Bir şehri tam kalbinden...

Güncelleme Tarihi:

Bir şehri tam kalbinden...
Oluşturulma Tarihi: Mayıs 25, 2017 16:12

Yazar Elettra Stamboulis ve çizer Angelo Manillo, Orhan Pamuk’u “Hatırlamak gördüklerimizi bilmektir” alıntısıyla selamlayarak bize yine buralardan bir yeri, bir zamanlar ‘Küçük Kudüs’ olarak anılan Selanik’i anlatıyor...

Haberin Devamı

Bir şehir anlatıyorsun. O şehir şimdi yok. Bu, buralarda çok olan bir şey. Öyle 80 yıl geriye gitmeye de gerek yok. 15 yıl önce koyduğunu bile yerinde bulamıyorsun. 100 yıllığı kim arasın da bulsun? Benim çocukluğumun geçtiği sokak 10 küsur yılda dümdüz oldu mesela. Kentsel dönüşüm geçti üzerinden. Neredeyse ne bir tane bina ne bir tane ağaç gösterebilirim size ben oradayken orada olan. Bunu da size dememe gerek yok tabii. İstanbul’da yaşıyorsanız durum malumunuz. Şehrin göbeğinde çekilmiş eski bir fotoğrafınıza baktığınızda siz dahil karedeki neredeyse hiçbir şeyin artık orada olmadığını fark ediyorsunuzdur. Şehir anlatmanın böyle bir sevabı var. Anlattığınız mekân şu anda hâlâ oradaysa bile bir süre sonra kesin orada olmayacak. Kaydetmiş oluyorsunuz.
Yazar Elettra Stamboulis ve çizer Angelo Manillo da bu kayıt altına alma işini ‘İstanbul’ ile yapan Orhan Pamuk’u “Hatırlamak gördüklerimizi bilmektir” alıntısıyla selamlayarak bize yine buralardan bir yeri, bir zamanlar ‘Küçük Kudüs’ olarak anılan Selanik’i anlatıyorlar. O Selanik de haliyle pek yok: “Selanik’i nasıl mı tasavvur ediyorum? Tüm hayatım boyunca muhteşem hayali bir sevgilim varmış ve o da bu şehirmiş gibi... Nihayetinde onunla evlendiğimde. Yani şimdi, onun yaşlı, pörsümüş bir kadın olduğunu fark ettim.”
Stamboulis, Selanik’in tarihine ailesinin anılarından kesitleri de yerleştirdiği bir kurguyu da dahil ediyor. “1924’te bütün Safaradlar İspanya pasaportu alabiliyordu ama sen kaldın... Niye?” sorusuna nine “Zamanlar değişmişti. Kovulmamızın üzerinden 500 yıl geçmişti. Artık Yunan olmuştuk. Her şey değişmişti, ben de dahil” cevabını veriyor. Baba bizi masaya oturtmuşken görüşleri, 1950’de Stalin tarafında reddedilinceye kadar Sovyet dilbiliminin temel kaynaklarından olan Nikolay Marr’dan bahsetmeden bırakmıyor.
Cem Dinlenmiş “Holokost’u, Filistin meselesini, hatta Kuzey Kore’de neler olup bittiğini çizgi romanlardan öğrendim. Küçük Kudüs sayesinde de hiç görmediğim Selanik hakkında gerçek bir izlenimim olmaya başladı” diyor önsözde. Yerden göğe kadar haklı. Joe Sacco’nun ‘Filistin’i artık ‘yeni gazetecilik’ başlığı altında ‘çizgi roman gazeteciliği’ olarak tanımlanıyor ve okutuluyor. İran İslam Devrimi başarıya ulaştığında beş yaşında olan Marjane Satrapi’nin ‘Persepolis’i de anlattıkları da pek çok insan için bir referans noktası.
‘Küçük Kudüs’ün Selanik’e ve tarihin oradaki tezahürüne dair söylediği benzer şeyler var. Yunan İç Savaşı’nda cepheye giden 1300 kişilik ‘Çocuklar Ordusu’ndan sadece 300 çocuk geriye dönüyor, birbirimize bakıp “Yanı başındakini öldürebilmek için nefret dolu olmalısın, seni itekleyen ideal kadar büyük olmalı bu nefret” diyoruz, her şey bittiğinde “Ne için savaştık biz? Neskafe frape için, tarihi olmayan sulu şey için” sorusu soruluyor, şehirlerde bir şeyleri hatırlatan şeyler yok olup yerlerine başka şeyleri hatırlatan başka şeyler bir süreliğine geliyorlar. Selanik’te de diğer yerlerde de zaman geçiyor, en azından izi kalıyor.

Bir şehri tam kalbinden...
 KÜÇÜK KUDÜS/SELANİK 
 DUVARIN YIKILIŞINDAN
 SONRAKİ BİR YAZ GÜNÜ
 Elettra Stamboulis
 Çizen: Angela Manillo
 Çeviren: Hasan Özgür Tuna
 İstos Yayın, 2017
 64 sayfa, 24

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!