GeriKitap Sanat ‘Bilinçli bir intihali var ederek sorular soruyoruz’
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

‘Bilinçli bir intihali var ederek sorular soruyoruz’

‘Bilinçli bir intihali var ederek sorular soruyoruz’

Nazlı Pektaş’ın küratörlüğünde Yapı Kredi Kültür Sanat’ta açılan ‘İntihal mi? Hal mi?’ başlıklı sergi, Çağrı Saray, Erinç Seymen, Ferhat Özgür, Mehtap Baydu, Özlem Günyol&Mustafa Kunt ve Necla Rüzgar’ın 6 eski işi ile bu eserlerden esinlenerek oluşturdukları 6 yeni işi bir araya getirerek ‘temellük sanatı/kendine mal etme’ ve ‘intihal’ kavramlarını merkeze alıyor. Sanat tarihinin sıklıkla sorguladığı ‘özgünlük’ meselesini tartışan sergiyi Nazlı Pektaş ile konuştuk.

Aslında ‘temellük sanatı’ kavramı, sanatın doğasını ve tanımını eserlerin özgünlüğü, asıl eser sahibinin kim olduğu gibi meseleler üzerinden sorguluyor. Serginin başlığı ise biraz daha dikkat çekmek amacıyla intihal terimini kullanıyor. İntihal ve temellük sanatı birbirinden hangi noktada ayrışır?

Kopyalanan ya da gerçek yerine türlü yollarla ikame edilen imgenin serüveni, sanat tarihi içinde, sanat tarihinin kendisiyle yol aldı/almakta. Sanatçı bir yandan kendi özerkliğini ilan eder, öte yandan kendine mal ettiklerini daha çok görünür kılar. Sanatçının, en başında doğayı ‘intihal’ ettiğini düşündüğümüzde özgünlüğe çok farklı pencerelerden bakıp, kopyanın bu sergideki anlamıyla intihalin nasıl mümkün olabileceğini düşünebiliriz.

Sanatçı arkadaşlarımla birlikte esinlenme, kopya meselesini; kendine mal etme ile aşırma arasındaki ‘kıldan ince kılıçtan keskin sırat köprüsü’ aşılmazından çıkarıp, bu durumu süreç içinde kabul eden bir sergi yaratmaya çalıştık. Çalmanın sanatsal bir suç olduğu durumlar yok demiyoruz ama esinlenmenin de büyük bir zincirin halkaları olarak yıllardır var olduğunun da farkındayız. İşte tam da bu noktada bu sağlıklı bir biçimde tartışılsın istiyoruz. Bilinçli bir intihali var ederek sorular soruyoruz. Başlığımız bu kelimeler arasından intihali soruya çevirip başlığa çekerek sanatçılar ve benim aramızdaki performansı dikkat çekici bir yere taşımayı hedefliyor. Başlığın diğer yarısı olan ‘Hal mi?’ ise sorunun ikinci kısmına yanıt veriyor diyebilirim. Çünkü bu sergi daha en başından referansı içine alan bir sergi ve elbette tüm eserler esinlenme üzerinden ilerliyor.

‘Bilinçli bir intihali var ederek sorular soruyoruz’

Eser seçimi ve sanatçıların eşleştirilmesi sürecinde nasıl bir yol izlediniz?
Bir yazar ve akademisyen olarak işleri hakkında çok sık düşündüğüm, düşüncelerimi ve yazılarımı kamçılayan sergideki sanatçılarla bu sergiyi yapmak istedim. Projenin çerçevesini çizdikten sonra sanatçıları belirledim. Sonra sanatçıların üretim biçimleri, konu seçimleri vasıtasıyla birbirlerine olan mesafeleri de bir oyuna çevirerek onlardan ‘birbirlerini giymelerini’ istedim. Sergi fikri tüm detayları ile olgunlaştığında Yapı Kredi Kültür Sanat’a, Tülay Güngen ve Veysel Uğurlu’ya sundum. Sergi projemiz kabul edildikten sonra çalışmalarımız hızlandı. İlerleyen zamanda, eşleştirmeler aracılığıyla her sanatçı eşleştiği sanatçının daha önce üretilmiş bir işini, yeni işi için kaynak olarak aldı. Yani eski işi de, ondan esinlenen yeni işi de sanatçıların kendileri belirledi.

‘Bilinçli bir intihali var ederek sorular soruyoruz’

Serginin sorguladığı ‘yeni’ kavramı, bir yandan çağdaş sanat piyasasının öncelikli ihtiyaçlarından biri. Piyasanın bu sürekli ‘yeni’ye olan ihtiyacını nasıl değerlendiriyorsunuz? Sanatçının motivasyonunu ve yaratıcılığını nasıl etkilemekte?
Çağdaş sanat piyasasının ihtiyaç ve inançlarından biri olan ‘yeni’ sanatçıyı sürekli üretmeye doğru itiyor. Bu açıkça gözlemlenebiliyor, hem dünyada hem de ülkemizde. Motivasyon mu, evet bundan söz edebiliriz. Sorun, ortaokulda yazdığımız ‘Nicelik mi nitelik mi?’ kompozisyonlarını aklıma getirdi. Çokluğun içindeki hakikiliği bulmak önemli. Bundan kastım ister kendine mal etme yoluyla, ister kendiliğinden ortaya çıkan üretimle yaratılan ‘şeyler’in özgünlüğü elbette. Eleştirel bir bakış, yeni bir yorum yeni eseri özgün kılmaya yetebilir. Piyasa ise meseleye sanat tarihinin perspektifinden bakmıyor elbette. Yeni olanın çekiciliği ve kısa süreli ‘yeniliği’ ekonomik bir değer olarak kabul ediliyor.

Biçimde biricik olmanın artık sanatın öncelikleri arasında olmadığını görüyoruz. Bu çerçevede düşünüldüğünde, günümüzde sanatçının başarısı hangi nitelikler üzerinden izlenmeli?
Günümüz sanatçısının başarısı ya da başarısızlığı piyasa açısından bakıldığında görünür olmak ile olmamak arasında ilişkilendiriliyor olsa da elbette bu gerçek bir ölçü değil. Bazen ‘başarı’ dediğin konu çok uzun zaman alabilir ama kendine ve üretimine sahip çıkan ve eleştirelliğini kaybetmeyen bir sanatçının izleyicinin gözünden kaçması mümkün olmaz.

‘Bilinçli bir intihali var ederek sorular soruyoruz’

Nazlı Pektaş küratörlüğündeki ‘İntihal mi? Hal mi?’ başlıklı sergi 29 Temmuz’a kadar Yapı Kredi Kültür Sanat’ta görülebilir.


Yorumları Göster
Yorumları Gizle