniş bir evrenden besleniyor. İşte serginin, bu sarsıntının yansımalarını, yeni kuşağın bakışından aktarma hedefinde olduğu söylenebilir.

Serginin, toplumsal gerçekliği yansıtma vurgusu önemli. Çünkü ülkenin başkentinde üreten bu yeni kuşağın toplumla nasıl bir ilişki kurduğu, Türkiye’de sanatın geleceğine dair de pek çok şey söyleyebilir. “Yeni kuşak, üretim disiplinleri ile yaşam-sanat, yaşam-sanatçı, birey-toplum arasındaki bağları kurmak adına üretmeye heyecan verici bir çıkış yolu olarak bakıyor” diyor küratör Şener. Serginin değindiği temaları ise şöyle özetliyor: Yıkımın ardından kalan yeni bir dünya, kimlik, mekân, aidiyet sorgulamaları, erotizm ve başkaldırı; nesneden özneye, kendi bedenindeki sorgulama sürecinin günlükleri; bellek izdüşümleri; oyun ve nesneleri, yaratıcılık, özgürlük, özgünlük, gerçek ve mimesis; fotoğraf: belleğin yıkımının ve aynı zamanda yaşama gücünün simgesi... Sanatçılar bu temalara, resim, heykel, yerleştirme, video, baskı, grafik, seramik gibi çeşitli disiplin ve mecralardaki çalışmalarıyla dokunuyor.
Hafızanın kaçınılmaz etkisi ile çalışmaların geçmişle kurduğu güçlü bağ, serginin yarattığı baskın hislerden. Bugüne dair söylenenler ise mekânın bellekle ilişkisine odaklanıyor ve hafızanın sürekli maruz kaldığı yıkımın ardındaki enkazı anlamlandırmaya çalışıyor. Umut Kambak’ın yoğunluğu demir olan yapının arkasına yerleştirdiği ‘Evim Nerede?’ videosu ile heykel ve akan görüntünün sorguladıkları, geçmiş ve bugün anlatısından bir gelecek tasviri çıkarmaya çalışıyor: ‘Bir yıkım, neyi inşa eder?’

Hazal Ünsal’ın ‘Paralaks’ başlıklı ışıklı pano çalışması ise sanatçının gelenekle kurduğu ilişkiyi geleceğe taşımak adına kurguladığı yaklaşımı temsil ediyor. Ünsal, büyükannesinden kalan en büyük miras olarak tanımladığı dantel motifini ışıklı panoda yeniden üreterek hafızayı pekiştiriyor. Öte yandan Ahu Akkan’ın dikiş tekniğini kullanarak şeffaf kumaşlar üzerinde oluşturduğu figürleri, zamanı insan yüzleri üzerinden izleme olanağını veriyor. Sevinç Köseoğlu Ulubatlı, kadının toplumdaki yerini pazar yeri estetiğinde sunduğu etkili yerleştirmesiyle gösteriyor. Seramikten yapılan küçük boyutlu hamile ve çıplak kadın bedeni heykelleri tezgah ve fileler içerisinde çürükleriyle sergiliyor. Kadın-erkek eşitsizliği, Aydan Kılınç’ın video çalışmasında ise şiddet üzerinden yer buluyor.
Meselelerin ve kavramların çeşitli medyumlarda yer yer toplumsal, yer yer daha kişisel yaklaşımlarla ele alındığı sergide grafik dalındaki öğrencilerin tasarım çalışmaları da mevcut. Cumhur Coşkun’un çevre meselesine değindiği afiş tasarımı, Gözde Çoban’ın yaratıcılık kavramını ele aldığı Korkunu Patlat adlı illüstrasyonu bu kapsamda görülebilir.
‘Sarsılan İmge’ başlıklı sergi, 26 Ağustos’a kadar Pera Müzesi’nde görülebilir


54 genç sanatçı bir arada
Sergide, her şeyden önce duyarlılık vurgusu yapan ve gerçekliğini toplumla birlikte yapılandıran sanatçıların isimleri ise şöyle:
Abdurrahman Coşkun, Ahu Akkan, Aydan Kılınç, Aysel Alver, Aytuna Cora, Buse Ergül, Cemil Toprak, Cumhur Coşkun, Çiğdem Doğan, E. Jessica Mckie, Elif Anbarpınar, Elif Avşar, Emrah Sezer, Emre Yenisoy, Esma Burcu Sereli, Esra Koruç, Gamze Boz Sülüşoğlu, Gamze Dökmetepelioğlu, Gökçe Kayık, Gökhun Baltacı, Gözde Çoban, Gözde Mulla, Gülşah Bayraktar, Hasan Doğan Yılmaz, Hasan Numan Suçağlar, Hilal Küçük, Hazal Ünsal, Işıl Tüfekci Ardıç, İlayda Çetin, İmre Deniz Işıktaş, İsmail Bezci, Kazım Şimşek, Maged Zaky Hassan, Mehmet Kemal İçden, Mehtap Morkoç, Melike Şerbet, Murat Atabek, Nurcan Çevik, Okan Ercan, Onur Sancu, Özgür Ballı, Pınar Baklan Önal, Rezzak İlge, Rıza Tan Buğra Özer, Sasan Baheri Rad, Semih Çınar, Sevil Seda Arapkirli, Sevinç Köseoğlu Ulubatlı, Sultan Burcu Demir, Umut Kambak, Umut Reyhanlı, Ümmühan Yörük, Zeki Zihni Kıvanç Yılmaz ve Zeynep Üçöz.


Yorumları Göster
Yorumları Gizle