GeriKitap Sanat Beden özgürleşirken ruhsal olarak baskılanıyor
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Beden özgürleşirken ruhsal olarak baskılanıyor

Beden özgürleşirken ruhsal olarak baskılanıyor

Ali Alışır, Bozlu Art Project’te açtığı ‘Melez Ruhlar’ isimli sergisinde insan bedeni ve hareketine odaklanarak, ruhlarıyla melez bedenleriyle aynılaşan günümüz insanını konu alıyor. Alışır, 'Sürekli bir devinim halinde olan bu figürler ruhlarımıza nüfus etmiş bu modern dünyanın karmaşıklığını ortaya koymaya çalışıyorlar. Yaşadığımız sistem yeni bir insan türü üretiyor. Bu yeni insan tipi, bedensel olarak ‘özgürleştirilirken’ ruhsal olarak, kültürel ve siyasi olarak baskılanıyor' diyor.

Melez Ruhlar’ adlı son serginizde neyi anlatmayı hedefliyorsunuz?
‘Melezlik’ bir noktada evrimin duraksaması, doğal sürecinden başka ‘bir şey’e dönüşmesi demektir. Bu noktada sergimle beraber yaşadığımız bu yüzyılda ‘gerçek insan’ evriminin doğal sürecinin durakladığına ve başka bir şeye dönüştüğüne vurgu yapıyorum.
21. yy her şeyin çok ve aşırı olarak yaşandığı bir yüzyıl. ‘Çok anlamlılık’, ‘Çok kültürlülük’, ‘Çok dillilik’, ‘Çok kimliklilik’ gibi... Bu ‘çok’ ve ‘aşırılık’ kavramları beraberinde yukarıda yazdığım gibi ‘melez’ kavramını beraberinde getiriyor. Artık aidiyet kavramlarının bittiği, bölünen kültürlerin, hızla gelişen teknolojilerin arasında sıkışmış bireyleriz.
Estetik sektörünün gündelik hayatın bir parçası haline gelmesi, organ nakilleri, genetik mühendislik, üreme teknikleri, iletişim ve bilişim teknolojileri hepimizin hayatına değişik yollardan müdahale etmekte ve insan bedenini, ruhu bir proje, tasarım ve pazarlama unsuru haline getirmektedir. Nasıl yememiz, giyinmemiz, nasıl yaşamamız vs. gerektiğini buyuran devasa bir sistemin içinde ayakta durmaya çalışan bireyleriz.
Gerçek ve hayalin iç içe geçtiği, şeylerin ve temsillerin birbirine karıştığı bu dünyada bedenlerimizin ve ruhlarımızın ihtiyaçları birbirine karışıyor. Örneğin vücutlarımızı fit yapmak adına spor dışında her şeyden vazgeçiyoruz. Beden sağlığı konusundaki aşırı özenimizi ruhumuzun sağlığı konusunda gösteremiyoruz. Ruhlar sanal platformlarda yaşarken, bedenlerimiz reel hayatlarda yaşıyor.
O yüzden eserlerimdeki figürler bu modern dünyanın çekiştirmecesine, hızın aşındırıcı kuvvetine, zamanın bu hızlı sürüklemesine karşı dengede durmaya çalışıyorlar. Modern dünyanın bu hareketliliğini gerek duruşlarıyla gerekse de ruhları aracılığıyla hissettirmeye çalışıyorlar. Sürekli bir devinim halinde olan bu figürler ruhlarımıza nüfus etmiş bu modern dünyanın karmaşıklığını ortaya koymaya çalışıyorlar.

Bu serginin üretim sürecinden nelerden etkilendiniz?
Şu sıralar özellikle fotoğraf sanatının dışındaki alanları takip etiğimi söyleyebilirim. Özellikle müzik ve sinema bu alanlardan birkaçı. Ayrıca bu sergiyi hazırlarken, yaşadığımız bu çağ ile paralellik gösterdiğine inandığım Barok dönemi sanatçılarını inceledim. Özellikle Paul Rubens’in çalışmalarını yoğun bir şekilde inceleyip üretim sürecinde ondan beslendiğimi söylemeliyim...

Eserlerinizin fotoğraf temeline dayanıyor ama adeta yağlı boya ile üretilmiş çalışmalara benziyorlar. Teknik sürecinden bahsedebilir misiniz biraz?
Ben resim kökenli bir sanatçıyım. Çok uzun yıllar resim yaptıktan sonra, resimden gelen yeteneğimi fotoğraf ile birleştirdim. Bir ressam ile aramdaki belki de tek fark, benim boya yerine ışığı kullanıyor olmam. Tabi bu süreçte İtalya’da aldığım eğitimin de katkısı oldukça fazla. Uzun yıllar İtalya’da yaşamış olmam, oradaki kültürün etkisinin çalışmalarımda daha fazla hissedilmesini sağlıyor. Diğer taraftan ürettiğim eserler her ne kadar dijital çalışmalar olsalar da tek edisyon olarak basılıp koleksiyonerlere ulaşıyor. Yani bu da eserlerin “biricikliği”ni koruma altına alıyor ve değerliliğini saklı tutuyor.
Her ne kadar üretim sürecimde dijital teknolojiden yararlansam da, üretim öncesi bütün etkilenme ve hazırlık sürecim ‘analog’. Seyrettiğim filmler, okuduğum kitaplar, dinlediğim müzik, gezdiğim coğrafyalar, gördüğüm kültürler, tanıştığım yeni insanlar vs. işlerime yansıyor.

Gelecekte teknolojinin toplum üzerinde ne tür etkilerini gözlemleyeceğiz?
Gün geçtikçe daha fazla küreselleşen bu dünyada yaşadığımız sistem yeni bir insan türü üretiyor. Bu yeni insan tipi, bedensel olarak ‘özgürleştirilirken’ ruhsal olarak, kültürel ve siyasi olarak baskılanıyor. Bölünen kültürler, hızla gelişen teknolojilerin arasında sıkışmış bireyler yaratılıyor. Ve bu suni oluşumlar ‘Melezlik’ kavramını doğuruyor. Ben ‘Melezlik’ kavramının gelecek yüzyılda dünyaya daha fazla hakim olacağını düşünüyorum.
Ali Alışır’ın ‘Melez Ruhlar’ başlıklı sergisi 23 Ocak’a kadar Bozlu Art Project Nişantaşı’nda izlenebilir.

Ali Alışır Hakkında
1978 yılında İstanbul’da doğan Ali Alışır, 1996 yılında Yeditepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nden aldığı başarı bursu ile Grafik eğitimine başladı. Yüksek lisans eğitimini Floransa Accademia Italiana’da Fotoğraf üzerine yaptı. Yüksek Lisans eğitimi boyunca fotoğrafta dijital kurgu üzerine yoğunlaştı, 2006 yılında okulu birinci olarak bitirdi.
Ali Alışır’ın 2009 yılından itibaren odaklandığı “Sanal” kavramı yapıtlarının merkezini oluşturmaktadır. Felsefe, sosyoloji, edebiyat, sinema gibi farklı disiplinlerdeki toplumsal sorunları, fotoğrafa dijital müdahalelerde bulunarak ürettiği yapıtlarıyla irdeleyerek gündeme taşıyan sanatçı, kullandığı farklı tekniklerle ürettiği yeni imge düzeniyle alternatif bir ‘Boşluk’ uyarısında bulunmaktadır.
Çalışmalarına Türkiye devam eden Alışır’ın çalışmaları İstanbul Modern Sanatlar Müzesi, T.C Cumhurbaşkanlığı Köşkü, 94 büyükelçilik dahil birçok özel yerli ve yabancı koleksiyonda yer almaktadır.

Beden özgürleşirken ruhsal olarak baskılanıyor

Beden özgürleşirken ruhsal olarak baskılanıyor


Yorumları Göster
Yorumları Gizle