GeriKitap Sanat ‘Bazen eski çağda kalmışım gibi hissediyorum’
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

‘Bazen eski çağda kalmışım gibi hissediyorum’

‘Bazen eski çağda  kalmışım gibi hissediyorum’

Heykeltıraş, ressam ve grafik sanatçısı Erol Kınalı, 50 yıla yaklaşan sanat yaşamının özeti niteliğindeki retrospektif sergiyle İş Sanat Kibele Galerisi’ne konuk oluyor. Eserlerinde çok boyutlu ve çoğul kimliğin çeşitliliğini ortaya koyan sanatçı, “Kendimi modern sanatın içerisinde görüyorum fakat (günümüzde) yapılan işlerin boyutunu görünce bazen eski çağda kalmışım gibi hissediyorum” diyor.

Sanat kariyerinizde resim mi yoksa heykel mi daha baskın?
Bu galeride resim baskın diyebiliriz. Aslında ben resmi de heykeli de bir arada yürüten bir sanatçıyım. Hatta resimlerin üzerinde heykel ve üç boyutlu elementler de getirip, onların iki boyutludan üç boyutluya geçişini sağladım. Bu sergide de onlar var. Sadece görsel bir üç boyutluluğu değil, biçimsel üç boyutluluğu da bu sergiye taşıdım.
Yeni serginizin retrospektif oluşunun sizdeki anlamı nedir? Oluşum süreci nasıl gerçekleşti?
En eskiden en yeniye yapılan işleri sergilemiş oldum. Açıkçası, bunların bir araya gelişi de çok iyi bir şekilde gerçekleşti İş Sanat Kibele Galerisi’nde. Galerinin büyüklüğü, ışık ve mekân açısından uygun oluşu sayesinde mekânı bir tiyatro sahnesi gibi kurguladık. Resim ve heykellerle birlikte güzel bir etkileşim içerisinde, çok güzel bir sergi olduğunu hissediyorum.
Anlam ve biçim arasındaki ilişkiyi resimlerinizde çok derin bir bağ ile yansıtıyorsunuz. Size göre bu ilişki nasıl gelişiyor?
Düşünen bir sanatçı olarak sanat felsefesi olan biriyim. Yapacağım resimde içerik mutlaka olmalı, bunu düşünüyor oluyorum. Bazen de, şunu söylemem gerekli, spontane olarak birdenbire başlıyorum o esere, hiç düşünmeden... Daha sonra arkası geliyor. Bu ikisi her zaman olmalı bence, ikilem olarak. Denge gibi...

‘Bazen eski çağda  kalmışım gibi hissediyorum’


Değişen çağın, hızın ve teknolojinin sanatınız üzerinde bir etkisi var mı?
Almanya’dan Türkiye’ye gelmem aslında bir yol, değişen bir yol... Benim açımdan değişen çağın da temsili. O yolda mutlaka teknik, iletişim biçimleri, duyma, yansıtma ve okumalar şekil değiştirdi. Sanatçı etkilenmiyor dersek zaten yanlış olur. Sanatçı duyan, gören ve yansıtan kişidir. Bugünkü sanatın şekli de değişti. Eskiden heykel yapıyorken veya fırçayı alıp resim yapıyorken bugün öyle farklı biçimlerde sanat çalışmaları var ki insan gerçekten hayrete düşüyor. Ben kendimi modern sanatın içerisinde görüyorum fakat yapılan işlerin boyutunu görünce bazen eski çağda kalmışım gibi hissediyorum.
Almanya’da aldığınız sanat eğitimi sonrasında Türkiye’ye geri döndünüz. Avrupa sanat ortamıyla Türkiye’deki sanat ortamı arasında gözünüze çarpan farklar neler?
Güzel bir soru. Türkiye’deki sanat ortamı son yıllarda daha iyi olmaya başladı. Müzeler ve galeriler açılmaya başladı ama sanata verilen değer pek iç açıcı değil. Sanatçı değerinin karşılığını alamıyor Türkiye’de. Galericilerin sanatçıları ön plana çıkarma, sergileme gibi işleri çok üstlenmediğini düşünüyorum. İş Bankası Kibele Sanat Galerisi’nde sergimin yer alması benim için çok kıymetli. 100’den fazla resmi burada sergiledim. Bunun az bir kısmı Türkiye’de yaptığım çalışmalar. Büyük bir kısmı ise Almanya’da yaptığım çalışmalar. Almanya’da 30 yıldan fazla kaldım. Almanya, özellikle Avrupa sanata çok değer veriyor. Sanatçı, orada çok önemli bir değer görüyor. Bizim ülkemizde sanatçının çok özel bir yeri yok. Almanya’da bulunduğum yerde, sanatçı özgürce çalışabiliyordu. Bana herkes değer veriyordu, el üstünde tutuyordu. Resim satabiliyordum orada. Fazlaca sayıda resim sattım ve koleksiyonerler çok fazla resim alıyorlardı.
Erol Kınalı’nın sergisi 29 Aralık’a kadar İş Sanat Kibele Galerisi’nde.

Yorumları Göster
Yorumları Gizle