GeriKitap Sanat Bir mecra olarak çizgi roman
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Bir mecra olarak çizgi roman

Bir mecra olarak çizgi roman

Çizgi romanlar uzun süredir farklı anlatım türlerinde araç olarak kullanılıyor. Gazetecilikte de belgeselde de bir mecra olarak kabul görür oldular. Üstelik sevindirici bir şekilde Türkçeye çevrilme hızlarında da ciddi bir artış var. Tarihe yön veren devrimler, direnişler, ikonik isimler, yakın tarihin olayları ya da sanatçılar çizginin diliyle çıkıyor karşımıza...

Çizgi romanların geleneksel olarak kurgusal, çoğunlukla da komik ve/veya fantastik hikâyeleri akla getirdiği zamanları geçtik. Uzun bir süredir kurgu olmayan, belgesele, biyografiye, bazen gazeteciliğe tekabül eden içerikler de barındırıyorlar. Son 10 yılda hızla Türkçeye çevrildiklerini de görerek seviniyoruz. Türkiye açısından başlangıçta ağırlıklı olarak, klasikler başta olmak üzere muhtelif edebiyat eserinin çizgi uyarlamalarını yayımlamak tercih ediliyordu. Büyük metinleri alanı ve anlatımı daha farklı bir medya olan çizgi romana indirgeyince çok anlamlı bir sonuç çıkmamıştı. Şimdi artık elimizdeki kurgu olmayan çizgi romanları kategorilere ayırabiliyoruz.

GAZETECİLİK:
YENİ BİR MEDYA
Çizgi romanın izlenim/gazetecilik faaliyeti olarak tanınmasını sağlayan Joe Sacco’nun Filistin, Bosna ve Irak’tan bildirdikleri İthaki tarafından basılmıştı. Baskı altındaki ülkelere gitmeyi seven Guy Delisle’nin çizgi romanları ‘Pyongyang’, ‘Shenzhen’ ve ‘Burma Günlükleri’ ise geçen yıl Karakarga’dan çıktı. Fransız çizer Tardi’nin babasının İkinci Dünya Savaşı sırasında esir düştüğü toplama kampında tuttuğu defterlerden yola çıkarak kaleme aldığı ve resimlediği ‘Ben René Tardi, Stalag IIB Kampında Savaş Esiri’ni ise Yapı Kredi yayımladı. Yani dünyada çıkmış büyük örnekler Türkçede mevcut. Diğer yandan bu kategori aynı zamanda yerli bir örneği çıksa en çok heyecanlandıracak tür olabilir. Kitap bazında değilse de Tarık Tolunay’ın Cumhuriyet davasından çizerek aktardıklarını çizer gazeteciliğine örnek alabiliriz.

Bir mecra olarak çizgi roman
Bir mecra olarak çizgi roman
Bir mecra olarak çizgi roman
Bir mecra olarak çizgi roman


BİYOGRAFİ:

İKONLAR, DİRENİŞÇİLER, DEVRİMCİLER
Biyografi oldukça yaygın. ABD’de başbakan adaylarının, Türkiye’de muhtelif Türk büyüğünün çizgi biyografilerini bulmak mümkün. Türünün öne çıkan örneklerinden Spain Rodriguez’in ‘Che’si (Agora Kitaplığı) Türkiye’de de çıkmıştı. Yayımlandığında “Sodenberg’in aynı isimli filminden daha gerçekçi bir portre çiziyor” şeklinde övülmüştü. Geçen yıl basılan Sybille Titeux – Amazing Amaziane imzalı ‘Muhammed Ali’ de (Karkarga) bir ikonu tanıklıklarla anlatan başarılı bir diğer grafik roman.
Nazilere karşı direnişin sembolü haline gelen dört kadın; Amy Johnson, Sophie Scholl, Berty Albrecht ve Mila Racine’in ayrı ayrı yayımlanan hikâyeleri ise tek kitap olarak basıldı: ‘Kadın Direnişçiler’ (Alfa)
Yapı Kredi Yayınları’ndan çıkan ‘Rembrandt’ ise klasik bir biyografi olmasa da yine de burada kendine yer bulabilir. Typex ismini kullanan Hollandalı çizer Raymond Kook, ünlü ressamın dönüm noktalarına odaklanarak okuması çarpıcı bir portre çıkarıyor. Çizimleri de müthiş. Daha geleneksel anlatımlı biyografilere ‘Marco Polo’ (Alfa Yayınları) ve Soner Tuna imzalı ‘Madame Curie’, ‘Rosa Luxemburg’ ve ‘Tesla’yı da (Yordam Kitap) ekleyebiliriz.
Ayrıca ‘Yeni Başlayanlar İçin’ (Habitus Kitap) serisi de yine bu kategoriye dahil. Seri Che Guevara, Nietzsche, Brecht ve Beckett’in yarı biyografik çizgi romanlarını barındırıyor.
Raflarda -Yapı Kredi Yayınları etiketiyle- yerini yeni alan, Julie Birmant ve Clement Oubrerie imzalı ‘Picasso-Resmin Serüveni’ni de unutmayalım. Ünlü ressamın hayatından sadece bir kesiti ele alsa da biyografik olarak tanımlanabilir.

OTOBİYOGRAFİ:
SATRAPI VE BECHDEL
Otobiyografi türünün giriş kitaplarının Türkçe baskıları mevcut: Ülkemizde de haklı bir popülerlik yakalayan ‘Persepolis’ (Marianne Satrapi, Panama Yayıncılık) ve ‘Cenaze Evi Şenlik Evi’ (Alison Bechdel, Bilgesu Yayıncılık). Bechdel’in annesinin izini sürdüğü ve aralarındaki uçurumun sebebini kurcaladığı diğer kitabı ‘Annem Sen misin?’ de (Bilgesu Yayıncılık) bir o kadar dokunaklı ve insancıl bir anlatı.

Bir mecra olarak çizgi roman
Bir mecra olarak çizgi roman
Bir mecra olarak çizgi roman
Bir mecra olarak çizgi roman


BELGESEL:

RESİMLİ TARİH
Geçen yıl Apaçi Savaşları’nın tarihinden bir kesiti aktaran ‘Indeh’, yine Karakarga’dan çıkmıştı. Tarihi/belgesel çizgi romanlar bu yıla da Benjamin Stora ve Sebastien Vassant’ın detaylı çalışması ‘Cezayir Savaşının Resimli Tarihi’ (Alfa) ile başladı. ‘Indeh’, Ethan Hawke imzası taşımasının da etkisiyle biraz daha drama tadındaydı, ‘Cezayir Savaşı’ ise daha belgesele yakın. Savaşın aynı zamanda tanığı olan tarihçi Benjamin Stora kronolojiyi mümkün olduğunca adım adım takip ederken, başka tanıklarla röportajlara da yer veriyor. Alfa’nın aynı kategoriye bir diğer katkısı ise Patrick Rotman ve Benoit Blary imzalı ‘Ekim 1917’. Carlos Reyes ve çizer Rodrigo Elgueta’nın belgesel çizgi romanı ‘Çizgilerle Şili’de Allende’li Yıllar’ (Yordam Kitap), Jacques de Pierpont ve Herve Bourhis’nin çalışması ‘Heavy Metal’ (Karakarga), sosyalist çizer Tim Sanders’ın çizimleri ve tarihçi John Newsinger’ın anlatımıyla ‘1917: Rusya’nın Kızıl Yılı’ (Z Yayınları) raflarda bulabileceğiniz diğer belgesel çizgi romanlar. ‘Heavy Metal’i bir yana ayırırsak Ekim Devrimi’nin 100’üncü yılı olması sebebiyle bu kategori 2017’de biraz tematik geçti diyebiliriz.
Yordam Kitap da daha önce ‘Kapital’, ‘Türlerin Kökeni’ ve ‘Komünist Manifesto’yu manga serisi dahilinde basmıştı. Bu anlamda sol, çizgi romanı bir platform olarak kullanmaya daha sıcak bakıyor
diyebiliriz herhalde.

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle