GeriKitap Sanat ‘Ben kimim?’ sorusuna cevap bulmak için yola çıktım’
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

‘Ben kimim?’ sorusuna cevap bulmak için yola çıktım’

‘Ben kimim?’ sorusuna cevap bulmak için yola çıktım’

Göçlerle şekillenen bir dünyada ve ülkede yaşıyoruz. Bizim gibi birçok kültürün, ülkenin kuruluş efsaneleri, öyküleri de göçle başlar. Zeynep Göğüş’ün, bir solukta okunan, akıcı ve sürükleyici ilk romanı ‘Işık Ülkesinden’ de bir ailenin doğduğu topraklardan koparak Balkanlar’dan göçüyle başlıyor. Tam da yeni Türkiye’nin kuruluş sancılarının olduğu yıllarda...

Bir film ya da romanın girişinde ne zaman “Olaylar gerçek hayattan kimi izler taşımakla beraber tamamen kurgu ürünüdür” notunu görsem demek ki anlatılanlar gerçekmiş diye düşünürüm. Senin romanın da böyle bir notla başlıyor... Roman yazmaya karar verdiğinde çıkış noktan ailenin bir kısmının Makedonya’dan Türkiye’ye göç etme hikâyesi ve kurdukları yeni yaşam mıydı? Yoksa bir dönem romanı yazmayı mı hedeflemiştin?
Her ikisi de doğru. Tutunma noktalarını aile hikâyesinde buldum, ama hikâyenin dönemi de anlattığı ortada. Ancak asıl ilk dürtü olarak “Ben kimim?” sorusunun tekil ve çoğul hallerinin üzerine gitmek için yola çıktığımı söyleyebilirim. Uzun süredir kimlik ve aidiyet meseleleri üzerine kafa yoruyordum ve hikâye bu meseleleri de kapsıyordu.

Baba tarafının Antepli olduğunu biliyoruz. Bu roman Zeynep Göğüş’ün anne tarafının yaşamından izler taşıyor diyebilir miyiz?
Evet, roman ailemin Rumeli tarafından izler taşıyor. Rumeli ve Antep kültürlerinin karıştığı bir ortamda yetişmek benim için olağanüstü zenginlikti, bunu şimdi daha iyi anlıyorum, ama fiziksel olarak İstanbul’a daha yakın olsa bile artık Misak-ı Milli sınırları içinde olmadığı için Rumeli bir rüyaydı, Antep ise gerçek. Rüyalar gerçeklerden daha etkin hayatımızda.

Türkiye’nin kuruluş yıllarında başlıyor roman ve 1970’lere dek uzanıyor. Ama olayları anlatırken kesinlikle yıl vermiyorsun, neden?
İlle de bir tarihi anmaksızın olayları okunaklı kılabilmeyi istemiş olabilirim. Bazı şeyleri okura bırakmak belki de onun katılımcı olmasını sağlıyor. Olay örgüsü öyle açık ipuçlarıyla kurulu ki, zaten anlatılan olayın tarihi başka bir şey olamaz, Balkan Harbi, İstanbul’un işgali, Atatürk’ün ölümü, Varlık Vergisi, başbakanın idamı, ihtilal, işçi ve öğrenci hareketleri, askeri muhtıra günleri, İstanbul’da köşklerin yıkılıp yerlerini yüksek apartmanların almaya başlaması... 60 ihtilali ya da 71 muhtırası diye tarih vermeden ya da Ziverbey Köşkü demeden de dönemin hangi kavşağında durulduğu belli olsun istedim.

Göç, kuşlar, zeytin ve köşk romanın temel taşlarından ve aynı zamanda dördü de metafor gibi geldi bana. Zeytin kök salmayı, topraklara bağlılığı, kuşlar göçleri, göç de yeni bir dünya kurmayı, köşk de Türkiye’yi simgeliyor diyebilir miyiz?
Senin de fark ettiğin gibi, bu kelimeler hem gerçek anlamda var hem de göndermeleriyle ve metaforlarıyla var. Tren yolculuğu, zeytin, göç, kuşlar olsun, köşk ve insanların her biri göndermeleriyle romanda sözü edilen şeyin kapsadığı alanı genişletip, anlamını derinleştiren bir algı yaratıyor olabilir. Metaforlar neredeyse kendiliğinden oluştu, bunu planlayarak yaptığımı söyleyemem. İma edilen anlamı, hatta daha da fazlasını okur çıkardıysa ne güzel.

Romanındaki tarih bilgin de etkilenmeyecek gibi değil. Aile büyükleriyle sözlü çalışma yapmış mıydın? Ya da onlardan kalan bir anı defteri var mıydı?
Evde yeni bir kitaplık yaptırma ihtiyacı doğuracak kadar çok okuyup araştırdım. Rumeli Demiryolları’ndan tut da Dümbüllü’nün hayatına, Hilmi Ziya Ülken’den Peyami Sefa’ya kadar geniş bir yelpazede okudum, Aleviliği ve Bektaşiliği, Erenköy Cemaati’ni, Rumeli tekkelerini, Rumeli ve göç tarihini araştırdım. Tarih bilinci benim için olmazsa olmaz. Anı defteri yoktu. Büyüklerden kimse de kalmadığı için sadece aileden küçüklerle konuşabildim. En çok da hafızamın tortusuna güvendim. Bu bazen uyumadan önce okunan bir dua, bazen kulağımda çınlayan bir şarkı, bazen da tadı damağımda yer etmiş bir yemek ya da sandık gibi herhangi bir nesneydi.

 ‘Ben kimim’ sorusuna cevap bulmak için yola çıktım’

IŞIK ÜLKESİNDEN
Zeynep Göğüş
Everest Yayınları, 2018
288 sayfa, 27 TL.

Yorumları Göster
Yorumları Gizle